Can Dundar'in "Mustafa" filminin arkasindan simdi de Nesli Colgecen'in "Son Bulusma"si. Istiklal Savasi'nin son uc kahramaninin anlatildigi bir film. Kisacik tanitimini izlerken bile insani yerden yere caliyor. Hababam Sinifi'nin sakin muzigine duygulanan bir milleti ne hale koyacagini tahmin etmek zor degil.
Resmi Tarih'in, "insan" tarafini unutulmaya biraktigi ama her seyiyle "Insan Ustu Bir Insan Mucadelesi" olan Kurtulus Savasi'na gecikmis selamlarin kucuk bir kuplesi bu yapim.
Halide Edip'in "Turk'un Atesle Imtihani" kitabinda, gozleriyle gordugu ve meziyetlerini anlattigi neferlerden ve zabitlerden artik bir tanesi bile aramizda degil. Bu millet vefa nedir bildigini iddia ediyorsa; Ismet Pasa'nin "Bu kusak, vatanindan baska sevgili bilmedi" diye tarif ettigi insanlara, her hilal ve yildiz gordugunde selami ve saygiyi borc bilmeli.
Simdi hepsi de rahmetli olan bu kahramanlardan biri, kisacik fragmanda, Baskomutaninin kabrine cicek koyarken insanin gozune, sungu hucumundaki bir asker gibi gozukuyordu. Atesle imtihanin son taniklariydilar...
------------------
920'nin 16 Martı
Uykuda kesti kâfir üçümüzü,
Kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
Ingiliz'in hepsi değil domuzu
Sabaha karşı aldı canımızı.
920'nin 16 Martı
Basıldı Vezneciler'de karargâh.
Uyan be tosunum uyan.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
Üçümüz : Abdullah çavuş, Şarkışla'dan Osman,
Bir de Zileli Abdülkadir.
920'nin 16 Martı
Bozdoğan Kemeri'nde
Kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
920'nin 16 Martı
Uykuda kesti kâfir üçümüzü.
Soktu Osman'ın karnına kasaturayı,
Bastı göğsüne kâfirin dizi.
Dört çocuk babasıydı Abdullah çavuş.
Doymadı dünyasına Abdülkadir.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
Kurşuna dizdi ikimizi.
920'nin 16 Mart Sabahı,
Karakolun karşısında
Bırakmadım elimden silâhı,
Yere serdim iki Ingiliz'i.
Senin ırzını kurtardım Istanbul'um,
Sana can feda çakır gözlü gülüm.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
Kurşuna dizdi ikimizi.
Şimdi üçümüz :
Abdullah ve Osman ve Abdülkadir,
Taşları yan yana yatar Eyüp'te.
Arama, bulamazsın ikimizin kabrini,
Belki maşrıkta, belki mağripte,
Biz de bilemeyiz yerini.
Uykuda kestiler üçümüzü,
Kurşuna dizdiler ikimizi,
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
bir de altıncımız var,
Kara kaytan bıyıklı bir şehit,
Son mekânı şöyle dursun,
Adını da bilen yok...
NAZIM HİKMET
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder