17 Haziran 2010 Perşembe

Fenerbahçe'de Tiyatora


Önce fotoğrafa normal bakın.

Sonra fotoğraftaki herhangi bir noktaya, iki dakika boyunca gözlerinizi sabitleyerek bakın.

Derin derin nefes alın.

Gözlerinizi kapatıp, ona kadar sayın.

Pencereyi açıp, biraz dışarıya bakın.

Beethoven'dan Fur Elise'yi en az üç, en çok sekiz kere dinleyin.

Gece yatana kadar birinci ve ikinci işlemi tekrar edin.

Hala olan bitene bir mana veremiyor musunuz? Mutlu olabilirsiniz. Yalnız değilsiniz.

Aslında bir seçeneğiniz daha var.

"En doğrusunu bizim yönetim yapar. Onlar var ya, kendilerini heba ediyorlar bu kulüp için. Hep kendilerinden veriyorlar. Fenerbahçe yöneticiliği kime ne kazandırmış ki bir faydaları olsun onlara da. İdealistlik başka şey birader. Bambaşka... Ne olmuş bazı şeyler aksi gidiyorsa? Ne çıkar yapılan işler, senelerdir eğreti bir maske gibi yüzümüzden sarkan kurumsallık masalına aykırı gözüküyorsa? Bence hesaba vurduğumuz zaman artılar, eksilerden çok daha fazladır. O yüzden susmak gerek. Hep destek, tam destek bre pehlivan" diyen kitleye katılmak da mümkün. Böylece hayat daha güzel olabilir (!)

Biz önce Fenerbahçe'nin yıllardır, lokomotif olan futbolda aldığı aksiyonları bir düşünelim. Sonra da bir pasajı okuyalım; Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek Adam" isimli eserinin üçüncü cildinden bir bölümü. Sonuna da kanaat düşelim.

"Bir toplum düzeninin kanuniyetleri söz konusu olunca, aksiyon'u şöyle tarif etmek mümkündür: Bir toplum nizamı içinde eylem yahut aksiyon, bütün şartları ele alınmış, tetkikleri yapılmış, strateji belli, doğruluğu vicdan kanaati haline gelmiş ve gene doğruluğuna inanılmış bir hedefe yöneltilen bir irade hareketi, yahut toplumun gidişine bir müdahaledir. Bir fikir, bir başlangıç noktasından alıp; bir sonuca, bir münteha noktasına ulaştırma işi ve gayretidir. Hulâsa aksiyon, gelişigüzel bir hareket demek değildir. Her şeyden önce, objektif şartların ifadesi olacak ve aklın dinamik önderliği ile yürütülecektir.

Yani toplum hareketine değinince aksiyonu, yahut hareketi, şartlar zorlamalıdır. Bu şartların hesaplanışı akla dayanmalı ve doğru olmalıdır. Aksiyon adamı, hareketinin doğruluğuna, vicdan kanaati hasıl etmelidir. Toplumun gidişine, yahut hayat ve davalarına zamanında müdahale edebilmelidir.

Hulâsa aksiyon, bir enerjinin aktif hale gelişidir.Ama toplumlarına hayatına müdahale bahis konusu olunca, bu müdahale şartların doğru olarak hesaplanmasına dayanmalı, yani şartların emrine uymalıdır. İşte lider, bu seziş, anlayış, hesaplayış ve yöneltiş tarzlarını nefsinde toplayan adamdır."


İşte Fenerbahçe... İşte size hesap, işte size akıl, işte size aksiyon, işte size lider. Haydi durmayın, masal bitmedi ama kerevetine çıkmaya koşalım!

3 yorum:

aLican dedi ki...

Bütün bu olanlara tribünlerde ki karışıklığı da eklersek Aziz Yıldırım tamamen diktatöryasını ilan etmiş durumda.

Adsız dedi ki...

Bunun anlamı sudur Dunyada ne hikmetse A Yıldırım Ve S Bilgili dısında kimsenin yuzune bakmadıgı bana gore hicbir zaman antrenor olamamıs yıllardır bu ulke insanını somurerek dunyayı kazanan ve ilk facianın ardından 1.3 alırken 5.3 e ne hikmetse geri alınan ve 3yıllık kapı gibi sozlesme yapılan ve Aragones'den sonra 2. buyuk maddi kayba yol acan bir sahsiyetle onu basa getiren yonetimin maalesef yanlıs ve fahis sozlesmeden dolayı gonderemiyoruzun taraftara cok acı veren bir resmidir.

baris_gerceker dedi ki...

Alıntılarının zenginliği beni benden alıyor adaş, bir kez daha ellerine sağlık...