Saskinbakkal'da bir sinema.
Biri James Bond delisi, digeri hic alakasi olmayan ve olmasini da istemeyen, iki kisi.
Kac sene olmus... Sinema donusu kavga ettigimizi, Kucukyali'ya kadar neredeyse hic konusmadigimizi bile hatirliyorum. Adetimdir, yuzum duser, sesim kesilir. Izdirap olurum. Ne yapayim? Seviyorum. Boyle olmayi degil. Onu...
Filme gelecek olursak; bence Roger Moore'u burun farkiyla ucunculukte birakip ikinci siraya yerlesen (Tabii ki Sean Baba'nin yanina yaklasilmaz) Pierce Brosnan'a, Sophie Marceau ve Denise Richards eslik ediyir.
Filmin ismine atfen var olan diyaloglarin en basarili orneklerinden birisi var bu filmde.
Kulagi (Stockholm Sendromu'na tutularak asik oldugu) kendisini kaciran manyak tarafindan isirilarak kopartilmis olan kizimiz Elektra King (S.M.), James'i iptidai ama bir o kadar da sosyetik ve etkili bir iskence cihazinin terleten muamelesine tabi tutmaktadir. Daha once yatak havalisinde yasadiklarinin tadinin damaginda kalmasinin da etkisiyle James'e bir teklifte bulunur. Ancak yasamini once "Queen & Country"ye sonra da Dunya barisina adamis olan James bu oneriyi reddeder. Soyle ki:
Elektra King: I could have given you the world.
James Bond: The world is not enough.
"From Russia With Love" ile birlikte Istanbul agirlikli Bond filmlerinden birisi oldu "The World Is Not Enough". Nukleer Denizalti'nin patlatilacagi Marmara Denizi, Bogaz manzarasi derken MI6'in reisinin Kiz Kulesi'nde zindana kapatilmasini da goruyoruz. Kendisine Nev'den "Muhurlu Kaderim" sarkisini gonderiyoruz.
Filme getirebilecegim tek elestiri, James ve Christmas (D.R.) ortaligi duzeltip denizden ciktiklarinda motordan el sallayan Turklerin, kurtarmak maksadiyla denize atlamamasi ya da "Napiyosunuz lan denizin ortasinda? Akinti buradan alir, bogazdan cikarir sizi musaf carpsin" dememesi olabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder