
Geldik geleli, hesapta "Elma Şehri" olan bu memlekette, bir elin parmaklarını geçecek sayıda düzgün elma yememiştik. Lakin, nasıl ki Malatya'da aylarca kayısı yedikten sonra, başka yerin kayısısını beğenmez ve hatta yiyemez olduysak, işte o hissiyatın elma versiyonu da burada zuhur edecek herhalde. İşlenmiş yakut gibi pırıl pırıl ve taştan öte taş gibi bir elmaydı. "Geldiğinden beri elmaya sallıyorsun ama biz bu şehrin orasına, burasına boşuna dikmedik bu elma heykellerini" mesajını almış olduk.
Gerçi...
Elmasına bir, armuduna iki.
Gitmek var.
Gidip de görmemek var.
Var oğlu var.
Geldiğimde, bir görebilsem seni...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder