3 Kasım 2009 Salı

Burak Şakarcan

Şanslı adamız vesselam. Tribüne kapağı atıp, orada nefes almaya başladığımızdan beri, küçük, yaşıt ve büyük, hep güzel insanlar oldu etrafta.

"Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" demiş ya Hz. Ali; işte bir o kadar paha biçilmezdir, hayata ve Fenerbahçe'ye dair bir şeyler öğretenlerle yan yana, omuz omuza olmak tribünde. Zira her ne kadar küçümseniyor olsa da futbolun ve sporun en derin yeridir belki de tribün. Güçlü ve muhafazakar yapısıyla, tüm değerleri tribün taşır geleceğe.

İşte, o büyük derinlikten, muazzam Fenerbahçe büyüklüğünden geleceğe taşınacak değerleri en iyi özümsemiş insanlardan birisi olan Burak Şakarcan da katılmış blog alemine.

İsmiyle müsemma bir blog, amacı isminde mündemiç bir adres.

Bir de Şakarcan deyince benim aklıma Caferağa zamanları gelir, yakın geçmişin. Tahta koltuklardan bugüne yadigar onlarca besteden bir tanesiyle. Sınavlardaki "Please fill in the blanks" sorusu tadında olacak ama bu boşluklar burada dolmaz :) Ne eğlenmiştik o gün...

Güzeller içinden bir "10"u seçtim,
Kalbimi "10"a, ben "10"a verdim.
Bu alemde kral, sensin "10" numara.
R.... k..... i..., d.... "10" numara.

1 yorum:

ŞAKARCAN dedi ki...

ne desem ki ben sana.böyle güzel kelimeleri yüreğinin neresinden koparıp sunuyorsun bilemiyorum ki...ellerine sağlık.gel de giderelim hasretimizi kardeşim..kalbimiz almaty'de..