26 Temmuz 2009 Pazar

7 Yıldızlı Stadyum Bileti


Denizlispor, ligin ilk maçında bizi ağırlayacak ya... Maçın biletlerini 100 Lira yapmış. Şerefsizlikten başka bir şey değil. Bizim memlekette taraftara bakış, düz teyze bakışı gibi "Hayvan ayol bunlar" şeklinde olduğu için, ne yazılı ne de görsel medyada yer bulamaz kendine böyle konular. Taraftar denen kitleye herşey meheldir, çoğunluğa göre. 100 Liralık bilete, ahırdan bozma tribün versen, basından "Ne oluyor yahu, bunlar da insan" lafı duyamazsın.

Hadi medyayı bir kenara koyalım, onlardan gelecek hayır Allah'tan gelsin. Ama ya kulüp yönetimleri? "Sen benim taraftarımı tüyü bol kaz mı zanettin?" diyerek, bu kazık meraklılarının karşısına çıkmaktan imtina etmek nasıl açıklanabilir? "Deplasmana gidenin tuzu, nasıl olsa kurudur; koymaz onlara" diye düşünmek kolaycılığı mı, "Gelmesinler. Zaten sürekli hadise çıkarıyorlar" kendini kandırmacılığı mı, yoksa "Bunların derdi beni mi gerecek durup dururken" umursamazlığı mı? Farketmez. Çünkü hiç birisi yek diğerinden daha az ayıp değil.

Fakat bunların yanında; bilumum ucu sivri alet edevatı başkalarına batırdıktan sonra kendimize de saplamamız gereken küçük bir kıymık var.

Senelerdir, neredeyse 10 yıla yakın zamandır, Fenerbahçe yönetimleri bilet fiyatlarını, mali ahval ve şeraite ile emsal ülkelerin durumlarına oranla çok yukarıda tuttu. Tribünler bir türlü tam doluluk oranı ile vuslata eremedi. Nedenler tartışılırken, bu gidilen yolun doğruluğunu savunanlar "kombineyi özendirmek" gibi ucu tartışmaya sonuna kadar açık tespitlerin yanında, "seyirci kalitesini arttırmak" şeklindeki müessif bahanelere kadar uzandılar. Yanlışlığı savunan bizler ise bu konuda bir tezahürat bile yapmadık, bir pankart bile açmadık. Yapmadık veya yapamadık, bunun önemi yok. Neticede Fenerbahçe'nin, yani halkın gücüyle buralara kadar gelmiş, 100 yılı devirmiş bir yapının, köklerinden kopmasına izin verdik. Hala da ataletimiz sürüyor...

Bu neye benziyor, biliyor musunuz? Halkın, çoluk çocuk gölgesinde serinlediği asırlık bir ağacı, bulunduğu yerden söküp, zengin bir adamın havuzlu bahçesine dikmeye. Açıkta kalan halkın güneşten kavrulması gibi, insanlar çoluğuyla çocuğuyla Fenerbahçesizlikten kırılıyor. Biz de o küçük bahçede de olsa ağacın gölgesinde hala serinleyebildiğimiz için duruma sesimizi çıkartmıyoruz. Ayıp ediyoruz...

1 yorum:

canoğlan dedi ki...

Ulusoy'un kupa verdiği maçta yanılmıyorsam bir sürü pankart açılmıştı abi, hani şu Taraftar = $ muhabbeti. Trabzon'a seyirci götürmeyeceğiz demişti bir de yönetim, ingiliz komutanlar bile engelleyemedi cevabı verilmişti ona. Konunun özünde ise haklısın, pasiflora içmiş gibiyiz.