13 Eylül 2010 Pazartesi

Tanjeviç Özelinde Kapak Müptelalığı

Milli Takım, Dünya Şampiyonası'nda tam gaz gidince kamuoyu nazarında Tanjeviç'in göz rengi değişti. Tersi bir performans sergilenmiş olsa, yerin dibinde kendine mekan beğenecekti.

Şaşırtıcı değil. Eleştiri ya da beğeni, süreçlere değil de, doğrudan kişilere ve tarzlarına yöneldikçe yaşanabilecek şeyler bunlar.

Şaşkınlık veren, perşembenin hatırına, salı ve çarşambanın "tamamen" unutulması. Aynı bu konuda olduğu gibi.

Tanjeviç'in Türkiye macerasını geçirdiği iki yer var:
1. Milli Takım
2. Fenerbahçe

Lise yıllarında "Ah ulan Tanjeviç bir gelse!" diye sayıklayan tipler olarak, sınır kapısından içeri girişini her türlü tartışmaya rağmen güle oynaya karşılayan bizler için zurnanın zırt dediği yer, ilk görevi uhdesinde kalmak üzere ikinciye sarktığı zamandı.

"Hem yar, hem de ser" teknik adamlığın garabeti bir yana, esas "Turgay Demirel & Mahmut Uslu A.Ş." tarafından yapılan "Tanjeviç'in Sıkılan Canını Düzeltme" operasyonuna malzeme olmak Fenerbahçe'ye yakışmadı.

Dünya üzerinde varlığı bilinen her kavramdan en az inşaat yapımı kadar anlayan yönetimin (?) hemen akabinde pişmanlık belirten hareketlerde bulunması, yakışıksızlığın farkında olunduğunu gösteriyordu ama istikrar kervanı Niğde yolunu çoktan tutmuştu.

"Nasılsa 2010'a daha çok var" usluizmi ile geçirilen senelerin patlaması önce oyuncuları, sonra taraftarı, en sonunda da tümden camiayı patlama noktasına getirdi ve eski zaman başvekillerinin ünlü mazereti "sağlık" nedeniyle, Fenerbahçe'nin Tanjeviç dönemi sona erdi. Mahmut Uslu deseniz, bir süre önce o da kendisini "Hizmetlerine teşekkürler" eşliğinde kapı önünde bulmuştu.

Şimdi...

Bu yaşananlar ortadayken, huzursuzluk almış başını gitmişken, 20 yaşına gelmiş oyuncular hocaya hareket çekerken, neredeyse bilerek oynamıyor hale gelmişken, yöneticiler hocayı hiç sevmezken, hocanın istediği transferleri yapmazlarken, taraftar doğru ya da yanlış takımdan soğumuşken, 2010 için 2007'de zikredilen hedefler tepe taklak olmuşken, insanların eleştirilmesi anormal mi? Sorsanız öyle...

Çünkü bir kısım fikir insanına göre, dünya üzerinde varlığı bilinen hiçbir boktan anlamayan taraftarların, var olan sorunları merak etmesi ve öğrendikleri üzerinden fikir yürütmesi racona ters...

En başta, kişiler ya da tarzlarından ziyade, bütünleşik süreçlerin değerlendirilmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Neresinden bükerseniz bükün, Mahmut Uslu & Turgay Demirel & Bogdan Tanjeviç troykasının Fenerbahçe macerası bir sürü etik sıkıntıyı içinde barındırıyor. Bunları kaldıramayacak kadar geri kafalı (!) insanların itiraz hakkının mahfuz olması, kimsenin zoruna gitmemeli. Fenerbahçe'ye dair "taraftar" eleştirilerinin Milli Takım'da devam etmesine dair tuhaf algı ortadan kalkmalı. Orası ayrı, burası ayrı...

Ha, o ayrı dediğimiz Milli Takım'dan geçmiş senelerde "yaşlı" denerek itelenen adamların, bi hikmet-i müteal geri dönmesi gibi şeyler var ama dedik ya, racon bu demek...

1 yorum:

berk dedi ki...

Hocam evlendin mi ya sen onu söyle?