Pesinen soyleyelim ki motor sporlari denen seyle pek fazla ilgimiz yoktur. Kucuk yaslarimizda Beykoz'un Bozhane koyunde mukim dedemlerin yanina gittigimizde "Bozhane Tirmanma Rallisi" diye bir seye rastlayip, defaten izlemisligimiz vardir ama neden yapildigina degil de, neden izlendigine anlam verememek de o zamanlardan kalmadir kafamizda.
Siz kenarda durursunuz, bir araba gecer, insanlar alkislar. Siz kenarda durursunuz, bir araba daha gecer, insanlar yine alkislar. Billur tuz reklami gibi, akar, akar, akar...
Formula hadisesi de oyle. Tamam, hastasi cok. Muazzam bir organizasyon falan ama at yarisi kadar bile takip edilebilir bir sey degil ki bu meret. Hadi televizyondan neyse de yerinden izlemek? Ne bileyim, belki sampanya zamani eglenceli, o kadar...
Belki haddinden fazla sig yaklastik olaya ama gecen gun Monza pistinde, 21 yasinda, Sebastian Vettel (yukaridaki) adinda bir genc kardesimiz en genc F1 kazanan pilot oldu.
Uzun zamandir F1 hadiselerinin yuzune bakmayan biri olarak, "Dur o musabakayi da izleyeyim, aman burada spor olayi mi var, kacirmayayim" seklindeki lise yillari geldi aklimiza.
James Bond fimlerinde oynasa pek yadirganmayacak Ingiliz bir pilot abimiz vardi, Damon Hill diye. Babasinin da F1 sampiyonu oldugunu, kucukken kendi capinda bir punk albumu cikardigini ve muzik konusunda profesyonel calismalari da bulundugunu Eurosport notlarindan ogrenmistik. Schumacher'le surekli kapisan ve pistte olsun, demeclerde olsun, ona gider yapan bir abimizdi. Guzel insandi vesselam...
Nerelerdedir acaba? Album mu cikariyor, yoksa TV'de F1 yorumu mu yapiyor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder