
2004... Elazig donusu...
"Cem Karaca vefat etti" diye bir mesaj geldi. Marti sesleri geldi kulagimiza. "Cok yorgunum, beni bekleme Kaptan" tinisiyla, uzaktan.
Car atıp şeş oynasam
Gene yenersin beni.
ölüm bana gülerek gel ne olur.
Sırtımdan vurdurma beni alnıma sık kurşunu.
Karşıma geç yüzüme bak ve öttür baykuşunu.
Bir kac hafta once Kadikoy Shaft'ta konserine gitmistik agabeylerle. "Merhaba gencler ve daima genc kalanlar" diye baslamisti yine. "Ulan bu adam olur mu? Yakismaz bir kere" demistik, "Olum" sarkisinda.
Hayyam'in rubailerinden birisini yorumlamisti rahmetli.
Ey çark-ı felek bil çöküşüm sendendir.
Ezmek senin eski huyun, cilvendir.
Ey toprak! Eğer deşsek o bağrın görürüz ki
Yatmış nice cevher silinip gitmiştir.
Tabii safligin luzumu yok; yanina alirken bakmiyor yakisiyor mu, yakismiyor mu diye. Ama olmuyor iste. Boyle adamlar topragin altinda durmuyor, silinip, gitmiyor. "Mecazini yiyeyim" falan degil, Istiklal'de yururken "Tamirci Ciragi" kulaginiza calmiyor mu hala arada sirada? Gulhane Parki denince gelmiyor mu Muhtar baba akliniza? Ve niceleri...
Cem Bengisu kardesim haber verdi. Dun aksam Okan Bayulgen, Cem Karaca icin ozel bir program yapmis. Izleyemedik, isten gucten ama helal olsun Okan'a... 1971 yapimi Puskullu Moruk ile gecer bu gece. Irma Teyze'ye ve sana buralardan bin selam...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder