Can Dundar, daha bir suru yapiminin yaninda bir de "Bahcedeki Fener" belgeseliyle bizde kendisine yuksek olan saygiyi, bu belgesel filmle katlayacaga benziyor.
Mustafa Kemal Ataturk'un, resmi tarihce hep "Ne gerek var?" denerek sozu edilmemesine calisilan "insan" yani beyaz perdeye geliyor.
Yine bir Can Dundar yapimi olan ve her izlendiginde gozyasi dokturen Sari Zeybek gibi izleyeni her yerinden vuracagina eminim.
Donemin Ingiliz Basbakani ve karsimizdaki maglubu Lloyd George'un "Yuzyillar nadir olarak dahi cikarir. Ne yazik ki o dahiyi, yuzyilimizda Turk Milleti yetistirdi" sozuyle en guzel sekilde ozetlenebilecek o guzel insana dair, guzel bir yapim geliyor.
Can Dundar'in dun NTV'de yakaladigim soylesisinde aktardigina gore, muziklerini Goran Bregovic'in yaptigi belgeselde, iclerinde Mustafa Kemal'in en genc yasta cekilen resimlerinden biri de olmak uzere, daha once hic gormedigimiz resimler ve duymadigimiz ses kayitlari varmis.
29 Ekim'de geliyor film sinemalara. Biz o zamanlarda Turkiye'de olmayacagiz ama geldigimizde hevesle saldiracagimiz ilk film olacak bu yapim.
Can Dundar'in mevzuya dair yazisiyla bitirelim.
----------------------------------------------
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=7119
Veee başlıyoruz.
Nihayet aylardır burada size sözünü edip durduğum filmden ilk parçayı yayınlıyoruz.
Böylece filmimizin adının "Mustafa" olduğunu da öğrenmiş oluyorsunuz.
Neden "Mustafa"?
"Kemal" ve "Atatürk" onun sonradan edindiği isimler çünkü…
Fragmanı izlemek için resme tıklayın."Mustafa"da biz, onun en yalın haline ulaşmaya çalıştık.
Onu sadece annesinin çağırdığı isimle hatırlamak ve hatırlatmak istedik.
İzleyeceğiniz fragmanda Sarı Zeybek'in ünlü Dolmabahçe sahnelerinden birine atıf var. Bana bu kapıları açan ilk belgesele yollanmış bir demet çiçek sayabilirsiniz.
Bu, aynı zamanda filmin de açılış sahnesi…
Yandaki resme tıklayarak fragmanı izleyebilirsiniz.
* * *
Karga kovalama sahnesine gelince…
Hepimizin çocukluğundan beri dinleyegeldiği bu tanıdık öyküyü canlandırmak ve hep ders kitaplarında "kovaladığı kargalar"ı perdede görmek istedim.
İronik… ama o dönem yaşadıklarının, Atatürk'ün kişiliğinde çok önemi var bence…
Gerçekten kargaları kovaladığı Langaza'ya gittik sırf bu sahne için…
Bahse konu tarlanın yakınlarında yaptık çekimi...
Ve çocuğu da oradan bulduk:
Adı Yorgo…
Bir Yunanlı…
Ve kendi halkına bir dönem düşman belletilen adamın çocukluğu rolünü büyük keyifle oynadı.
Kargalara gelince… onlar Uğur Erbaş'ın can verdiği animasyon yaratıkları…
* * *
Afişi büyütmek için üzerine tıklayın.Langaza'da karga sahnesi çekildikten sonra "Mustafa"ya tepede bir yere bir ev kurmamız gerekiyordu.
Afişte göreceğiniz bu çalıçırpıdan ev, onun muhacirliğinin, "yurtsuzluğunun", yurt arayışının simgesiydi aslında…
Sadece onun da değil:
Koca bir imparatorluğu yitiren halkın, sıkıştığı küçücük yurdu da simgeleyecekti o çocuksu kulübe…
Kulübeyi yapan çocuk da bir Makedonyalı…
Alexandre…
Onu da Langaza'da yemek yediğimiz restoranda tesadüfen "keşfettik". Saadet Özen, çocuğun ailesini bu role ikna etti.
Tabii Alexandre kendisinin filmin ana kahramanı ve afiş yıldızı olacağını bilmiyordu.
Doğrusu biz de bilmiyorduk.
Ama onu kulübenin içinde gördüğüm an, "İşte afişimiz bu" dedim görüntü yönetmenimiz Murat'a…
Ve hem fragmana hem afişe damgasını vuran harika bir görüntü çıktı ortaya…
Aynı Alexandre, elinde çalı çırpılarla ev yapacağı tepeye tırmanırken, aynı zamanda Uğur Hoca marifetiyle, Dolmabahçe'deki tablonun içinden çıkıp gelen çocuk oldu.
Goran'ın akordiyonu ona keyifle eşlik etti.
Neyse bu kadar laf yeter; hala sabredip izlemediyseniz, şimdi artık izleyebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder