Bilimsel kurgusal sinemanın ekmeğini en çok yediği iki konu uzay ve zaman yolculuklarıysa, üçüncüsü de paralel evrendir herhalde. Coraline de bu minvalde bir film. Yoğun işlerinden ötürü kendisiyle pek fazla ilgilenemeyen ebeveynler yüzünden, bir şekilde macera arayan küçük ve meraklı bir zamane kızının paralel evrene geçişi."Bu tip bir hikaye için gerekli diğer doneler arasında bir çırpıda sayabileceklerimiz nelerdir?" sorusuna verilebilecek cevaplar belli. Metruk sayılabilecek bir adet mesken, önce kıl kapılan ama sonra ne şapsallık yapıyorsa iyi niyetinden yaptığı belli olan bir adet karşı cins arkadaş, kerameti kendinden menkul bir adet kedi ve birbirinden cins komşular.
Konudan ziyade işleyişin çok da özgün olduğunu söylemek mümkün değil. Bu tip filmlerle kafayı bozmuş bizim gibi adamlar için, filmi izlerken bir sonraki sahnede aşağı yukarı ne geleceğini tahmin etmekte tutturulan oran onda sekiz oluyor. Fakat Tim Burton filmlerine benzer "ağır gibi, değil gibi" atmosferi hissettirmesi ve "Düğme gözlü kukla" gibi bizim memlekette pek de sahip olunmayan fakat ara ara filmlerde rastlandığında "O ne lan öyle?" diye gerilime gark olunan bir unsur üzerine hikayenin kurulması, filmi gayet güzel izlettiriyor. Buna "Mother / Other Mother" seslendirmecisi Teri "The Desperate Housewife" Hatcher'ın ve "Coraline. Not Caroline"a ses veren Dakota Fanning'in başarılı performansları ile hikayenin sonuna doğru artan adrenalin de eklenince, film bittiğinde "İyiydi lan" diyebiliyoruz.
Filme kaynak olan bir de kitap var. Buna çocuk kitabı falan diyorlar. Bu nasıl çocuk kitabı lan böyle? "Bunu ben çocukken okusam, halet-i ruhiyem değişir" diyeceğim ama Korku Ağı, O, Tepki, Çağrı, Kujo ve bilumum King ve amortiden Koontz kitapları ile geçen çocukluk günlerim aklıma gelince, vazgeçiyorum. Onlardan da önce Zagor'un maceralarını okuyup Dr. Hellingen ve Akronlularla manyaklaşıyorduk zaten. Sonra "Sen neden böyle oldun?"... E nasıl olacaktık?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder