15 Aralık 2009 Salı

Roberto Carlos'u Uğurlamak

Roberto Carlos transfer olduktan sonra, stadyuma ilk geldiğinde kulüpte yaşanan ve yakından şahit olduğum koşuşturmayı ömrümün sonuna kadar unutmam herhalde. Candan Erçetin'in o eski ve meşhur klibinde olduğu gibi; önde Carlos, arkada kitle olmak üzere bir o yana, bir bu yana koşturmalar. Carlos geçene kadar açık kalan ve kapandığında, dışarıda kalanların haykırarak zorladığı kapılar.

Şimdi Carlos'un yolcu olduğu haberleri gelirken, taraftarların ağıtları ve "Güle güle diyelim" mesajları internet forumları ile vatan kurtarma platformu facebook'da gırla gidiyor.

Oysa Roberto Carlos nam bu oyuncu, Fenerbahçe performansı göz önüne alındığında, gayet kolaylıkla King Santillana reisin, ilgili yazısında büyük isabetle bahsettiği üzere, "İsmindeki azameti oynadığı kulüpten büyük sayan, her hafta ülkesine dönme demeçleri sıralayan, sonra bizlere keyif bağışlayarak gitmeyen sol bek" olarak değerlendirilebilir.

"Şu kadar maç oynadı, bu kadar golü, şu kadar asisti ve isabetli ortası var. Sol kanatta tren gibi gidip, geldi" türünden istatistik ve teknik vaziyetleri bir kenara bırakalım. "Hemen herkes" derecesinde bir çoğunluk kabul edecektir ki Carlos'un forma giydiği süreç zarfında, Fenerbahçe'ye en büyük getirisi reklam alanında oldu.

Evet, Roberto Carlos önemli bir transferdi.
Evet, bu transfer ile Fenerbahçe ismi beynelmilel alemde bir kat daha fazla duyuldu.
Uğurlamak da doğrudur. Kıçına teneke bağlayacak halimiz yok.

Fakat şu oluşan hassasiyet coşkusu var ya. İşte o, Fenerbahçe taraftarındaki asli vefa duygusunun popüler kültüre karşı oynadığı maçı kaybetme golüdür ki bu maç dönmez artık.

Hiç yorum yok: