Tutku, mantiga dusmandir.Simdi burada ben diyince "Edebiyat yapma lan" ama Thomas Browne soyleyince "Vayyy baba..." tepkisi alabilecek bu cumlenin orjinali, dilinden midir, nedir, oturakli geliyor kulaga;
"Passion is a rebel to reason"
Sir T. bunu soylerken isin nisa taifesine bakan boyutunu ne kadar dusunmus, bilinmez ama o yonde de dogruluk payi yuksek bir kelam oldugunu soylemek yanlis olmaz.
Bir de Selahattin Duman'dan ogrendigimiz hatirat notlarindan birinde soylendigi uzere; "La hayre fi hinne ve lâ bûdde min hunne.." var. Ev sahibinin kendilerini iyi agirlayamamasina kizarak, mekani terk eden Mustafa Kemal Ataturk'e, silah arkadasi Nuri Conker tarafindan soylenen cumle. Meali su ki:
"Onlardan hayır yoktur fakat lüzumludurlar.."
Rahmetli Nuri Conker'in, bu dedigine uygun bir gonul hayati olup olmadigi da bilinmez.
Kesin olan sey, son tahlilde bu iki cumlenin birbirleri icin bir "versus" durumuna geldigidir. Lakin sonucu belli bir mucadele bu...
"Efendim, ask soyledir, efendim ask boyledir. Odur, budur. Sakizin icerisinden cikan seylerde yazilidir" gibi taslak ve ezber metinleri bir kenara birakalim. Mesela NYG'nin su an 63 numarada olup, ilgiyle izleten serisinde goruldugu uzere; icten geldiginde samimiyetine saygi duyduran tanimlar esliginde yasanan tutkunun paha bicilemezligi dahi ikinci cumleyi alt etmeye yeter ve artar.
Cagdas (?) yasamin harala gurelesi, her ne kadar mantik durtulerini (kelimenin tam manasiyla) tum gucuyle bize dogru durtse de; "tutku" denen sey ne engellenebilir ne de engellenmesi ogutlenebilir, ogretilebilir.
- Hayatta daha onemli seyler var.
- Ne mesela?
- Is, guc, saglik, sihhat.
- Dogru ama diger oncelikler?
- Onlar ikame edilebilir.
- Nasil?
- .....
Bu global (!) diyalogun birinci ve ucuncu satirlarina "Yanlis" demek mumkun degil. Mamafih altinci satira tekabul eden soruya bir cevap verilememesi ve kliselere basvurulmasi geri kalan herseyi hukumsuz kiliyor.
Baliga "Suda yasama. Kara da iyidir" diyerek hovercraft muamelesi yapmak gibi bir sey, tutkular icin "ikame edilebilir" demek. Devekusu Kabare'nin Yasaklar isimli oyununda bir "Minik Kelebek" parodisi vardir. Gerci vurgusu apayri bir yone, sansuredir ama orada da bir dayatma soz konusu oldugundan emsaline basvurmakta sakinca yok. Cihat Tamer, ogrencilerine sarkiyi soyleten ogretmen olarak, sarkiyi sansurleyen devlet memurlarina cigirdan cikiyordu.
"Zaten kelebek dediginiz ucar mi? Kelebegin uctugu nerde gorulmus efendim? Kelebek boyle sakin sakin durur. Sen inek misin ulan? Kelebek dedigin boyle sakin sakin durur. Cayirlarda otlar."
"Eee, ne alaka?" diyenlere:
Tutkulari ve oncelikleri ikame etmeye calismak, insanin kendi hur iradesine sansur koymaya calismasidir. Bu minvalde, gereksizligi asikardir. Neticede her koyun kendi bacagindan asilir. Belki de biz beynimize kan hucum etmesini seven koyunlariz. Bizim olmadigimiz yerde keciye Abdurrahman Celebi denebilir ama biz de "Seviyorum ulan!" demeye devam ederiz.
Kapatmadan once; geride biraktigimiz asrin en hiperaktif ve hayalperest adamlarindan Enver Pasa'nin oldurulmeden once esine yazdigi son mektubun, son cumleleri.
Seni öper, sever , kucaklar, bu mevcudiyet-i maddiyemle aşk ve iştiyakımla sarılarak Hüda'nın birliğine yavrularımla beraber emanet ederim ruhum efendiciğim. Karaağaca çakımla ismini yazdım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder