
Duya duya gina getiren iki kelimeden birisi "acilim" ise, digeri de "ataerkil". Birisi her gun siyasetin gundeminde, gobeginde. Digeri 8 Mart vesilesiyle yine revacta. Bu, konunun ozuyle pek de alakasi olmayan giristen sonra, Flying Dutchman'deki tespitlere, temennilere istinaden bir hatira geldi de akla. Arz edelim...
Gunlerden bir gun, o siralarda hemen hemen her gun oldugu uzere, Adliye'ye evrak goturduk, kalemi bekliyoruz.
Memleket adli islemlerinde, ayni binadaki evraklar birinci ve dorduncu katlar arasinda bile 3-5 gunde anca yerine ulastigindan olsa gerek, kalem de iki saattir yerinde yok. Neyse...
Bunaldik. Disari ciktik, Kalesnikof'u sarkittik, oylece bakiniyoruz. Kadinin birisi "Bak asker aganin tufegi var, kiziyor" diye aglayan bir kizcagiza bizi gosteriyor. Ne demek istiyor? Tufegi var, kiziyoruz ve vuracak miyiz? Fesuphanallah cekip, tekrar yukari cikiyoruz.
Evraki veriyoruz. O ara pesimizden asagidaki kadin ve kiz geliyor. Kiyamet... Cezaevinde askerlik, adli mevzulara merak uyandirdigindan, cevredekilerden, fisilti gazetesinden mevzuyu ogreniyoruz. Beynimiz donuyor.
Kadin ve kiz, akrabalar. Kadinin oglu, kizin irzina geciyor. Nasil oluyorsa meydana cikiyor. Kizi ya "Yapmadi" demeye ya da "Rizaen oldu" demeye iknaya calisiyorlar.
Dunya Kadinlar Gunu kutlu olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder