11 Ekim 2008 Cumartesi

Aportta Bekleyenler

Fenerbahce Bayan Basketbol Takimi, Adana’da saldiriya ugradi.
Fenerbahce Bayan Basketbol Takimi, Akatlar’da saldiriya ugradi.
Fenerbahce Bayan Basketbol Takimi, Ankara’da saldiriya ugradi.

Ugramak…

Dunya uzerinde bu kadar saldiriya maruz kalan baska bir Bayan Takimi var midir acaba?

Adana’da soyunma odasina girip “Kestaneyi cizecegiz” diyenler vardi. Adana demisken bir parantez, bizim “Amator Branslar Sorumlusu” yoneticimiz de Adanalidir yani. Ama her ne hikmetse en agir hadiseleri de Adana’da yasamisizdir. “Once tedbir sonra tevekkul” demisler ama onlemmis, tedbirmis, bunlar hep gavur icadi ne de olsa. Varsa yoksa tevekkul bizde.

Akatlar’da yanan sigaralar, bozuk paralar, sopalar atildi sahaya. Kasi yarilanlar, muhtelif yerlerinden yaralananlar girla gitti. Hatta bir lama bolugu bile hazir bulunuyordu. Goren sahaya tukurme yarismasi var sanirdi. Sporcularimiza ana avrat kufredilirken Sube Kaptanimiz kufredenlere “Eyvallah” cekip, oyuncularimizin isyanini susturuyordu,

Bugun de mactan once Ankara’da kizlarin otobusunu taslamis Galatasaraylilar. Oradan da madalya torenine istirak etmislerdir. Bu performanslariyla sonuc kesin cunku.

Caferaga Spor Salonu senelerce, sporcularin en rahat ettigi yer oldu. Hala da oyle aslinda ama is gittikce cigrindan cikiyor. Yonetici basiretsizlikleri, sagduyu eksikligi, Federasyon vurdumduymazligi derken, yokus asagi yuvarlanan birseyler gitgide buyuyor. Bunun altinda kalanlar, cizgi film karakterleri gibi iki bukuldukten sonra kendilerini dogrultup, hayatlarina devam edemezler. Altindan kalkilamayacak kadar agir olur bunun sonuclari. Ve yazik olur. Spora da sporcuya da yonetene de. O yuzden, buradan yuz metre dumduz, hic bir yere sapmadan gidin. Gazete bayiinin karsisinda “Aklin Yolu” tabelasini goreceksiniz. Gerisi size kalmis.

Hiç yorum yok: