Bir insanin (hele hele yonetici konumundaysa) her yaptiginin dogru ya da yanlis olmasi mumkun degildir. Ismet Pasa’nin meshur sozundeki gibi “Ben cok hata yaptim. Ama ayni hatayi iki kez yapmadim” dusturu ve/veya ozeni, bu baglamda belki de en dogru yaklasim.
Fenerbahce’de “Aziz Yildirim ve Yonetim Kurullari”, yani 10 kusur yillik icra makami, bir birey olarak tahayyul edilecek olursa, en hatasiz yonetilen subenin “Bayan Basketbol Subesi” oldugu gorulecektir.
Sayin Aziz Yildirim’in goreve basladigi 1999 sezonundan once Fenerbahce (Turkiye’de bayan basketbolun ilk sampiyonu ve devam eden yillarda bu unvanin koruyucusu olmasina ragmen) gecmis guzel gunleri unutmus ve devamli surette Galatasaray’in hegamonyasi altinda ezilen bir takim halindeydi.
1999’da gelen sampiyonlugun coskusunu anlatmaya gerek var mi, bilmiyorum. Zira bizzat salonda olarak Abdi Ipekci’nin tiklim tiklim ve yek vucut olmasina katkida bulunan herkesin tuyleri, o gunu dusundugunde diken diken oluyordur, eminim… Dile kolay, ezeli rakibin yenilmez armada oldugu bir donem bitirilmis ve Bayan Basketbol Tahtinin Turkiye’deki ilk sahibi, kendine yakisir azametteki bir devrimle tacini geri almisti.
Yazinin burasina kadar bir –velhasil- diyecek olursak; sayin Aziz Yildirim doneminin en basarili takim bransi olma ozelligini haiz bir Bayan Basketbol Takimi ile karsi karsiyayiz. Kisaca siralayacak olursak:
Turkiye genelinde alinmis tam 20 kupa.
Avrupa’nin iki numarali kupasinda bir Final Four ve ev sahipligi.
Avrupa’nin bir numarali organizasyonunda basarili mucadeleler ve sanssiz bir sekilde iki kez Final Four kapisindan donus.
Turkiye’deki en degerli ve yetenekli oyuncularin Fenerbahce’yi gozunu kirpmadan tercih etmesini saglayan bir yapinin olusturulmasi.
Keza Dunya’nin en iyi oyuncularini (en iyisi de dahil olmak uzere) cezbeden ve adeta 40 yillik Fenerbahceliymiscesine oynamalarini saglayan bir ruh halinin adeta brans teamulu haline gelmesi.
Bu surecte; gecmiste gorev alan Forty Murat gibi Bayan Basketbol emekcilerinin ve diger dinamiklerin oldugu gibi, sayin Baskan’in bire bir cabalarinin (en net orneklerden bir tanesi Nevriye’nin son anlasma surecidir) da cok cok etkili oldugunu defaten yakinen gorduk, yasadik. Bu ilgi ve caba olmadan, her zaman aldigimiz yolu gidebilecegimiz mechuldur. Zira her isimin, iyi niyetinden emin olunsa bile, sayin Aziz Yildirim kadar bu branslara sevkle bakmadigini da biliyoruz.
Fenerbahce’nin misyonu sampiyon olmaksa, vizyonu da sampiyonluk surecini herhangi bir zaman dilimiyle kisitlamamaktir.
Bugun Besiktas takiminin hali hepimizin malumu. Kuvvetli bir spor bilincine, gelenegine ve anlayisina sahip olmayan yoneticiler yuzunden, orta vadede yerlesip, uzun vadede cok basarili olmasi muhtemel bir yapiyi yerle yeksan ettiler. Bundan sonra da donemsel basarilar kazanmalari muhtemeldir ama kacan baligin buyuk oldugunu hatirlayacaklar, geride briaktigimiz bir kac yila baktiklari zaman.
Galatasaray ise 2005 yilinda kume dusmelerinin bizim mac ile kesinlesmesinden beri, ciddi bir geri donus arayisi icerisinde. Bu durum, ulastiklari final ile simdilik sahikasini gosterdi ama gucleri bize yetmedi. Kralicelerimiz onlari ciddiye aldiginda, nasil tarumar olduklarini gormek de morallerini iyice bozdu. Simdi yapacaklari tek bir sey, atacaklari son bir barut var. O da bu sene...
Galatasaray’in yaptigii transferler oldukca kaliteli. Biz ise, egri oturup dogru konusmak gerekirse, kadromuzun ivmesini sallayabilecek bir sezon sonrasi sureci yasiyoruz.
Buna ilaveten ulkemizde itiraz edemeyecegimiz iki gercek de var.
Bunlardan birincisi:
Spor ile ilgili kurum ve kuruluslarda Fenerbahce antipatisi
Ikincisi ise:
Lige renk gelmesi icin eskiyen yuzleri degistirmek ve dolayisiyla son surecte mutemadiyen sampiyon olmus takima karsi, yeni yatirim yapan, biraz dis gosterenin ilk maddedeki makamlar / kisiler tarafindan desteklenmesi.
Bu ikisi alt alta kondugu zaman, Fenerbahce’ye karsi hic de adil olmayan sureclerin islemesinin an meselesi oldugunu soyleyebiliriz.
Son velhasil…
“Kraliceler” namiyla maruf Fenerbahce Bayan Basketbol Takimi “Basari bir aliskanliktir” kabilinden sampiyonluk gelenegini surdurecektir. Ancak isin sansa (daha dogrusu Fenerbahce’nin basina bol bol gelen sakatlik, dis etkenler gibi sanssizliklara) birakilmamasi ve citanin belki bir ust seviyeye (yani Avrupa’da Yari Final’e) tasinmasi icin sayin Aziz Yildirim’dan, Fenerbahce’nin gozbebegi uzerindeki ilgisini esirgememesini arz ediyoruz.
Hic kimse onlar kadar basarili olmadi, biliyoruz.
Peki bu geldigimiz noktadan, bir basamak dahi olsa, inmeyi gonuller kaldirir mi?
Iste onu bilmiyoruz. Lutfen hic ogrenmeyelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder