4 Kasım 2009 Çarşamba

Efes Pilsen Hırsızdır, Anlayın Artık

Evet, kimler anlamıyorsa, lütfen anlasın artık.

Bu camiada bir kısım insan senelerce "Basketbol Efes Pilsen'le geldi Türkiye'ye" dedi. Kimse dönüp de kendi tarihine bakmadı, onlarca emek vereni mezarında ters döndürdü.

Bu camiada bir kısım insan senelerce "Efes Pilsen'in ne kadar ahlaksız olduğunu" anlayamadı. Adamlar "Fenerbahçe taraftarına kota koymuyoruz" dedikleri zaman, bir sürü Fenerbahçeli "Ne şeker camiaaaa" diye gezindi ortalarda. Çıkıp da "Siz kimsiniz lan zaten, Fenerbahçe taraftarına kota koyacaksınız. Efesli gibi gireriz, yine de ananızı belleriz" diyen adamlar "Tu kaka" edildi.

Anlayın artık... Tamam, basketbol güzel bir oyun ama "Fenerbahçe ve Basketbol" biraraya geldiği zaman o iş, "sadece" oyun olmaktan çıkıyor. Fenerbahçe, Türkiye'nin en ciddi gerçeklerinden bir tanesidir. Elalemin düne kadar elitizmiyle, aristokrat kimliğiyle övünen zümre takımının başkanı "Galatasaray Türkiye'dir" diye işkembe-i kübradan sallarken, Fenerbahçe taraftarı içerisinde insanların bazı şeylere gereken ciddiyeti gösteremiyor olmasına çok üzülüyorum.

Demin dediğimi tekrar ediyorum... Efes Pilsen hırsızdır, ahlaksızdır. Anladığı dil neyse, ondan konuşmak gerekir.

Fenerbahçe, tarihi boyunca kendisiyle uğraşanlara aman vermemiş bir camiadır. İşgal orduları kapatmaya uğraştı, olmadı. Siyasiler kapatmaya uğraştı, olmadı. Adalet kulübü canımıza ot tıkamaya uğraştı, olmadı. Şimdi de Efes Pilsen uğraşıyor. Evet, bu yukarıda sayılanlar gibi hayati mevzularda değil, sadece basketbolda uğraşıyor ama uğraşıyor. Elimizdekileri çalıyor.

Vaziyet buyken, bir maç basketbol konuşulmayıversin. Kaldı ki kimse "Konuşulmasın" da demiyor. Sadece bu maça diğer anlamlarda büyük önem atfediliyor. Aksini düşünenlere sormak gerek; "Siz evinize girip bir şeyler çalan hırsızla, mesleğinin inceliklerini mi tartışıyorsunuz ki bu maç için öyle bir tavır bekliyorsunuz?" diye.

Fenerbahçe bu ülkede yüz yıldan beri, yüz milyonlarca insanı mutlu etti. Bir gün Paşalı Birol'un muazzam müzesine yolunuz düşerse, Karacaahmet'te çekilmiş bir mezar taşı resmi göreceksiniz. 1950'lerde vefat etmiş, gencecik bir çocuğun bir Fenerbahçe arması ve şiirle yazılı mezar taşı. Bugün Fenerbahçe'nin tek bir bireyi bile, kulübüne el ve uzatanlara müsamahakar davranma lüksüne sahip değildir. Çünkü Fenerbahçelilik kuruluştan gelen, o kabirde yatan çocukta soluklanan ve bugüne devam eden bir bayrak yarışıdır. Naçizane bizler de o yarışta iki elimiz kanda, bir ayağımız çukurda bile olsa koşmaya azmetmiş insanlarız. Kim anlamıyorsa, anlasın...

Hiç yorum yok: