Bir onceki yazida Henry Turner diyince, film seridi gibi gecti gozlerimizin onunden seneler.
Abdi Ipekci'de cokca Ulker, Efes yenilgili ama muthis keyifli zamanlar. "Oyun kurucun kadar konustugun" soylenen bir spor ve Erdal Kosan adinda bir facianin oyun kurucu oldugu vakitler. Hic unutmuyorum, bir Dacka macinda, tek bir pres yapan bile yokken cizgide hatali yurume yaptigi pozisyonu. Ya da rakibin en yuksek yuzdeyle serbest atis yapan oyuncusuna yaptigi taktik (!) faulu.
"Acaba verem olur muyuz lan?" diye kendi kendimize sordugumuz anlarda "Yok lan Ibo-Dallas ve Henry var ya. Ne verem olacagiz?" diye gecirirdik aklimizdan ve Erdal'in butun cabalarina karsin ekseriyetle gulerdik.
Molalarda Zeynepgul Ene'nin "Simdii, Henry Turner cok iyi bir oyuncu" seklindeki tespitleri, Sabri Ugan'in Batur abi'ye bir karikatur gosterme cabalari esliginde sessizlige yol alirken, tekrarda Turner'in hareketleri verilirdi. Ankara'da bir son saniye basketinden sonra dans ederek soyunma odasina gidisi ve kirik ayakla Galatasarayli Omer'e yaptigi blok hafizalardan silinmez. Savunmacilarinin sinirden helak olmasi tribunde keyiften oldururdu bizi.
Ruzgar gibi gecti. Bir daha at Henry...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder