
Katy Perry, bir konserde hayranlarına poposuyla kıyak geçince Türk matbuatının internet kısmına da gün doğdu. Türkiye'de "Sahnede götünü elleten sanatçı" olarak anılacak bundan sonra Katy; "Tıklayın, ellenen mabadı görün" haberleri ve "Ehe ehe" yorumları eşliğinde. Halbuki ilk hadisesi de değil bu durumlar. Bakınız.
Bizde sanatçı sıfatını haiz bir çok "yeni" ve "yeniye yakın" nesilden şahsiyet, benzeri işleri kaza süsüyle yaptığı için Seda Sayan ve kafadarları canlı yayına bile çağırabilirler kendisini, "Bu da bizden" diyerekten. Gerçi yabancı ünlülerin samimi halleri bozar, normal zamanlarda her türlü zevzekliği yapıp, ramazanda falan ulemadan kesilen bizim ikiyüzlü magazin güllerini. Misal Perry'nin bu hallerini fena kınar bizimkiler, "Evlerden ırak yarabbi, biz hiç böyle şeyler yapmıyoruz" derler. Sonra emniyet yollarında gözyaşları. Neyse, konu o değil.
Bugün günlerden Cuma. Haftanın sonu ile içi arasında bir fark olmadığından burada, durgunluktan başka bir şey yok bünyede. Ama sabah, yukarıda bahsettiğim haberi görünce, başka bir dokunuş geldi aklıma taa öteden. Onu özleye özleye, geçti gün...
Harbiye'de bir Sezen konseri. Yazın başları daha. Ve sonlarına doğru meşkin, hafif serinlemiş hava. O serinlikte, "Üşüdün mü?" diyerek dokunmak sırtına. Şarkıya eşlik etmeyi kesmeden ve gülerek "Hayır" diye kafa sallamasını görmek. Ömre bedel, ömre... Kur masayı, Madam Despina.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder