24 Kasım 2008 Pazartesi

24 Kasim - Almaty

En son 12 Kasim’da yazmistim. Gunler gectikce “Ulan yine gidiyoruz” diye dusundugumdendir sanirim, elim gitmedi bir daha basligi Almaty olan bir yere. Gurbet demek neticede…

"Sayili gun cabuk gecer" klisesi bu kadar can acitir miydi, gun sayilan Istanbul'dan ayrilmamak olsaydi? Hadi gec Istanbul'u; Taksim'de lodos gunessizlikten faydalanip sopsoguk sararken etrafimizi, sarildigimdan ayrilmamak icin saniyeleri sayarken ne cok yandi canim...

"Sonra... Sonrasi yok. Olur mu?" demistik baska bir yazida, bir zaman once. Mukemmel oldu hem de. Peki ya bundan sonra? Bencil ya da nankor degilim, yalnizca seviyorum... Gelecekte payima bu sarkiyi dusurecekse bile seviyorum.

Yine hazan mevsimi geldi.
Yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek.
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde
Hicranını yalnız başına çekecek.
Hüsranını yalnız başına çekecek.

Geleceksin belki de, o zaman
Ne o yapraklar, ne o rüzgârlar ve ne ben olacağım.
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde
Hicranını yalnız başına çekecek.
Hüsranını yalnız başına çekecek.

Makam: Nihâvend

Hiç yorum yok: