7 Temmuz 2008 Pazartesi

Orta Sira Yuvarlaginin Kendi Yari Alanina Bakan Dilimi

Firat kardesimin futbol dehasi ile kurulu blogunda okuduklarim uzerine aklima geldi bu mevzu.

Bizim okudugumuz Tuzla ATL gibi, zaman zaman (yoksa sIklIkla mi demeliyim. Elektronik hocasinin, sinifta oynanirken, bir domi vole sonucu kizlardan birinin suratinda patlayan topu bulmak icin “Top nerde lan” diye bagira bagira butun erkekleri dayaktan gecirdigini animsarim. Ayni hocanin, ihtisasi elektrik olmasina ragmen dersin icerisinde nizami sarjin ne oldugundan orneklerle bahsetmesi ve daha nicesi de ayri) "cennetten cikma" hadiselerin egitime katki verdigine inanilan yerlerde, 3 adet bozuk parayla mac yapmak daha da heyecan vericiydi. Yakalaninca sopa garantisi var cunku. Misal ingilizce egitim kasetlerini dinledigimiz muzik setinin kablosuyla ellerimize vuruldugu bir "Hasan almaz, basan alir" gunu hatirliyorum.

Bizim memlekette herkesin teknik direktor oldugu gibi, her sinif da Hababam'dir. "Biz okulda cok pictik yeaaa" nidalari, az samimi ortamlarin muhabbetinin azaldigi ickili grup sohbetlerinde "Anilara Giris" faslidir. En az 1 saati kurtarir. Gerci her ayri kisi ve/veya grup kendi anisi degilse sadece otomatik olarak ehehekeke diye guler ama icinden de “Yeter lan, butun gece seni mi dinleyecegiz” der.

Biz de cok pictik ama bu kliseyi kullanmayacagim. Baska yazida bol bol piclik edebiyati yapariz. Onun yerine "Cok dayak yedik bu mevzulardan" diyebilirim. Hos, dersin baslamasina yakin kagittan yapilan topa vurulan volenin, kapiyi acan Ingilizce hocasinin kafasina teget gecmesi; Denizli ile oynadigimiz kupa macini radyodan dinlerken, hocanin iceri girmesi ve mesin yuvarlagin aglarla bulusmasi ayni anda olunca goool diye firlayinca ayakta yakalanmak vs. vs. vs.

Neyse...

Hazirlik sinifinda basladigimiz para maci turnuvalari, lise son sinifa kadar surdu. UEFA gibi, kurallari olan bir organizasyonduk.

Turlu sekiller vardi muhakkak ama benim icin en ozel stil, genellikle uzun parmakli arkadaslarin kullandigi bir stildi. Uzun denemeler sonrasi ben de ustalastim (Cilala, parlat by Miyagi San) Orta parmagin uc kismi, tukurukle kaygan bir hale getirilir. El; masaya, orta parmak paranin arkasina gelecek sekilde karis biciminde konur. Kayganlastirilan parmak, eklemlerinden yukariya dogru bukulur. Diger el yumruk yapilarak, en ust ekleme vurulur ve paranin sert bicimde hedefe gitmesi saglanirdi.

20 kadar katilimcili turnuvalarda hep dordunculuk, altincilik aralarinda gezindim. Organizasyonun koklu ekiplerinden biriydim. Ilginc bir tespittir (ya da degildir, bilmiyorum) hep bizim gibi futbol delileri yer alirdi ustlerde. "Aman canim, 20 parmak uc paranin arkasinda kosturup duruyor" tarzi dusunenler ya da tatli su taraftarlari hep dusuk siralarda kalirlardi.

Buradan turnuvalarda genelde ilk ikiden dusmeyen van basten (Burak C.K.) kardesime ve ilk turlari rahat gecmek maksadiyla eslesmelerde bana cikmasi icin dua ettigim ve her macta istisnasiz, sert sutlarimla hassas ellerini kanattigim Israfil U.'ya selam ederim.

Ahlaka dair bildigim ne varsa para macindan ogrendim. Cunku para hicbir zaman bekledigim koseden gelmedi.

PS: Yukaridaki resim, parmaga oturunca en fazla can acitandir. 90'da patlamis top gibi keyif yaratir, golu atanda.

Hiç yorum yok: