
Büyük Fenerbahçeli, büyük usta Hasan Pulur'un bugünkü yazısını okurken çeşmeler geldi aklıma.
Bizim Bostancı'da çok hayrat ve sebil hatırlamam. Belki bizim zamanımızda artık kalmadığından, belki de çocuk gözlerimiz onlara bakmadığından... Hoş, Sahrayıcedit'te hatırladığım da çok eskiden kalma öyle değildi bir ihtimal ama o çeşmedeki kuyrukları hala hatırlarım hayal meyal. Bostancı dışına az çıkmış çocukluğumuzun hatırında kalmış bir şekilde demek. Rahmetli dedemle mi gitmiştik? Öyle geliyor...
Şu, resimdeki duvar hangisidir, hatırlamıyorum. Arkadakilerin ne ağacı olduğunu da kestiremedim. Yapraklardan tanıyacak kadar iyi bilmiyorum demek... Bizi ilgilendirenler, yani sıra sıra dut ağaçları ve tek tük incir, arka bahçedeydi. Altına çarşaf serip dut yenen sürüyle ağaç, en son bizim kuşağa mı nasip oldu metropolde?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder