29 Temmuz 2009 Çarşamba

Mahrem

İşlenen bir cinayet üzerine bu derece çirkinleşerek, insanlık sınırlarını zorlayacak raddeye gelebilmek hakikaten büyük başarı (!). "Nur" kökünden gelen "Münevver" kelimesi artık bir sürü insana manasından ziyade, kafası kesilerek öldürülen bir kız çocuğunu ve onun aylar geçmesine rağmen bulunamayan katilini hatırlatıyor. Bilhassa kız babalarının kabusu bir durumun temsili haline geldi, Münevver.

Kızcağız öldü gitti, Tanrı'dan rahmet dilendi. Geride kalanlar için de "Kederli aileye başsağlığı" temennisinden sonra standart şartlar çerçevesinde mezvuun kapanmasını bekliyorduk. Öyle ya, bizde on binler ölür depremde ya da bilmem kaç kişi vefat eder herhangi bir sebepten; rahmet ve başsağlığı dileyince herşey geçer gider. O derece bir sorumluluk duygusu vardır. Yani hiç yoktur... Fakat bu kez, pek de beklenmeyen bir şey oldu ve kamuoyu hassasiyeti uyandı.

Yine beklenmeyen bir diğer şey ise, devlet makamlarının konuya yaklaşımıydı. Evet, benim için ne olursa olsun, beklenmeyendi. Serlerinde "Bizden olmayanın, bizim istemediğimizi yaşayanın, gönlünce yaşamaya hakkı yok" derecesinde muhafazakarlık da olsa, kız çocuklarının adamdan sayılmamasına yatkın bir zihniyet yerleşik de gözükse, bunca vahşiliğe kın aranacağını düşünmüyordum. Hata etmişim.

Emniyet Müdürü çıktı "Kızlarına sahip çıksalardı" dedi. Başbakan çıktı "Böyle boş bırakırsan, ya davulcuya ya zurnacıya kaçar" dedi. Katili bulmakla mükellef olan ve millete vekil olanların başı olan iki kişi, kendilerince asgari müşterek bulup "Böyle başa, böyle tarak" kıvamına getirerek, fırçaladılar ortalığı. Klişeden de öte ama geçerli bir yaklaşımla "Ya sizin kızınız olsaydı..." diyemese de kimse, herkes içinden geçirdi.

"Ya sizin kızınız olsaydı..." denerek bakılacak bir diğer durum da medyanınki... Bugün bir haber çıktı Hürriyet'te. Linkine falan gerek yok. Zaten aynı haber, her yerde vardır. Boxer, ikinci kat çamaşır, sperm vs. gırla gidiyor. İlk olmadığı gibi, son da olmayacak. Hasta ruhlu editörler bu haberler üzerinden kendilerini mi tatmin ediyorlar, diye merak ediyorum? Mahremi bu kadar acımasızca kullanarak ailenin acısına acı katmak bir yana dursun; bunca olan bitene rağmen hala kargaşa içerisinde olmak nasıl bir aymazlık? Meclis'te komisyon kurulacakmış da falan da fişmekan. Kim söylemişti anımsamıyorum şimdi; "Bir işin yapılmaması için, onu komisyona havale etmek yeterlidir" diye. Haklı bir söz.

Herhangi bir cinayete, yek diğerinden daha fazla önem atfedilmeyebilir. Buna denecek bir şey yok. Uzmanların dediğine inanmak, yaptığına güvenmek zorundayız. Burası da doğru. Fakat yazılı, görsel, duysal medyanın her yerini dolduracak kadar "Biz bu konuda çok hassasız" nutukları atıp, sonrasında bir arpa boyu kadar yol alınamıyorsa bunun adına sadece "Şanssızlık" denemez. Dahli ve ihmali olanlar için yapılabilecek en mutedil yorum "Ne ekersen, onu biçersin" olabilir. Allah biçtirmesin.

1 yorum:

medgallis dedi ki...

olayin cirkenlesmesi bir yana bu konuda ve her konuda adalet arzusunda olan biri olarak olayin "normal" lestirilip bir sure sonra siradanlasmasindan ve asil taktigin bu olmasindan korkuyorum.