22 Haziran 2010 Salı

Fenerbahçe'nin Başını, Devrim Muhafızları (!) Yedi

Bugün Fanatik gazetesini alıp da içinde Hasan Ali Atasoy'un "Adı Konamaz" başlıklı yazısını görünce çok şaşırdım.

Alelade bir kişi ve yazı değil bu. Fenerbahçe'de 10 küsur senedir yaşananlara "Devrim" adını koymuş birisi, "Devrim için gerekirse devrimcinin karşısına bile geçerim" diyen bir insan söz konusu.

Öyle ki "bila kayd-ü şart" yönetim destekleyenlerin baş ucu mütefekkiri, "İcra Makamını Eleştiren" herkesin ama herkesin, kafasına bir tane "Hasan Ali Atasoy" yazısı vurularak susturulmaya çalışıldığı onca yılın kahramanı kendisi.

İyi insandır, müthiş gazetecidir, muazzam Fenerbahçelidir; mevzu bunlar değil. Fenerbahçe'de çarşamba günü, perşembe için "Vallahi geliyor" diyenlerin tantuna gitmesine "Bostancıbaşı" nidalarıyla sebep olanlara hoşgörüyle bakılıyorsa, bunda kendisinin de herkes kadar payı var. Yok eğer, "Hasan Ali Atasoy ve onun fikrinde olanlar asla ve kat'a hata yapmaz" deniyorsa zaten söylenecek bir şey yok. Böyle mübarek insanlar bulunduğuna göre, kutlu bir çağda yaşıyoruz demektir.

İletişim çağında ve kurumsallık düzeninde hareket eden camialar, ancak ve ancak fikir çarpışmalarıyla yol kat eder. Cahil cühela da olsa eleştiren insanı eğitmeye çalışmak ve ona değer vermek yerine, karşı fikri yağlı kemende layık görürseniz ileriye yürüyemezsiniz. Tahammülsüzlük arttıkça, yanınızdaki dalkavuklar "Siz ileriye gitmiyorsanız, biz nasıl arkanızda kalıyoruz efendim" diyerek, "iş bilen" aferistler haline gelir.

Oysa bir "camia önderi" halkından koparılıp, her yaptığına "Doğru" diyen insanlarca muhasara edilirse, kendinden ve icraatlarından eksiltir. Falih Rıfkı Atay'ın "Çankaya" kitabından bir sahne, "lider"in kitlesiyle temasına dair en çarpıcı örneklerden birisini sunuyor:

Ben bir aralık:
- Atatürk, dedim, cumhurreisi olmazdan önce halk ile temas ediyordunuz? Yıllar var ki sizi yalnız biz, sofranızdakiler dinliyoruz. Milletin sesinizi işittiği yok. Yalnız meclis açılışlarında hükümetin yerdiği yıllık raporu okuyorsunuz. Bütün temasınız bu.
Bakanlardan biri, Şükrü Kaya söze karıştı:
- Bakın, bakın ne diyor Falih? Hükümetin hazırladığı raporu okumak... Ya cumhurreisleri başka ne yapar?
Tarihlerimize geçen Onuncu Yıldönümü Nutku'nu söylediği akşam gene sofrada idik. Nutkun halkı ve gençliği nasıl coşturduğundan bahsediyorduk. Yakınlarından bir hanıma döndü:
- Çocuğum bilmiş olasın ki bana bu nutku söyleten şu arkadaştır. Ve beni gösterdi idi.


Acaba Aziz Yıldırım'a buna benzer bir şeyler söyleyebilecek kimse var mı, Devrim Muhafızları arasında? Yoksa her zaman korku dağları mı bekliyor? Devrimi muhafaza eden bazı kalemlerin (!) iş Daum'a gelene kadar komitacılığa ses çıkarmaması da bundan mı acaba ?

Halbuki önceden neler oldu neler. Mesela taraftara... Alman olmadıkları için mi, tazminat mevzu bahis olmadığı için mi, yoksa sırf "Nasılsa bunlardan çok var? Biri gider, biri gelir" diye düşünüldüğü için mi kimsenin umrunda olmadı taraftar? Muhtelif konularda "Yahu bir yanlış var sanki" diyen herkeslere "Hööööst! Rantçı!" denmesinin sebebi, tövbe, "Aziz Yıldırım ne der?" korkusu muydu acaba?

Belki hiçbiri değildi; sadece basit bir gafletti, iyi insanların / gazetecilerin (?) yaşadığı ama bir kitlenin algısının değişmesinde ve Fenerbahçe yönetimini eleştiren "bütün" insanlara karşı "Giderilsin" çığlıkları atılmasına ön ayak oldular. Kemal Tahir'in bir romanında Kara Kemal ağzından söylediği memleket gerçeğini unuttular. Komitacılık pisliğini görmezden geldiler:
"Bizim memleketimizde, suikastçılığa yakın serserilerle iş yapmaya kalkmak kuduz kaplana binmektir. Sürsen ipe götürür, ineyim desen paralar."

Yaşananlara hala "Devrim" mi diyorsunuz, "İdare-i maslahatın 21. Yüzyıl hali mi?" Bu soruya ne cevap verirseniz verin, yine bir nebze de... Acaba daha ötesi, bütün olan bitene "Hayır, yapılmadı, edilmedi, bunlara bulaşılmadı" mı diyorsunuz? Ha, o zaman başka... Mevsim yaz; her yerde külahçı var. Tezgahtan bir tane alın, ona anlatın. Sonra da yediğiniz başa takarsınız, takke niyetine..

5 yorum:

baris_gerceker dedi ki...

seni tanıyor olmak büyük bir şeref kardeşim, bunu daha önce söylemiş miydim sana?

Canarino dedi ki...

"Bilmukabele" diyeceğim, hak etmediğim payeyi kabul etmek olacak :) O sebeple "Teveccühün" diyorum.

tozlu parkeler dedi ki...

Ben bir şey demeyeceğim, barış gerçeker söylemiş diyeceğimi.

Canarino dedi ki...

Sabah ayrı, akşam ayrı mahcup ettiniz beni abi. Sağ olun.

JCP dedi ki...

abi belki çok yeni blog yazmaya başlayan biri olarak benim bunu demem yakışık almayabilir ama bi kardeşinin nacizane görüşü say;şu yazı şimdiye kadar okurken sıkılmadığım,değişik anlamlar atfettiğim,içimdeki duyguların tarifini bulduğum nadir blog yazılarından biriydi,ellerine sağlık.