25 Haziran 2010 Cuma

Taraftarda Çuvaldız Merakı

Trabzon faciasından sonra münferit tepkilerle başlayan, Grup CK'nın açıklamasından sonra şiddetle tartışılan ve Vamos Bien'in kararıyla zirve yapan durum "Fenerbahçe Tribünü Nasıl Kurtulur?" konusunda her kafadan bir ses çıkmasını sağladı.

İnsanların, neye, nasıl emek verdiğini bilmeden yapılan;
"Fenerbahçe'yi nasıl yalnız bırakırsınız?"
"Taraftarlık bu değil"
"Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?"
"Herkes gider, Fenerbahçe kalır"
vb. yorumları bir kenara bırakacak olursak, sesi gür çıkan iki topluluk var.

Birincisi, yönetimin takındığı tutumun külliyen değişmesi gerektiğini savunanlar.

İkincisi de yönetim kaynaklı sorunları inkar etmemekle birlikte esas problemin tribün içerisinde birlik sağlanamaması olduğunu söyleyenler.

İki tespit de doğru gibi gözüküyor ama hem içeriden hem de dışarıdan delik deşik olmuş bir taraftar kitlesine, artık daha fazla çuvaldız batırmanın lüzumu olmadığını düşünüyorum.

Ezelden beri bu meselenin iki tarafı var:
Taraftar - Yönetim

Yönetim, zaman zaman yanına devlet aygıtının unsurlarını da aldığından ötürü, fazla enstrümanla hücum eder gibi gözüküyor.

Taraftar ise "kendi içerisinde bölündüğü için" mücadelesinde nicelikten yoksun gözüküyor ve yine aynı sebepten nitelik eksiği çekiyor.

Tabii böyle bakıldığı zaman "Taraftar birlik olmadığı için bunlar başımıza geldi" görüşünün ağır basması haklı gözükebilir ama kazın ayağı öyle değil; çünkü "Fenerbahçe Taraftarı" sadece tribündeki 50.000 kişiden ibaret değil. 55 Lira'lık biletlere verilen tepkinin sonucunda, stada ancak sokulabilmiş kitleleri, ne ile mücadele edilmesi gerektiği konusunda ikna etmek zorundayız. Daha şimdiden "Kabahatin çoğu sende, canım kardeşim" dersek, başlamadan kaybetmiş oluruz. Kaldı ki bugün suyu sıkılsa "Fenerbahçeliyim" diyecek milyonların yaşadığı İstanbul'da "Birlik olamadı" diye taraftara yüklenmek, mücadele verdiğini söyleyenlerin "kibiri" olur.

Önce yakın tarihimizden başarılı bir savaş taktiğini yazıp, sonra da ne ağlayıp sızlamanın, ne de geçmişe ağıt yakmanın değiştirmeyeceği bir gerçeğin adını koyalım.

"Küçük büyük her cüzütam bulunduğu mevziden atılabilir; fakat küçük büyük her cüzütam, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur."

Fenerbahçe taraftarı, öyle ya da böyle, stadyumda ve salonlarda tribün mücadelesini kaybetmiştir. Ama bu durum topyekün mağlubiyet anlamına gelmez; çünkü tribünün nüvesi, yani sokak, bizlere alabildiğine açık. Keza internet alemi de ses duyurmaya, aynı ölçüde müsait. İcra makamını her eleştirene, ne dediğine bakmadan "Dinlemiyorum ki ben alalaaaleealaeeaaaeee" tavrı takınan "HDTD" insanlarına aldırmadan, kaybettiğimiz yeri terk edip, tutabildiğimiz ilk cephede mücadeleye devam etmek gerek. Göreceksiniz; bıkmadan ve üslubu şaşırmadan anlatılacak doğrular, gün gelecek, en ummadığınız insanların bile "Haklısınız" demesine sebep olacak.

Zaten, bugün yönetimin en katı icraatlarını acımasızlıkla destekleyenler bile, sözde "yandaşlardan" daha evladır. Başlığı "Destek veriyoruz" vb. olan bildiriler yayınlayıp, bunların muhteviyatında dişe dokunur tek cümle bulundurmayan ve / veya bir final maçında yıllarca bize çektirmediği kalmamış rakibi alkışladığı enerjinin onda birini mücadeleye omuz vermekte kullanmayan "ne kokar ne bulaşır" topluluklardan görülecek faydanın kat kat fazlası, düzgün bir yöntem izlendiğinde bu insanlardan gelir. Anadolu'ya Milli Mücadele'nin ipini çekmek için geçip, ilerleyen süreçte "değişmez adam" olan Fevzi Çakmak örneği, uç olmakla birlikte, hangi tarihin nasıl tekerrür edebileceğini bize gösterir.

Biz gidelim, istim arkadan gelsin.. Olur da bu deveyi güdemezsek, zaten bu diyardan gideceğiz. Gitmezsek de "Niye güdemedik" diye düşünmeyeceğiz. Bize yakışan kibir değil, bu olur.

1 yorum:

sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

Hocam yönetimin suçu çok şimdi, ama tribünler çoktan bölünmüş bence ,ki bu sene için söylemiyorum bunun daha öncesi var. 80'leri bilenler bunları iyi bilirler birlik ve beraberliğin nasıl olduğunu. Bir örnek yeterli olur göztepe fenerbahçe maçı yer ali samiyen insanlar orda nasıl haykırıyor fenerbahçe için o zaman birlik ve beraberlik var ve bu kadar çok grup yoktu o zaman. Rantçılar geldi artık tribüne, Fenerbahçeyi kullanıyorlar . Önceden İnsanlar sadece Fenerbahçe derdi şimdi hepsi para diyor. Öyle işte. Yönetime gelirsek, benim yönetimim değil desteklemiyorumda onları aziz yıldırımda başkanım değil. İçimde çok şey var aslında yazsak sayfalar yetmez.

saygılar