21 Eylül 2009 Pazartesi

Gel Ulan Dışarı!

İnternetsiz geçen iki gün esnasında ve sayesinde ve başka haberlerin de etkisiyle, asabiyette zirve yapmışken izledim Belediye maçını. Daum'un da dile getirmesiyle iyice kendini hissettiren "Türkiye daha önemli" fikrine güvenden midir, yoksa rakiplerin iç güveysinden bile hallice olmayan durumlarından mı, bilinmez "Nasıl olsa alırız lan?" diye izliyorum lig maçlarını bu sene.

Bunun elbette rasyonel bir yanı yok. "Şurası daha mühim" diyerek, maç seçmeyi kafasına koymuş bir takımın, hele o takım bir Türk ekibiyse, motivasyonda nasıl sorunlar yaşayacağını tahmin etmek zor.

Ayrıca uyku sersemi duyduğum bir Daum beyanatı "Sizin için hangisi önemli?" sorusuna cevap olarak, "% 100 Türkiye Ligi, % 100 Avrupa Ligi. Ama % 200 diye bir şey olmadığına göre, % 51 Türkiye Ligi, % 49 Avrupa Ligi" gibi bir şeyler anlatıyordu dün gece. Tamam, lisede matematiğe yüklenmedik, sadece meslek derslerimizi önemsedik ve bu sayede defaten çaktık ama buna da ne denir ki şimdi? Bilemedim.

Wederson'un frikik golünden ve maçtaki galibiyetten daha mühim bir şey var bana göre. O da Kazım ile taraftar arasındaki diyalog. Kazım oyundan çıkarken, tribünden birisi laf atıyor, Kazım da cevap veriyor. Evet, belki bu vaka-ı adiyeden bir durum. Bunun için sağda, solda, önde, arkada, milyon kez yazılıp da hiç bir şeye derman olamayan yazılardan bir tanesini daha yazacak değilim. Artık bu taraftar profili oturdu. Fiyat planlaması, taraftara çıkartılan zorluklar, aleni savaş derken gelinen noktada eskiye özlem duyan, eskiye devam etmek isteyen taraftarların tecriti gerçekleşti. Kalan sağlar da oyuncusunu yuhalayan taraftarların oldu. Etkilerinden doğan tepki sporcunun tribüne el kol çekmesi oldu. Böyle yerleşti, böyle gidecek artık.

Peki en ufak cezada "Sizin yüzünüzden" diye taraftarına yüklenen, "İstediğimi yapmazsan staddan atarım haa" diyerek devamlı tedirginlik yaratan, icra makamı ve resmi kurumlar şu çirkinliklere imza atan taraftarları teşhir ya da tecziye etmek için ne bekliyor? İnsanların dokunulur olması, verdikleri paranın miktarıyla mı ilgili? Rakip voleybolcuya "Götün başın oynuyor" dediği için "Toplayın, atın bunları içeri" talimatına maruz kalan insanların, kendi futbolcusuna sövmekten daha sakıncalı yaptığı ne var?

"Yazmayayım uzun uzun" dedim, yine yazdım. Resmen fuzuli insanlarız lan! Her yerden haykırıyorlar. İnadına yaşamaya devam ediyoruz. Bok varmış gibi.

Hiç yorum yok: