
Sezon başlıyor. Bizim kuşak için iki tane stüdyo önemliydi bir zamanlar. Birisi "Pazar Stüdyosu", diğeri de "Spor Stüdyosu"
İlkinde; Cenk Koray, kutuları açardı. Erkan Yolaç, Evet-Hayır'da yarışmacı kaybedince aryuken çekerdi. La Linea, yani Bay Meraklı "Abaragandi puuuu ahahahahahaha" diye delirirdi. Ama hepsinden önemlisi futbol ve basketbol maçları, bu programın içerisinde yayınlanırdı. Ağzımız beş karış açık yer yer sararmış bölümlerin olduğu ve kel toprağın konakladığı yeşil sahayı izlerken bir anda stüdyoya geri dönerler, şarkılara girerlerdi ve burulurduk...
İkincisi ise zaten adına Pazar akşamlarının "tek" iyi şeyi. "Programı kapatmadan önce, haftanın sonuçlarına ve puan durumlarına bir kez daha göz atalım" dendiği ve maç sonuçları (Örneğin, "Zeytinburnu bir, Ankaragücü bir. Zeytinburnu bir, Ankaragücü bir" şeklinde) söylenmeye başladığı zaman, ertesi gün okula gideceğimiz çivi gibi kafamıza çakılırdı.
Cenk Koray vefat etti. Erkin Koray artık ekranlarda yok. Bay Meraklı arşivlerde. Zeytinburnu birinci ligde değil ve nihayetinde iki stüdyoda yok. Bir ara B.U. ve S.U. ismindeki, çekim esnasında şuurlu oldukları süphe götüren iki kardeşin yaptığı bir program Pazar Stüdyosu'na benzetilmeye çalışıldı. Spor Stüdyosu deseniz zaten artık onlarcası var.
O günlerden, bugünlere değişmeyen ne? Fikstür heyecanı...
Nerede bir fikstür çekilse, televizyon başında oturup seyrederdik; sezon boyunca da elimizde küçük kartlarla takvimler gezerdi. Şimdi internetten öğreniyoruz ekseriyetle ve kartlar yerine excel var ama heyecan hala iptidai günlerdeki gibi yüksek seviyede...
2009-2010 perdesi açılıyor. Uzaktayız. Belki bir kaç maç hariç, canlı izlemek nasip olmayacak ama biz görevimizi yapamasak da yapanlara selam edelim. Allah kuvvet versin, "Her zaman, her yerde, en büyük Fener" diye bağıracaklara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder