30 Aralık 2009 Çarşamba

Nausicaä of the Valley of the Wind

Anime başladık, anime gidelim.

Sene 1984. Hayao Miyazaki hem yazmış, hem yönetmiş. Ghibli henüz kurulmadan çekilmiş olmasına rağmen, stüdyonun işleri arasında gözüküyor.

İzlerken çok da fazla kendimi kaptırmadığım bir anime oldu, desem yalan olmaz. Belki yakın konusuyla 13 sene sonra çekilecek ve bundan önce izlendiği için her türlü beklentiyi üst düzeye çekecek olan Mononoke-Hime'ye benzemesinin de payı vardır kendi adıma. Ama yine de güzel bir film.

Dünyanın başına gelen ve doğayı çökerten büyük felaketten 1.000 yıl sonra geçiyor hadiseler. "Sea of Decay" denen bir mantarsı sürekli zehir saçarak ilerliyor. Hayatta kalabilmiş insanlar kolonilere ayrılmış ve hem birbirlerine, hem de bu zehire karşı savaşıyorlar. Arada tarafsız, halim selim yaşayanlar da var. Rüzgarlı Vadi'de takılan prenses Nausicaä ve cemaati de bunlardan biri. Nausicaä da aynı Mononoke gibi "Hime" yani prenses; ve yine tıpkı Mononoke gibi doğa dostu. Planörüyle sık sık ormanlara gidip, oradaki hayvanlarla takılıyor. Gerçi "hayvan" yanlış oldu, böcek demek gerek. Zira hilkatten çirkin birbirinden tuhaf böcekler takılıyor ormanlarda. Bir de bunların "Ohmu" denen devasaları var. Kızınca vücudu üzerindeki sürüyle gözü kırmızıya dönen bu ormanın kralı böcek, sinir yaptığı zaman hem "Taş yok mu, taş?" diye delleniyor, hem de kahveden adam çağırır gibi diğerlerini toplayıp şehirleri basıyor.

Savaşın Rüzgarlı Vadi'ye kadar gelmesini ve Nausicaä sayesinde Dünya'nın yeniden huzura kavuşmasını anlatan bu iki saatlik yapımın müzikleri mükemmel. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum.

Filmin bir diğer ilginç yanı da seslendirme kadrosu... 2005'de yapılan İngilizce seslendirme eşliğinde izleyenler bir kaç tane tanıdık sesle karşılaşacaklar. Star Trek'ten Jean-Luc Picard olarak tanıdığımız Patrick Stewart, Battle Star Galactica'da Amiral William Adama'yı oynayan Edward James Olmos, kalplerde Pulp Fiction ile taht kuran Uma Thurman, ve bizim Luke Skywalker, Mark Hamill. Her ne kadar "Noooooaoaaoooaaööeee" diye bağırmasa da hemen tanıdım sesinden keratayı. Bak yine aklıma geldi, ağır ol lan biraz, siyah giymekle Jedi Master olunmaz.

Hiç yorum yok: