8 Eylül 2008 Pazartesi

Istanbul'du Bu Dizi

Cengelkoy, kucuklugumuzun efsanelerindendir. Bostanci'dan 2 Numara'ya binip Uskudar'a giderdik. Oradan dolmusa binip Cengelkoy'e gelirken, tam da meydana gelmeden soldaki top sahasinin orada dimdik bir yokustan dolmus hizla inince, yokuslarin o izah edemeyecegim tadi kalirdi kalbinde insanin.

Meydanda bir balikci dukkani vardi dayimin. Seramik duvarlarinda asili olan agdaki cesit cesit kurutulmus balik, karides ve yengecleri hala siralarina gore sayabilirim sanirim. Ama tencere tencere yedigim su urunlerinin hesabini yapmam imkansiz. Can bogazdan gecer, malum.

Yol boyunca ilerleyip, deniz kenarina geldiginizde ve mevsim yazsa henuz daha kirlenmemis denizde yuzenleri gorurdunuz. Ben omur billah yuzme denen fiile mesafeli durdugumdan, teyp motorlarini kicina taktigimiz ve tekne sekli verdigimiz beyaz muhafaza kopuklerinin suda uzaklasmasini seyrederdim. Ne cok deniz anasi vardi...

Balik akvaryumlariyla, yuva yapan guvercinleri izlemeyi ve kagittan ucak yapmayi Cengelkoy'e tepeden bakan bir suru bacanin yaz kis ayni eksi kokuyu yaydigi 20 adimlik terasta ogrendim.

Bir de acikhava sinemasi vardi Cengelkoy'de. Cay bahcesi sandalyelerinde yaz aylarinda, sira sira insanlar. Bugun hala ne zaman bir acikhava sinemasi gorsem aklim gider. Cengelkoy'de seyrettigim filmlerden degil. Zira aklimda kalan iki film var. Biri Hulya Avsar'in Sekreter filmi. Digeri de yarisini sandalye altinda gecirdigim Karabasan. Ama acikhava sinemasinin bol oksijenli havasini ve huzurlu sessizligini unutmadim. Ne zaman Cengelkoy'u gecip Kuleli ve Kiz Lisesi istikametinde devam etsem, bir yanim o dar gecitten ulasilan sinemada kalir.

Lise yillarindaydik. Televizyonla aramiz mecburen iyi, yas itibariyle. Dizi olayi "sallasan 50 eline, 150 seyine deger"e daha gelmemis. Kaliteli yapim orani yuksek vs. vs. Lakin bir dizi, bizi aldi goturdu. Sevket Altug'un hemen hemen son, Sevval Sam'in ilk kez arz-i endam ettigi, sadece onlarla degil her oyuncusuyla adami alip "Istanbul" diye durduren bir diziydi Super Baba.

Yeni Turku'nun bestesi, Oya Kucumen'in sesi ile baslayan dizide tamamiyla mutlu bolum sonu "yok" denecek kadar azdi belki ama az gulmedik, az aglamadik. Bu dizi ugruna, okul gezilerine gitmedik. Disarilara cikmadik.

Kanal 1 veriyormus bu aralar tekrarlari. Denk gelmemek icin dua ettik. Zira bu kadar uzakta, bu kadar kalbe kader bir seyi cok kolay kaldirmaz bunye.

Cengelkoy, Anadolu Yakasi'nin hemen her semti gibi bizdendi, bizim kalemdi velhasil. Ve Super Baba'da Sumer Tilmac'in surekli profil verdigi o kahve biz gittigimizde hala yerinde duruyor olursa, oradan denize bakip, okyanus yesilini hatirlamak var serin hayalinde...

Hiç yorum yok: