11 Ekim 2008 Cumartesi

Biz (!) Sectirdik

“Bugune kadar hakemler hakkinda hiz konusmadik ama bugun yasananlar…” ile baslayan bir yonetici konusmasina rastladiginiz zaman bilin ki pesinden “Falanca takimin bunlara ihtiyaci yok” diyen bir sporcu profili de arz-i endam edecektir. Kliseler her zaman haksiz midir? Genellikle itici olduklari kesin ama her zaman haksiz degiller.

Turkiye’deki spor dallarinda istigal eden hakemlerin yetersizligi hepimizin malumu. Kurumlarin bunu gidermek icin basvurdugu careler neler? Bunlar hakkinda akademik ve detayli bir seyler bilen var mi? “Care ve bilen” sayisinin yekunu bir elin parmaklarini gecer mi? Bu sorulara cevap hayirken ve hal boyleyken serzenislere hak vermemek imkansiz. Sutten agzi yanan bir suru kulup/sporcu bulmak mumkun.

Peki kulupler ve sporcular “Iltimasi haiz olanlar ve olmayanlar” olarak ikiye ayriliyor mu? Bariz bir sekilde, evet. Bir kulubun, Federasyona yonelik, “Secilmende bizim de payimiz var. Dolayisiyla kiyak yapman gerek” seklindeki hissiyati sportmenlikle bagdasmaz, kabul ama “secim” denen sey, bu ahlakli tutumun yaninda bir de tarafsizlik ister. Secim sisi dagildiginda ortada, “Taraf degilim. Bertaraf da olmayacagim” kararliliginda bir icra makami gozukmeli.

Bir kulup yoneticisi dusunelim. Basketbol Federasyonu secimlerinde, secilen Baskan’in en buyuk destekcisi olmakla ovunuyor. Bunun karsiliginda bir iltimas gormedigini soyluyor. Bir yandan o Federasyon’un hakemleri tarafindan, muhtelif maclarda, “Basketbol Camiasinin Muessese Aski” ismindeki kadim (!) roman kapsaminda kusbasi dogranirken bir yandan da baska kuluplere taninan bazi ozel yabanci oyuncu haklarinin hicbirisinden yararlanamiyor. Ve hala (ikinci cumleyi tekrar olacak ama) Basketbol Federasyonu secimlerinde, secilen Baskan’in en buyuk destekcisi olmakla ovunuyor.

Padisahim, hakikaten cok yasa. Sen bizi guldurdun. Allah da seni guldursun.

Hiç yorum yok: