
Cezaevi, icerisinde kalan insanin asla hatirlamak istemeyecegi bir yerdir, suphesiz. Ozgurluk kalkiyor ortadan, az sey mi? Havalandirmadan havalandirmaya hurriyet. O da icine cam kiriklari dokulmus beton duvarlarin cevreledigi avludan bozma bir voltalikta bulutlu ya da bulutsuz gokyuzunden iki kuple mavi, gri, tonsuz renkler.
Cezaevi, insanin kendisiyle en cok bas basa kalabildigi yerdir bir yandan da. Yalnizlik senfonisi. Nice insan iceride okumayi, yazmayi, en azindan kendisiyle hesaplasarak biz defter-i kebir tutmayi basarmistir.
Lakin bizim memleketimizin, kendi yazdigi sohretli kaderinin kurbani bazi isimlerinin, cezaevinden ciktiktan sonra, eski yasamlarindan zerre taviz vermeksizin sohretli kaderin ayni yolunda yuruyerek bir yandan da "Aydinlar Aydini" tavirlar takinmasi komik oluyor. Ha "Size ne kardesim?" denebilir ama isin icine Nazim Hikmet ya da benzeri sairler gibi fikir sucundan cekmis insanlarin dahil edilmesi, ister istemez fikir beyanina sevklendiriyor insani.
Tugba Ozay demis ki;
"Öncelikle Deniz Seki'ye sabır diliyorum. Orası ayrı bir Cumhuriyettir. Orada şan, şöhret, her şey sıfırlanıyor. İnsanı intihara bile sürükleyebilir. Ama Nazım Hikmet'in dediği gibi, 'Düşmana inat, bir gün daha fazla yaşamalısın!"
Sahane tespitler, fevkaladenin de fevkinde yorumlar... Ama... Nazim Hikmet nerede soylemis o sozu? Hangi siirinde? Baslangici su olan siirden bahsediyoruz herhalde.
Dünyadan memleketinden insandan
Umudun kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye
Buyrun... "Ne kinaye yapiyorsun kardesim? Sadece fikir suclulari mi uzerine alinsin bu siiri. Digerlerinin cani can degil mi?" Bilakis, acik secik psikopat olanlar da dahil, kimse anasinin karnindan "Ooh bin turlu suc isler, gider hapislerde yatarim" diye cikmiyor, ne oluyorsa oluyor ve parmakliklar arkasina giriyorlar ve haklaridir yorumda bulunmak ama Tugba Ozay ya da ne bileyim benzer bir isim gibi fikir hayatinin yarali parmagina bir damla su dokmemis bir insan cikip da atif yaptigi seylerin kendi boyunu ne kadar astigini dusunmuyorsa ya da bu laflari sadece dusuncede kaliyorsa "Bize giren cikan ne?" diye dusunmeden iki kelam edesimiz geliyor.
Uzatmayalim. Acaba Tugba Ozay, Nazim Hikmet'in iade-i itibarinin konusuldugu zamanlarda degil de bir kac sene once rahatlikla soyleyebilir miydi bunlari? Acilim lafi cok meshur oldu bu aralar hani, yapabilir miydi bu acilimi? Yoksa Che Guevera t-shirtlerinin bir ara patlamasi gibi, "Ulan madem gundem var. E ben de hapise girdim ciktim. Patlatayim bir tane" kontenjaninin sonuna kadar kullanimi mi bu? Ne ki bu? "Mahpus girdim, aydin ciktim" mi? Yasli gittim, sen geldim gibi...
Neyse... Elimiz degmisken siirin tamamini da ekleyelim...
Dünyadan memleketinden insandan
Umudun kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye
Yatarsan on yıl on beş yıl
Daha da yatacağından başka
Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke
Demeyeceksin
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık
Boynunun borcudur fakat
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
İçerde bir tarafınla yapyalnız kalabilirsin
Kuyunun dibindeki taş gibi
Fakat öbür tarafın
Öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına
Sen ürpermelisin içerde
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.
İçerde mektup beklemek
Yanık türküler söylemek bir de
Bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.
Tıraştan tıraşa yüzüne bak
Unut yaşını
Koru kendini bitten
Bir de bahar akşamlarından.
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeyi
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kim bilir
Sevdiğin kadın seni sevmez olur
Ufak iş deme
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir
içerdeki adama.
İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena
Dağları deryaları düşünmek iyi
Durup dinlenmeden okumayı yazmayı
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana
Bir de ayna dökmeyi.
Yani içerde on yıl on beş yıl
Daha da fazlası hattâ
Geçirilmez değil
Geçirilir
Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir.
1 yorum:
Yasamaya Dair'den bahsetmeye calismis ama basaramamis olabilir mi acaba? Benim aklima o geldi sacmalamasina en yakin...
Yorum Gönder