2 Temmuz 2012 Pazartesi

Aziz Yıldırım, Vicdanın ve Hürriyetin Ta Kendisidir




Bir yıl önce, 3 Temmuz'dan evvel iki masa vardı.

İkisinin de üzerinde birer adisyon.

Birisini Aziz Yıldırım yazıyordu, diğerini Fenerbahçe tribünü. Birinden, diğerine. Hesaplar kabarıktı. Tam bir yıl öncesine kadar...

Bir kişinin, özellikle de bir yöneticinin veya kitlenin, yanı başından derhal uzaklaştırması gereken iki tür grup vardır.

1. "Her şeyi kötü yapıyorsun. Tek bir doğrun bile yok" diyenler,

2. "Her şeyin mükemmel. Sen kusursuzsun" diyenler.

Bir yıl öncesine kadar, tribüncünün masasındaki hesabı "izansız ve fikrî takipten yoksun" eleştiriler doldururken, Aziz Yıldırım'ın yanından ayrılmayan dalkavuk garsonlar ise "Tribüncüye vur ki yedi cihanda nâmın yürüsün" diye hesap şişiriyordu.

İki grup da hem kendilerine, hem birbirlerine, hem de Fenerbahçe'ye ettiler. Aziz Yıldırım da bir kere olsun, "Nereye gidiyoruz? Bunlar da Fenerbahçeli" demedi. Vurdu, gücü yettiğince.

Meydanı kollayan sırtlanlar tek duruyordu. Fırsattan istifade "Ulan zaten bunlar birbirlerine girmişler, girecekler. Bir de biz müdahil olalım. Güç desen He-man'de değil bizde. Bir üflemeye, bilemedin, bir sallamaya yıkarız" dediler, bir yıl önce.

Alphonse de Lamartine, "Cihan Hakimiyeti" isimli kitabının ikinci cildinde Bayezid ile Cem Sultan arasındaki taht kavgasını anlatırken şöyle der:

Türklerde öyle bir aile anlayışı vardır ki duygularını ve tercihlerini bir yana bırakabilirler. Onlara göre meşru olma ilâhî, tercihlerin oynaklığı insanî olaylardır.

Fenerbahçe'ye saldıran sırtlanlar, bu sözlerin doğruluğunu ve Aziz Yıldırım'ın meşru olduğunu unuttular. Bu tek hata onlara yetti.

Aziz Yıldırım "% 99'u müslüman" denen bir ülkeye % 99'un unuttuğu bir hadisi hatırlattı:

Hakimlerin iki bölüğü cehennemdedir, bir bölüğü cennette. Gerçeği bilen ve ona göre hükmeden cennettedir; gerçeği bildiği halde bile bile zulmedenle bilgisiz hüküm verene gelince bunların ikisi de cehennemdedir.

Aziz Yıldırım sadece şahıs olarak değil; daha büyük ağırlıkla davasıyla ve arkasında duran "kimyasal silahın bile yıkamadığı" Fenerbahçe taraftarı ile Türkiye'de vicdan ve hürriyet kelimelerinin güncel sözlük anlamıdır.

Geleceğe dair çok ümitvar değilim. Ama olmak istiyorum. "Osmanlı'nın sadece yasağı üç gün sürmez. Neşesi de uzun ömürlü değildir. Yâra gideyim derken yardan uçmak Osmanlının zagonudur" sözünün doğruluğunu bir kez daha yaşamak istemiyorum.

Bu durumda, 3 Temmuz'a değil ama öncesine "Bu bir demdi, geldi, geçti" demek yakışacak Fenerbahçe'ye.

Araya mahpusluk girmişken... Hayat tüm hızıyla, öldürmek için Fenerbahçe'nin üzerine gelmişken... Bu tarihten sonra, gömlek ceplerinden adisyonlar tekrar çıkar mı? Bilinmez.

Herkesin sustuğu çağda konuşan Aziz Yıldırım'a "Sezar'ın hakkı da Aziz Yıldırım'a" denir mi? Sezilmez.

Mahpuslar, arkalarında kale gibi dimdik duranların kıymetini bir ömür bilirler mi? Kestirilmez.

Fenerbahçe tribünü "eleştiri" kelimesinin arkasını Ağrı Dağı gibi doldursun, yeter.

Aziz Yıldırım, kendi gibi olmayanlara "Serseri" diyen, reklam peşinde koşarken kendinden geçen kifayetsiz muhterisleri def etsin, yeter.

Fenerbahçe, halkın takımı olarak, halk ile beraber, halk için yürür. Düşmanlarını ezer, geçer.

3 Temmuz'a gelince... Ne diyordu Keykâvus, Kabusnâme'de oğluna "komutanlık" konusunda öğüt verirken:

Mesela savaş deminde iki çeri karşı be karşı dururken şöyle düşe ki ol sen durduğun yer yaramaz olsa, yani durmağa kolay değildir, bir adım gerinde eyice durmaya kolay yer vardır, zinhar sakın ki adımını geriye atmayasın ki sen bir adım geri gidicek çeri halkı yüz adım geri gider. Bakisin bundan kıyas et.

Meali:

Savaş sırasında iki ordu karşı karşıya dururken oldu ya; senin bulunduğun yer güvenli olmaktan çıkarsa, orada durmak güç hale gelirse, bir adım arkada daha rahat bir yer görsen bile zinhar sakın ki bir adımını geriye atma. Sen bir adım geri gidersen, ordu yüz adım geri gider. Gerisini sen anla.

Ben 3 Temmuz dendiğinde her zaman bunu hatırlayacağım işte...

Vesileyle blogu, dükkanı da açmış bulunduk. Değer verdiği bir şeyin başına iş geldiğinden şüphelenip, onu koruduğu yeri kolaçan etmeye gelen bendeniz, dükkanı "inşallah ebediyen" kapatıp, huzurdan çekiliyorum. Allah bir daha kötü gün göstermesin ki bir daha buraya yazmak gerekmesin.

Son söz:
İşkence gören insanlar karşınızda dururken, sırtınızdan formayı, aklınızdan ideolojiyi çıkartmazsanız, insan sayılmazsınız.

Eyvallah.

5 yorum:

Fenerli1978 dedi ki...

Slmlar canarino,

bundan sonra hep güzel günlerimiz yazarsın ve bizde okuruz inşallah.

Saygılar,
Fenerli1978

Adsız dedi ki...

Merhabalar;Almaty hakkında sörf yaparken buldum blogunuzu.kitap gibi oku oku bitiremedim:) Tam kışın ortasında gelmiştim ve çok mutsuzdum,sizin yazılar bana destek oldu nedense.yeniden dönmenize sevindim...

Adsız dedi ki...

yazın uzun geldi okumadım ondan dolayı bana şikeden ceza yemiş başkanı alkışlarla karşılayan taraftar ın gözümde değeri sıfırdır nede adam derim ben ona bunu bana kimse anlatamaz

Adsız dedi ki...

Fenerbasket, Papazın Çayırı ve buradaki yazılarınızın tamamını okudum.İslam Çupi lezzeti aldığım yazılarınızın devam etmesi dileğiyle sağlıklı günler dilerim.

asturias dedi ki...

''Yazın uzun geldi, okumadım.'' diye başlayıp, ''..bunu bana kimse anlatamaz.'' ile biten yorum!!!!! 'Yazı uzun geldi diye okuma' , 'ses tonu hoşuna gitmedi dinleme' sonra da 'bana bunu kimse anlatamaz' de. Keşke önyargılarından sıyrılıp,anlamaya çalışıp okusan da ondan sonra eleştrilerini ifade etsen, biz de feyiz alsak, yanılıyorsak yanlışımızdan dönsek. Ayrıca yazıyı yazan arkadaşımızın sana bir şey anlatmak derdinde olduğunu zannetmiyorum. Gözünüzde değer kazanmak gibi bir amacımız da yok. Ha! Bu arada yazı uzun değil.
Bir çok Fenerbahçeli üşenmeyip iddianemeyi, sonra savunmayı ve daha sonra gerekçeli kararı okudu ve bunlara bakarak Başkan'a ve Fenerbahçe'ye haksızlık yapıldığına inandı.Siz bunlara bakmak bir tarafa çıktısını alsanız bir A4 sayfası ancak gelecek yazıyı uzun diye okumayın ve bir kanaat geliştirin.
Yazar sizin gibi insanların varlığından haberdar olsa gerek, -son söz- olarak bitirmiş.

Benden de yazar için bir son söz:

Papazın Çayırı'nda da yazılarını takip ediyordum, orayı bıraktınız.Twitter'da da 3 günde 1 yazıyorsunuz. Sizin bakış açınızda insanların bir çok insan için farklı bir perspektif sağladığını düşünüyorum. Umarım yazınızda vurguladığınız gibi son yazınız olmaz.