18 Temmuz 2008 Cuma

Atla, Gel

Kadikoy Rihtim. Akmar Pasaji'nin ve Kadikoy Carsisi'nin sokagi.

Bir Fun City vardi caddeye bakan yuzunde bu sokagin. Kucuklugumuzun atari deliliginin zirvesi. Afilli jetonlari vardi, Amerika Merkez Bankasi'ndan ozel gelmis gibi gorunen ve makinelerdeki "Insert Coin" lafi ezilirdi o jetonun agirligi altinda.

Bir de PTT. Onu da yiktilar. Ileride "Burada bir PTT vardi, hatirladin mi?" diye yad edecegiz eski tanidiklarimizla ya da "Kadikoy'deki yikilan PTT yok mu? Iste oradan..." diye adres tarif edecegiz tekaut oldugumuz zaman.

Yine orada Ahmet Erol. O sahit olamadigimiz ama hep ozledigimiz eski guzel gunlerin ve guzeller guzeli Fenerbahce'nin zamanlarindan yasli bir adam. Molnar'la ve Fikret'le beraber, 5 kupali 1968 takiminin posterlik resimlerinden bugune miras futbolcu. Ve onun Olimpiyat'i.

Evet ya, Kadikoy Rihtim. Akmar Pasaji'nin ve Kadikoy Carsisi'nin sokagi.

Ve Benusen'de 8 kisi.

Belki eksik ama guzel kadro. Soldan saga diye saymaya gerek var mi? Kalbimizde parantezine al, tek tek isimleri yaz, aralarina + koy. Al sana formul iste. Biraz egitici ve ogretici belgesel finali tadinda bir soru obegi olacak ama; "Hem zaten tribun biraz da bu formul degil mi?"

"Atla, gel" dediler bana o gece. Emir telakki ettik, gittik. Yedik, ictik. Gulduk, eglendik. O geceden sonra, aradan fazla zaman gecmedi, ayrildik, buraya geldik.

Simdi Kadikoy Rihtim da, o sokak da cook uzak. Omur billah buralarda kalacak degiliz ya, elbette yakin da olacak.

Ama...

Derler ya; (Bir "ama" kendinden onceki her cumleyi bazen silip, atar) diye. Nazim'in tek misrasi mukemmel anlatiyor, Kuva-i Milliye Destani'nda uzakligi.
"Ah, ne korkuncdur dusmek kavganin haricine"

Tekrar tribunde birbirimizin omzuna dayayanabilecegimiz yakinliga gelene kadar, resimde olan / olmayan agabeylerime ve kardeslerime saygiyla...

Hiç yorum yok: