12 Nisan 2009 Pazar

Bire On Vardı

Geceleri yağmur yağınca, izlediğim televizyondan bir şey anlamıyorum burada. Kaldığımız prefabriklerin klimaları dışarıda olunca, onları kollamak için sac bariyerler çekilmiş üstlerine. Yağmur kendini sağanağa bir çevirdimiydi, saca düşen ağır damlaların gürültüsü her türlü sesi bastırıyor. Uyku da yok, ne halt edeceksin? "Şu Yüzüklerin Efendisi kitabını bir daha okuyayım. Bakalım Kral nasıl dönüyordu" dedim. Kitaba dalmışız, bittiğinde sabaha karşıydı. Yağmur durmuş, tek tük damlalar...

Televizyonu açtım. Fatma Girik, Tamer Yiğit'i sarsıyor. "Elimizden geleni yapmamız gerek" diye. Alt köşede yazan ismine bakmadan hatırladım filmi. Yine uykusuz gecelerden birinde, başka bir yerinden yakalamıştım aynı filmi: "Bire On Vardı"

Bir romandan uyarlamaydı ama hangisi olduğunu çıkaramadım. Oturdum, izledim. Fatma Girik Agatha Christie romanından fırlayan dedektif gibi takılırken, Tamer Yiğit'in "Bu şehirde 2 milyon yaşıyor. Katili bulamayacağız" hezeyanları, taa 1963 senesinde Söz Fato'da şekilleri derken, elektrik kesildi. Biraz bekledim, sonra dışarı çıktım.

DVD'si varmış piyasada. Edinmezsek olmaz.

Hiç yorum yok: