16 Eylül 2010 Perşembe

12 Dev Adam. 12 Dev Prim.

Dünya ikincisi olan bir milli takımın aldığı para ödülleri arasında en yüksek rakam hangisidir? Bilenler, bilmeyenlere anlatsın da merakımız giderilsin.

Hoş, emsal varsa bile önemli değil. Birinci dünya, ikinci dünya, üçüncü dünya diye tabela bahis gibi ayırdığımız ülkeler içinde nerede yer alıyorsak, bizim gibilere bakmak lazım. Sebil gibi saçılıyor mu paralar acaba?

Gaipten bir ses diyor ki:
Servet düşmanlığı yapmayın.. Titreyin ve kendinize gelin!

Sahi gaipten gelen ses ağabey...

At yarışından, şuradan, buradan kesilip de Milli Savunma Sanayi'ne akan miktarın içinden bir tutam alınıp, sporculara verilmiş, çok mu? Kimine göre düşük yoğunluklu, kimine göre ciddi ciddi bir savaş yaşıyoruz ama değildir herhalde.

Futbol kulüplerinin kaçırdığı söylenen vergilerin ve affedilen borçlarının yanında bunun esamisi okunur mu? Senelerdir UEFA kriterleri diye bir şeyden bahsediliyor ve kulüplere "Bak seni öcüye veririm" falan deniyor ama okunmaz herhalde.

Her dönem olduğu gibi, bu aralar da yolsuzluk, muktedirlerin adam kayırması ve kadrolaşma gırla gidiyorken ve ÖSYM'deki sınav sorularından tutun, başka 1001 makamda muhtelif cukkalara kadar ortalık karışırken bize bu denli büyük mutluluk yaşatanları ödüllendirmeyelim mi? Haşa...

Hepsine iyi, güzel de... Bizim gibi sağından solundan talimatname ve yönetmelik fışkıran bir ülkenin, bu hususta sabit değerleri yok mudur? Futbol, basketbol, voleybol, atletizm, kürek, yelken, yüzme... Bir sürü spor var.

Şimdi yarın bir gün voleybol takımlarından biri gidip, dünya üçüncüsü olsa "1.5 olmasın ama bari yarısını indirin" dese, ne olacak? Onlara da mı verilecek? Verilmezse ayıp olmaz mı?

Bu şekilde bir "Ver Allahım ver" düsturunu kabullendiğimizi varsayalım.

Ve mesela diyelim ki genetik olarak bir anda çağ atladık ya da koca bir nesle üstün gayret geldi. Bilumum spor dalında madalyaları, kupaları sıraya dizdiler. O zaman ne yapacağız? "Bize de ateşleyin bir şeyler" diye federasyonlar dizilirse hani..

Gerçi yaşanmadık şey değil, devletten para alıp da devletin başının elini öpen spor adamları. O dönemler mi geri geliyor yoksa?

Hiç gitmedi ki kardeşim...

Bu ülkede adında "Milli" olan bir ekip, hele ki popüler bir şeyler yapmışsa, her zaman "Fedakarlık" bekler. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu günlerde Hızır gibi imdada yetişen bu dev adamlar gibi.

Ha, biz de dahil, kimse büyük konuşmasın. Mangır tatlı şey. Alana "Neden alıyorsun?" denmez ama verene soru tonlamasıyla "Hayırdır" demek de vatandaşlık hakkıdır.

"Ülkenin reklamını yaptılar. Milyonlarca insana basketbolu sevdirdiler" gibi şeyleri bir kenara bırakalım. Bu biraz da şecaat arz ederken sirkat söylemek oluyor.

Ülkenin "iyi" intiba uyandıracak reklamı, 88 yılda bir gelecek Dünya Şampiyonaları'na kaldıysa işimiz var. Önemlidir ama ölüm kalım meselesi değildir.

İnsanlara sporu sevdirmenin yolu, onları Hidayet'lere, Kevin Durant'lere özendirmekten geçmez. Altyapıyı salla, orta kısmı salla, eğitimi salla, sporculuğu işsizlikle eşdeğer tut. Sonra 12 Dev Adam... Burası sportif anlamda cüceler ülkesi. 12 tane istisna, bu kaidede çatlak bile açmıyor.

Parayı alanların sevinç çığlıkları ve "Biz modern bir ülkeyiz" demenin yolunu nakit saymakta gören siyasilerin sesleri kesildiğinde, ülkenin diğer sporcuları yine yalnız kalacak. Kıraç onlara da bir şarkı yapar mı?

Hiç yorum yok: