29 Ağustos 2008 Cuma

Vefa Kapısı

Umit Ozat, Karlsruhe ile oynadiklari macta, oyun surerken agir bir travma gecirmis. Kalp krizi oldugu da soyleniyor, baska bir sey oldugu da. Detaylara henuz vakif olamadik. Haberi ogrendigimiz gazete sitesinde yazmiyordu zira, olan biten esnasinda Daum'un gozyaslarini tutamadigi vb. ayrintilar disinda...

Bir umit diye Fenerbahce'mizin resmi sitesine girdik ama orada da yok. CNN'de bile var, kaptanligini yaptigi Fenerbahce resmi sitesinde yok haber ve bir gecmis olsun notu.

Kaptanlik surecinde, oyunu itibariyle degil ama kaptanlik vasiflariyla ilgili cok elestirdik Umit Ozat'i. Su satirlari yazdik mesela:
-------------------------------
Taraftarın stadda veya ekranda, kaçan her pozisyona, saha içinde olan biten her türlü pisliğe yüreği burkulurken, bir şeyler yapamamanın acısı insanların içine çökerken, bu oyuncunun Kaptan olarak eli belinde dolaşmasını, herşeye mabadini dönüp gitmesini, varlığını sadece oflayıp poflayarak göstermesini anlayamıyorum.

Her gün gazetelerde boy boy tefrikalar çıkıyor bizim futbolcuların ağzından. "Küfür etmesin bize taraftar" diye. Evet, sonuna kadar da haklılar. Ancak başlarındaki adam artık çığırdan çıkmış, maçın durduğu bütün anlarda eli belinde sahaya bakıyor. Arkadaşlarına faul yapılıyor,paşam bakıyor, rakipler her türlü şeyi geciktirerek yapıyor, paşam bakıyor.

Elin adamina ( B.Korkmaz ) kızıyoruz ama adam kaptanlıksa kaptanlık yapıyordu. Birilerinin bu adama, kaptanlığın ne manaya geldiğini anlatması gerekiyor. Artık ben şundan şüpheleniyorum:
"S.kerim ya bana mı kaldı?" hissiyatı mı besliyor bu adam?

"Gençlerbirliği'nde oynarken antremana gs eşofmanıyla çıkar"mış.
"23 yıldır alamamışlar kupayı, biz mi alacağız" demiş.

Doğrudur, değildir, bu mühim değil. Sahadaki her türlü haliyle daha fazlasını hissettiğini doğruluyor adeta. Ve oyununa da yansıyor bütün bunlar. Umurunda bile değil gibi.

Bu takımda, ben bile genç yaşıma rağmen ne kazmalar gördüm. Katlanılır. Bu da "tuzu biberi olsun kadronun" denir. Ama Ümit'in sahada sergilediği vaziyet baska. O zaman herkes dönsün mabadını, yürüsün, gitsin. Kapatalım kulübü.
-------------------------------
Cok sertmis. Hala da arkasindayiz bunlarin.

Ama o baska, bu bambaska... Bir can neticede. Sahada emek verirken yigilip kalan, olumun elinden kil payi kurtulan, bir esi, colugu cocugu olan bir insan. "Oktay Derelioglu'nun Jubilesi'ne bile mansetten yer veren resmi sitemizin bunu es gecmesi anlasilir gibi degil" diyecegim ama nesi anlasilir degil?

Giden her branstaki her oyuncusunun ardindan, istisnasiz "Para icin satti bizi" imasi yapan ve Aydin Ors gibi bir insana gidecegi anlasildiktan sonra resmi site (veyahut herhangi bir resmi iletisim organi) araciligiyla tesekkuru zul goren bir zihniyetten bahsediyoruz. Gordukleri buyuk tepkiden sonra, gonulsuzce gibi gorunen ve hic bir sekilde nezaket ile bagdastirilamayacak sozleri barindiran bir aciklama yaparak tesekkur mu, beddua mi ettikleri belli olmayan bir zihniyet. Bir "Gecmis olsun"u refleks olarak yayinlayamayan bir anlayis...

Ve boyle boyle... Uzaklastigimiz ve hatta uzaklastigimizi temcit pilavi gibi tekrar ettigimiz icin artik kendi kendimize bile yabancilasan bir seyler var.

Kapi kolu kirildigi icin artik acilamayacak ve kirilarak gecilmesi de mumkun olmayan bir kapi var.

Mevlana'nin, Mesnevi'sinde "Gel" dedigi kapi:
Şeytan gibi hasetçi değilsen dâva kapısını bırak da vefa kapısına gel!

Hiç yorum yok: