Boluspor'a 1-0 kaybeden Hacettepe'nin haberi nasıl bildirilmiş gazetelerde?"Bu Türkiye'nin zayıf ötesi spor gazeteciliğinde bir klişedir ve klişelerin kimseye zararı dokunmaz" diye düşünmemiz gerekiyor belki de.
Ama biz "Hayal bu ya" diyerek, olayın aktörlerini değiştirelim; Fenerbahçe ile Galatasaray yapalım, ve "Kurşun-Silah" temalı bir pankartın tribünde açıldığını ya da tezahürat olarak söylendiğini varsayalım. Ne olurdu?
Kulüpler, söz konusu hareketi yapanları "3-5 kendini bilmez" olarak sıfatlandırıp, ezeli rakiplerin ebedi dostluğuna kimsenin halel getiremeyeceği nutuklarını atardı.
Medyadaki, sporla ilgili-ilgisiz bir çok kalemşör, şiddetle bir yere varılamayacağını ve şiddeti anımsatan her şeye yasak getirilmesi gerektiğini haykırırlardı.
Televizyon programlarında stadyumların aşağılık birer şer yuvasına dönüşmekte olduğu söylenir, türlü çözüm önerileri getirilirdi.
Ne kadar orjinal, değil mi?
Peki "Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun" diye ortada dolanan şeydeki hükümlerin uygulanırlığı, sadece taraftar üzerinde mi geçerli? Mesela 16. maddedeki "Basın ve yayın organları; söz, yazı veya davranışlarla spor kulüplerini, taraftarlarını, spor adamlarını şiddete, kulüpler arası husumete veya suça teşvik edici eylem ve davranışlarda bulunamaz, eleştiri amacı dışında aşağılayıcı yorum veya haber yayınlayamaz" cümlesinin gereği yapılıyor mu? Alenen gaz vermeyen yayınlara ses çıkarılmıyor mu yoksa?
Kanun koyuculuk ve uygulama becerisi; mesela "Silah ve Kurşun" imasıyla yapılan haberlere, "Dervişin fikri neyse, zikri de odur" şeklinde yaklaşarak, sorumluluğu yalnızca bireylere yüklemek ve medyanın bu tarzda ince tahriklerine ceza verememek midir? Yoksa "Medyayla uğraşıp, başımıza dert mi alacağız? Yüklen taraftara, kimsenin sesi çıkmaz" kolaycılığı mı hakim, mülkün temelinde? Maalesef aynen öyle.
Marylin Manson denen ruh hastasının "Times have not become more violent. They have just become more televised" sözlerinde doğruluk payı yok değil. Ama insanların doğasında var olan şiddetin bizim gibi memleketlerde allana pullana servis edilmesi, bugün manasız bir şekilde şiddete özenen kitlelerin, sadece sportif anlamda değil, sosyal olarak da en büyük arkadan iteni olarak medyayı işaret ediyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder