24 Şubat 2009 Salı

Bodrum Hakimi


Ne Subatmis ama... Yilmaz Kurt'un olum haberi dustu ajanslara bugun de. Aktorunden figuranina her filmde oynamis adamlar vardir ya, iste onlardan birisiydi. Bodrum Hakimi filminde de oynamisti. Selvi Boylum Al Yazmalim kadar dokunakli degildi ama yine (ve her zamanki gibi) Cahit Berkay'in guzel muzigi esliginde, Kadir Inanir ve Turkan Soray'in oynadigi hos bir filmdi. Rahatsizligi da Mugla Fethiye'de baslamis Yilmaz Kurt'un. Yillardir oynadigi tiyatroda... Once Fethiye Devlet Hastanesi'ne kaldirilmis, sonra Izmir'e ama gucu yetmemis. Gunde kimbilir kac kez filmlerle gorundugu televizyonlardan bir de vefat haberi belki gecer, belki gecmez.

"Bodrum Hakimi" demistik. Muglali yazar Belkıs Öztin Koparanoğlu'nun romanina da konu olan hazin bir oykudur. Kitabindan yillar once turkulere gececek kadar.

Bodrumlular erken biçer ekini.
Feleğe kurban mı gittin Bodrum hakimi?
Nasıl astın Mefaret hanım ipe de kendini?
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini.

Şu Bodrum'un dağlarında ceylanlar dolaşır.
Kara haber Mefaret hanım pek tez ulaşır.
Hakim hanımın memleketi, Kütahya Tavşan.
Hakim hanım sen eyledin bizleri perişan.


Gorece yakin tarihte gecmesine ragmen, turkulere konu olan diger bir cok huzunlu yasam oykusu gibi bu hikayede de "Acaba..." denecek yerler var. Basta Tolga Candar olmak uzere konuyu arastiranlar "Ser verir, sir vermez" bir burokratik ve insani duvarla karsilasmislar. Burokratik engeller; mahalli idarelerin klasik evrak yetersizligi olarak ortaya cikarken, diger engel ise "Gecmis zamani kurcalamaya gerek yok" seklindeki Anadolulu guzelligiyle, yani "olmuşu ve ölmüşü rahat birakin" duyarli kayitsizligiyla boy gostermis. Oyle ki dogdugu yer bile muamma kalmis Hakim hanimin. Sadece bir sey kesin.

1954'de Bodrum'da hakim olarak gorev yapan bir kadin. Mefharet Tuzun. Kendini asarak intihar ediyor. Nedeni hakkinda anlatilanlar muhtelif. Askindan? Ozleminden? Verdigi bir idam kararinin vicdan azabindan? Idama mahkum ettigi gencin tanidiklari yuzunden? Ayni filmdeki gibi, bir idam karari vermemek icin? Boylece bir suru muammali soz... Belki bir gun aydinlanir, kimbilir..

Olmeden onceki gece yasananlar ise hikayenin trajedi boyutunu katliyor. Bodrumlularla birlikte Milas'a, Zeki Duygulu'nun konserine gidiyor Hakim hanim. Zeki Duygulu demisken bir parantez acmamak olmaz. Turk Sanat Musikisi'nin en guzel eserlerinden birinin sahibidir.

Ayrıldı gönül şimdi yine bir tek eşinden.
Bulmakta teselli batan akşam güneşinden.
Alnımdaki hatı yaşımın matemi sanma.
Her çizgi açıldı acı hicran ateşinden.


Zeki Duygulu bir sarkiyi bitirince Mefharet hanim; "Tekrar soyler misiniz?" diye soruyor. Tekrar geliyor sarki.

Uslu dur kadınım çıldırtma beni.
Ben artık bildiğin o ten değilim.
Bir başka yağmurla ıslak mendilim.
Yeter artık ağlatma beni.
Uslu dur kadınım çıldırtma beni.
Dökülmüş yaprağım, sararmış güzüm.
Çiğli kirpiklerle yaşlıdır gözüm.
Bu gurbet ellerde ben bir öksüzüm.
Yeter artık ağlatma beni.
Uslu dur kadınım çıldırtma beni.


Sabah adliyeye gelmiyor Hakim Hanim. Merak edenler eve gittiginde tavandan sallanan cansiz bedeniyle karsilasiyorlar. Simdilerde olsa bir ucuncu sayfa haberi olacak intihar cevrede kucuk capli bir yikim oluyor. En azindan sahit olan kusaklarin dilinde bir agit haline geliyor. Ve Zeki Duygulu, bir daha hic bir yerde, Hakim hanimin son istegi olan o sarkiyi soylemiyor.

Dökülmüş yaprağım, sararmış güzüm.
Çiğli kirpiklerle yaşlıdır gözüm.
Bu gurbet ellerde ben bir öksüzüm.

Hiç yorum yok: