
Ne Ekaterinburg serisinden, ne de Marche Macerata rovans macindan fazla bir sey bekliyor degildik aslinda. Ama Genclerbirligi macindan ve basketbol Turkiye Kupasi'ndan umidimiz vardi, ne yalan soyleyelim. Fakat huzunler balik istifi gibi ust uste yigiliverdi iste. Yukarida sayilanlardan geriye, ikinci Ekaterinburg macindaki yakin farkin ve Italya sampiyonunu Istanbul'da devirmenin zugurt tesellisi kaldi.
Iki maglubiyetle, iki elenmeyle, hatta bir sezonun toptan kaybedilebilme ihtimaliyle ilgili olmayan tuhaf bir durum var ortada. Koca camianin uzaktan bile hissedilen ve yabanci olmayan gerginligi... 1990'li yillarda, cocukken bile hissedilen seyler... Gazete sayfalarini acip da laciverti tam lacivert olmayan Fenerbahce formalarina goz degince yasanan o kalp sikismasi halleri... "Hic mi huzur bulamayacak bu camia?" sorusunun hala sorulabilmesi... Hos, huzur denen sey tesis ve ehven-i ser bir kurumsallasma olsaydi, fenafillah kapilari ardina kadar acikti bizim icin ama oyle degil iste.
Simdinin bir propagandasi var. "Eski gunlere mi donelim istiyorsunuz?" diyorlar, "Bu gidisin sonu hayir degil" diyenlere. Eski gunler... Nasil ozlemeyelim? Diger ikisini toplasan bir biz etmiyordu o cok bok atilan eski gunlerde. Altiyol ve Kadikoy caglayan bir sari lacivert denizdi o begenilmeyen eski gunlerde. Biz deyince "Biz" akla gelirdi.
Ama simdiki zamanlar daha iyi tabii. Tesislerimiz var. Guiness Rekorlar Kitabi'na girecek buyuklukte bir formamiz var. Kurumsallikla dolup, tastik. Varsin sampiyon olmayalim, kupa kazanmayalim, degerlerimize sahip cikmayalim.
Velhasil "Cagdas" olalim efendiler. Cagdaslik boyle bir sey cunku (!)
Yerseniz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder