12 Şubat 2009 Perşembe

Marifet mi Sizinki? (Prelude)

Prelude...

Çünkü nihayet tamamını izleyebildiğim filme dair, "Ulan acaba ben mi kaçırdım o şeyleri?" havası hala yerinde duruyor. Pazar gününün o insana adeta çöken melankolisinde bir kez daha izleyeceğim filmi. Ondan sonra hala aynıysa durum, cok ağır konuşacağım.

"-Hislerimizde samimiyiz ama olmayınca olmuyor- ayaklarında iki ayrı vuslata son verirken bile, "Hababam Sınıfı-Hayta İsmail Ayrılığı"ndaki kadar olsun, sahici bir hüzün yaşa(t)mıyorsunuz. Adeta dümensiniz" diyeceğim.

"Tüketim toplumunca hatırlanmak icin çaresizce böyle nostaljiler bekleyen, şarkıları şaheser bir tek bu filmin" diyeceğim.

"Bu filmde ağlatan bir şey varsa, o da insanın kendi hatıralarının izi. Yoksa bu tırt şahıslara ağlanmaz" diyeceğim.

Bu son ikisini birleştirerek; "Kimin yaşanmışlıkları kendi gözünün önüne böyle müziklerin arka fonluğunda gelse aynı etkiyi yaratır. Zira kocaman beyaz perde yalnızca o an izlediğiniz filmi değil, kendi filminizle beraber onlarcasını hatırlatır. Birine ağlarken, aslında kendinizin ve başka filmlerin aklınıza geldiğini fark etmezsiniz bile" diyeceğim.

"Hem kendin vazgeç, hem de sonra ebedi sevgiden bahset, ne ala memleket. Seven vazgeçer mi?" diyeceğim.

Cevaben "Sen geçmiste yaşıyorsun. Halbuki mantıklı olmak gerek..." diyenler, bunu akıldan geçirenler çıkacak. Karşımda Mr. Spock var sanacağım.

Pazar günü görüşelim...

Hiç yorum yok: