Halit Deringor....
Fenerbahce tarihinin ve Turkiye'de profesyonellik oncesi futbolun en onemli sac ayaklarindan birisi. Yillar once "Fenerbahce Cumhuriyeti ve Cumhurbaskanlari" isimli kitabiyla ismini ogrendigim ve sonrasinda Cumhuriyet gazetesindeki yazilarini okuyarak hayranligimin kat be kat arttigi bir isim.
Fenerbahce Muzesi'ndeki mesai zamanlarim esnasinda, hasbelkader tanisikligimiz beni cok mutlu etmistir. Zaman zaman el yazisiyla yazdigi ve gazeteye gonderecegi yazilari, bilgisayara gecmek gibi incecik ve seref duydugum bir tesrik-i mesaimiz de oldu o surecte.
Kongreye ve Divan Kurulu'na bir veda konusmasi yapaacgini soyluyordu, ben buraya gelmeden once. Sanirim son Divan'da yapmis bu konusmayi. Ayakli bir tarihin hitabet sahnesinden cekilis tutanagini duygulanarak okudum.
"Artik cok seyreklestik" dedigi bir kusagin son temsilcilerinden birisi olan ve "Sporcularin Amator Forma Aski" konusunda mukemmel bir tez konusu olabilecek Halit agabeyimin elini opmeden once, buradan bir selam gondereyim.
www.halitderingor.net sitesine gonderdigim mesaj ve Halit agabeyin Divan Kurulu'ndaki veda konusmasinin metni var asagida. Torunu hazirliyor sitesini. Mesajim eline ulasmazsa, gittigimde sahsen soylerim artik.
---------------------------------------
Halit agabey, Kazakistan'dan Divan Kurulu'na yaptiginiz veda konusmasini duygulanarak okudum.
"Keske o yillarda yasasaydim" dedigim bir kusaga mensup hem de en has Fenerbahceliden daha has bir sari lacivert mensubunu, yani sizi tanimakla eristigim serefi kelimelerle izah etmem mumkun degil. 28 yillik hayatimin en mesut anlari arasina girecek olan, Fenerbahce muzesinde sizinle gecirdigim anlari omrum boyunca unutmayacagimi da bilmenizi isterim.
Ellerinizden operim.
Saygilarimla,
Baris EYMEN
---------------------------------------
1937 Fenerbahçe’ye giriyorum. Ortaokul son sınıftayım. Öğrenci olduğum için lisansım çıkmıyor. Çıksaydı şaşalı Fenerbahçe B takımında yer alacaktım.
1941-1942 Lise son sınıfta bitirme imtihanlarına giriyorum. O zamanlar dünyanın en büyük takımı olan Hitler’in oluşturduğu Almira Takımına karşı oynuyorum hem de eski Fenerbahçe stadı’nda. 2-1 kazanıyoruz, galibiyet golünü de ben atıyorum.
Aynı yıl Yunanistan ile milli maç yapacağız. Ben de Fenerbahçe’de Milli Takım’a seçilen 3 kişiden biri oldum ama 2.Dünya savaşı yıllarındayız. Hitler silindir gibi dünyayı eziyor. Hudutlarımıza gelmiş dayanmış. Maç erteleniyor, önemli bir fırsatı da kaçırıyorum.
1948 yılı…Yine Yunan Milli Maçı. Bu defa Atina’da ilk defa Milli oluyorum. Sonrası, 1952’ye kadar bütün milli takımlarda oynuyorum.
12 Yıl Fenerbahçe’de top koşturdum. Başarılarımı anlatmak istemiyorum. Onu tarihe bırakıyorum. Burada bahsetmeyeceğim. 1951-1952 yıllarında artık kafam ayaklarıma iyi kumanda demiyor. Fenerbahçe’de formamı çiviye asıp, futbolu bırakıp Anadolu’ya gidiyorum.
Antrenörlüğe başlıyorum. Önce görevle gittiğim Samsun Fener’i çalıştırıyorum. Sonra da Bursa’ya getiriliyorum. Hem Bursa Liginde hem de Türkiye Liginde şampiyon oluyorlar. Sonuçta iş, Yönetim Kurulu içinde Halk Partisi-Demokrat Parti çekişmesi haline geliyor, ben de Demokrat Partili bir yönetici ile hiç de istenilmeyen durumlara girip 1960 İhtilali’nden sonra Bursa’yı bırakıyorum.
Aynı sene İstanbul’a geliyorum.1963-1964 yılları arasında Fenerbahçe’ye Umumi Kaptan (Teknik Direktör) oluyorum. Göreve geldiğimde Beşiktaş’tan 4 puan gerideydik. Sonuçta Fenerbahçe de şampiyon oldu. Ama ben bundan sonra bir ilki gerçekleştirdim. Şampiyonluktan 15 gün sonra istifamı verdim. Neden? Çünkü bu ülkede ne antrenörlük ne de yöneticilik yapılmayacağını anladım.
Bir daha da böyle işlere burnumu sokmadım. Ne teknik açıdan ne de yönetsel açıdan. Hem de burada ismini açıklayamayacağım bazı başkanları seçmede baş rolü oynadığım halde..O yıllardan bu yana Fenerbahçe’nin ne iç ne de dış seyahatlerine gittim ve ne de şimdiye dek tribün bileti aldım. Üye aidatımı şu ana dek hiç kimse ödemedi. Bazı başkanların, İstanbul’da müzikhollerde, büyük restoranlarda mameze, 3 gün 3 gece verdikleri şölenlere gitmedim. Ne kandil ne ramazan ne de bayram ziyafetlerinde olmadım. Havuz başı şölenlerine de katılmadım. Özetle, Fenerbahçe’den bu güne kadar tek kuruş almadım. Hatta burs paramı, zor duruma düştüğünde Fenerbahçe’ye verdim. Bin defa helal olsun. Beni bu günkü Halit Deringör yaptı.
Bu ilkeli yaşam içinde ne sosyalistliğimiz ne komünistliğimiz ne de doğu gurupçusu olduğumuz kalmadı. Söylemedikleri tek şey şeriatçılık oldu. Bu suçlamalar, durmadı gitti. Fenerbahçe’de de devam etti. Kurulu düzenin adamları bize hor bakmaya başladılar. Üç kez Haysiyet Divanına verildim. Bir defasında, arkadaşım Memduh Eren ile 2 yıl hak mahrumiyeti aldım. Ama bunlar bizim üzüldüğümüz değil, onurlandığımız günlerdi. Hiç misyonumu değiştirmedim.
Dönüp arkama baktığımda, her olayda başı çekmişim. Hep kazandım. Kazanamadığım tek şey para oldu.Küçük hesaplar kovalamadım. Türk Futbolunda yadsınamayacak mesafe kat ettim. Kamu sektöründe en büyük müesseselerin müdürlüğünü yaptım ve Türkiye Cumhuriyeti Senatosunda bir sayfa övülen tek kamu görevlisi oldum. Cumhuriyet Gazetesinde 45 yıldır yazıyorum. 1999 yılı en iyi köşe yazarı ünvanını aldım. 40-50 yıldır hep mikrofondayım. İyi ve kötü fikirlerim oldu. Doğrudur veya yanlıştır. Hep inandığım fikirleri açıkladım. Hiç kiralık katil olmadım. Amacım, insanları incitmek veya onlara hakaret etmek olmadı. Arkadaşlarımın tercümanı oldum. Zaman zaman sadet dışına da çıkmış olabilirim. Ama bunları kendim için değil Fenerbahçeliler için yaptım. Yıllardır, beni sukunetle dinleyen ve saygı gösteren Fenerbahçeli arkadaşlarıma, özellikle en ağır eleştirilerimde bana tepki göstermeyen Aziz Yıldırım ve onun yönetim kuruluna saygılarımı sunarım.
İnsan ölmek için doğar, yaşamak Tanrı’nın verdiği bir ödüldür. Umut da vermiştir insana Tanrı. Umut uzayan zaman içinde beklentidir. Böyle düşünürsek, yaşlılık umudun ta kendisidir. Yani bizler artık başka bir şey umut etmiyoruz. Sadece bu günkü teknoloji ile eski resimlerimizi ve anılarımızı renklendiriyoruz o kadar…Ama henüz otokritiğim var. İnsanlar için çok önemlidir bu özellik. Hayvanlarda yoktur. Ne var ki, böyle usul ülkemizde pek yoktur. Artık mikrofona çıkmayacağım ve çıkmamam gerektiğini düşünüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum.
Fenerbahçe bir Cumhuriyettir ve ebediyen hiç düşmeyecek. Sarı Lacivert bayrak hiç elimden düşmeyecek.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, Yaşasın Fenerbahçe.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder