3 Şubat 2009 Salı

Fevkalhad

Fiiller uzerinden edebiyatla gecisecek haldeyim. Mesela; sadece sesli harfleri degistirerek "aklim bulaniyor, ben bileniyorum" diyecek gibi. Zira gunde yalnizca iki saat uyku, neresinden tutsa elinde kaliyor insanin ve sinirli yapiyor bunyeyi. Ucuncu defadir degistirdigim odanin penceresinden iceriye kopekler havliyor sabaha kadar. Millet kimbilir ne kufrediyordur, uyku birakmadiklari icin ama benim uykunun canina kiyanlar bu sesler olmadigindan, onemi yok. Dalmak icin Manowar dinleyen birinden farkli bir sey beklenmemeli zaten. Peki neden?

Rutinler insanin hayatina, geminin yuzdugu denizin ufkunu tumden sarmis grejuva gibi yerlestigi zaman kacmaktan baska care yok ama geri donulmesi kolay acik denizden degil, (Bulutsuzluk Ozlemi'nin "Günlerin getirdiği, senin yitirdiklerin. Sanki hiç umut yok. Cok yorgunsun. Ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun" sozleriyle yad ettigi) hayattan bahsettigimiz icin "Gidiyorum lan" deme sansimiz da yok tabii. Yine de yapabiliyorsan, cevresinden dolasiyorsun iste. Bilhassa uyku gibi "tamamen sana kalmis" islerde.

Monoton hayatla ihata edilmisiz. Odanin icerisinde iki adimlik voltalar. Oda degil, hucre. Hos, disari cikip, voltayi uzatsan, adim attigin yerdeki camurdan baslayip, dagin beyaz tepelerine kadar kufre bulayacaksin Cin hududuna bakan aksa-yi sark topraklarini. Sinkafin gunahindan korkudan degil de kufur bile zul, ondan. Aslinda tanidik bu haller. Ne de olsa ikinci tecrit. Askerden, cezaevinden, Malatya'dan sonra ikinci muhasara. Gerci buranin daglari da, komple buralar da memleketin tek damla yagmur suyu olamaz. Kayisilar bile, yetmese de yetiyordu bazen. Ve gitmem gerektiginde, Haziran ayinda bir Sezen konseri bekliyordu Istanbul'da. Toren alayi gibi bir gece... Burada ise "Ne bir güzel var avutacak gönlümü/Bu şehirde/Ne de bir tanıdık çehre/Bir tren sesi duymaya göreyim" diye baslayacagim ama tren sesi de yok ki lanet yerde. Guzel desen, ben dunyadaki tek guzelden uzak, o zaten bana fevkalhad irak. Ne konusmak geliyor icimden, ne yazmak, ne uyumak...

"Millet issizlikten kiriliyor, nankor pezevenk. Uzakta da olsa sukredecegine..." ile baslayan cumleler suphesiz haklidir. Fakat malum, baki kalan bu gokkubede hos bir sevdadir. Sevdanin sadasini kirk yilin basi sadece telefonda degil gozune bakarak duymaya, akli bulanmaktan, siniri bilenmekten kurtarmaya ne kadar kaldi bilinmez.

Hiç yorum yok: