“Izinde Istanbul”un son ve mukemmel kismindan once bir de salon- stadyum safahatimiz vardi. Ilk ayakta Bayan Voleybol Takimi’nin Avrupa Kupasi macina gittik.Gecen sezon onca mac ve erkek takiminin sampiyonlugunu kazanmamiza ragmen, Caferaga Spor Salonu ile voleybol sporu arasinda bir sogukluk seziyorduk. Burhan Felek’te yeni salonda oynanacak maclara dair umitli olmamiz da bu sebeptendi. Gerci sezon basindan bu yana bir kac mactir kulagimiza “Nasil salon lan bu?” nidalari da geliyordu ama gozumuzle gormus olduk. Hakikaten salon degilmis. Baska bir seymis, adi konamaz.
Tribun kismiyla baslayalim. Koltuklar uzerinde oturulurken kiriliyor. Eregli ile oynanan bayan voleybol macinda biraz hareket olunca koltuk sayisi yuzde on oraninda azalmis. Keza bu macta da fazla seyirci olmamasina ve olanlarin da hemen hepsinin oturmasina ragmet caaat cuuut seklindeki kirilma sesleri hic eksik olmadi. Salonun yapimina baslanmadan once merakli sporsever edalariyla “Tribunler nasil olacak?” diye sormustuk ilgililere. “Tenis kortunun tribunlerini iceriye alacagiz?” demislerdi. Teknik boyutuna akil erdiremem ama galiba hakikaten aynilarini curuk muruk bir sekilde kullanmamislar. Sacma bir dusunce gibi gozukse de baska bir sey aklima gelmiyor. Ayiptir, neticede yeni insaat lan bu! Tribune, hatta salona dair tek iyi nokta, sahane pankart asilabiliyor olmasi. Misal, Nilufer Belediyesi ile oynanan macta GroupIzmir pankartlarinin salonu susleyerek tam tur gezmesine vesile olan bir duvar yapisi var.
Sahanin ise bir arenadan farki yok. Protokol tribununun uzerine iki tane daha ayni yukseklikte tribun koyarsaniz, ancak normal tribune ulasabiliyorsunuz. Yan cizgilere paralel olan yuksek tribunde en ortaya oturup, yumruk yaptiginiz sag el basparmaginizi yere dogru diklemesine indirdiginizde rakip voleybolculardan birinin infaz emrini gladyatorlere verdiginizi hayal etmek mumkun. Durum boyle olunca tavan da bir hayli yuksek olmus. En azindan Caferaga’da bol bol, eski Burhan Felek’te ise ara sira yasadigimiz “Ha degdi ha degecek” stresi burada yasanmayacak. Ama “burada ne kadar daha sure mac oynanacak?” sorusu aklimiza gelince, baska stresler yasiyoruz.
“Bu salon mac oynanmasi icin yapilmadi” cumlesi dolasiyor her yerde. O zaman voleybol federasyonu bu salonu neden yapti? Idman icin. Super. Peki neden mac yapilacak salon yapilmadi? Bilinmez. Bir tane mantikli cevapla karsilasamadik bu soruya. Hakikaten nedir mantik? Maalesef su, bize kalirsa:
Ulkemizde futbol disinda kalan spor dallarinin bir gercegi var. Bilerek kucuk kalinmak isteniyor. Basketbol, bu sporun dunyadaki popularitesi ve orta vadede basarili olarak en ust duzey organizasyonlarda isim yapan Turk oyuncular sayesinde bu durumu (ya da “kabugu” mu demeliyiz) bir nebze kirmak zorunda kaldi ama parke ve panyanin monarsik Turgay Demirel yonetimi tarafindan buyuk vizyonsuzluk ve anti demokrat tavirlarla idare edildigini az cok bu isle ilgilenen herkes biliyor. Ulkelerde nasil ki siyasi iktidarlar kendi elitlerini yaratirsa, sportif alanda da yonetimler kendi elitlerini yaratiyorlar. Secim yontemleri demokratik ama sonrasi tamamen belirli zumrelerin ve camia odaklarinin etkisinde gecen icraat sureclerinden ibaret. Taraftar denen seyin salona sadece kendi istekleri cercevesinde yerlesmesini saglamak, aksi durumda turlu engeller icat etmek gibi icraatler. Dolayisiyla muesseselere yakinlik hasil olmasi vs. vs.
Turkiye voleybolunun, popularite anlaminda, basketbol seviyesine ulasmasina hala uzun sureler var. Ama yonetimsel anlamda gittikleri yola bakilirsa, bu beylerin piri basketbol federasyonu. “Bir salona bakip bunu soylemek cok yanlis ve adaletsiz” denebilir ama voleybolu kitlelerden uzak tutmak icin elinden geleni yapan bir zihniyet de alkislanamazdi herhalde.
Bu arada salonun oluru, yukaridaki resimmis. Bakalim bu deve, bu hendegi ne zaman atlayacak?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder