1990'larin ortasinda Kucukyali'da mahalle arasina kurdugumuz pota, Basefendi Sokagin sondan ikinci binasinin yapimi esnasinda, muteahhitin kardesi Ahmet abiden alinan demirlerin Cinar Camii'nin altindaki demircide cember haline getirilmesi ve Tola Sokagin asagida dortyolla kesistigi noktadaki insaattan calinan kalaslarla yapilmisti.
Kalasi da neden insan gibi demirleri aldigimiz o binadan istemedigimizi (istemis olsak verilmesi kesindi. Zira Ahmet abi de insaat yapimi boyunca basketbol maclarinin bir oyuncusu olmustu) ve sonralari panyayi sabitlemek icin, hafif yamuk da olsa, elektrik direginin yeterli olduguna kanaat getirmemize ragmen neden kalas calmaya devam ettigimizi ise hala bilmiyorum. Gerci bir kalas almak icin insaata 3-4 kisilik bir operasyon duzenlemek de zevkliydi.
Masa basinda oturmaktan bunaldikca ciktigim saha gezilerinde, sanki alip pota yapacakmisim gibi demirlere sariyorum. Hurdaya cikan 8 mm.liklerden birinde gozum var. Odalarimiza giden yolun uzerinde, stok sahasi babindaki bosluklar cakildan tastan temizlenince santiye yonetiminin tensibine sunarim artik. Gerci kis da geliyor ama... Bizim gibi, cocukken sabaha karsi 7'de Chicago-Utah macini bitirip, 8'de sokaga firlayan ve sessizlikte gum gum diye topu sacdan panyali potaya atarken, "Scottie Pippen, bir atis, bu da basarili" diye bagiran manyaklara koymaz bu isler.
Basketbol demisken; Lisemizin hocalarindan H.L.K.'yi da saygiyla anarim. Dersimiz bos diye spor salonuna gidip, top istedigimizde "Ne o? Ruyanizda mi gordunuz?" diye sormustu. Ondan sonra sporumuz niye gelismiyor? Bu kafayla, bu kadar gelistigine sukur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder