
Ideal insan, ideal ahlak, ideal falanca, ideal fismekanca konularinda dur durak dinlemeden, transit ahkam kes dur. Semt kilisesinin kallavi cani gibi, daglari taslari bunlarla inlet. Ondan sonra Jandarma esliginde nezarethane ve "Ne aparati arkadasim?" feverani. Bir yandan keyfine bakip, vur patlasin cal oynasin ve bir yandan da "Emsal ve Timsal" olma merakinin insanin basina actigi isler. "Beni bu guzel havalar mahvetti" der mi sorulsa? Evkafta bir memuriyeti de yok ama...
Uyusturucu en basta ahlaki bir suc ve bizi bayira karsi yatirip, eylemin devamini getirseler bile kullanmayiz bu boku. Lakin bu kisisel bir zaaf ve insanlar da "Ulan bir bunye otursa da cekmeye baslasak..." diye gelmiyorlar dunyaya. Yiyorsun bu herzeyi, amenna. Maksat eylemlerinde, kendine ve hitap ettiklerine delikanli olabilmek... "Ben de bunu sectim kardesim. Benim yolum da bu. Siz benim sanatima bakin, seklime karismayin. Sakin ola evde de denemeyin" dense, ne soyleyebilir insanlar? Nur Cintay'in bugunku yazisinda "Popstar yarışmasında had bildirmelere doymazlığı mükemmel bacaklarını bile gölgelerken, gün gelecek ‘suç’un çok insani bir şey olduğunu anlayacak..." diye dillendirdigi sey, yani kendine bir "insanustuluk" atfetmek ve "Hem guzelim, hem erdemliyim, hem bireyim" semalarinda ucmak neden? Degilsiniz. Bir zamanlar biri ya da birkaciysaniz bile artik hicbiri degilsiniz. Mesela sizinki de can, Amy Winehouse'unki de. Ama o "Ne aparati?" diye sormuyor sadece.
Gerci bizim memlekette bu badirelerden magdur cikmak kolaydir. Giy en efendisinden siyah bir elbise, tak "Bismillahirahmanirahim" yazan bir kolye, gec arka fonunda Ataturk olan bir masanin basina, halka mal olmusluktan soz et, sonlara dogru iki damla gozyasi dok, olsun bitsin. Turkiye sizinle gurur duyuyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder