6 Aralık 2008 Cumartesi

Kemalpasa

Cezaevi mevcudu surekli degistigi icin, kazan yoklamasini ihtiyaten fazla olarak gonderiyoruz Kisla Yemekhanesi'ne. Yogunluklu hamur, hele uzerine su icilince mideyi sisirip, bir yiyene ikinciyi yedirmedigi icin fazladan gelen somun mecburen ziyan oluyor ama yemekler her halukarda bitiyor. Bitmek bir yana dursun, fazla geldigi halde yetmeyen iki sey oluyor. Birisi Tel Kadayif, digeri de Kemalpasa tatlisi.

"Ulan hazir 100 kilonun altina dustuk, filintamsi bir cehreye olmasa da eskiye nazaran ince bir hale kavustuk, fazla sismeyelim" diye aksam yemeklerine kisa bir devriyeden fazla yuz vermeyen ben bile menu kolluyorum. Kadayifi es gecsek de Kemalpasa'ya hucum. Tabldot tabaginin dort gozunu de Kemalpasa yapip, normal yemek almadan, ogunu Kemalpasa'yla gecenler var. Allah var, biz iki gozle yetiniyorduk.

Bugun, Almaty'de karsimiza cikti kendisi. Her ne kadar evde, mutfaga girip cikip tirtikladigimiz, hatta kisladaki kadar guzel olmasa da gider. Gitti de...

Tanrimiza hamdolsun.
Milletimiz varolsun.
(Dikkat)
Afiyet olsun.
Sagol.

Hiç yorum yok: