20 Ocak 2009 Salı

Meet Karamurat


Gokyuzunde yalniz gezen bir cismin, yeryuzunde onun kadar yalniz bir cocugun evine bodoslama girmesiyle basliyor, Meet Dave. Oradan buradan sekip, Josh'in akvaryumuna giren goktasinin, baligin butun suyunu emmesiyle "Breh breh breh. Fantastik bir seyler olacak kesin" diyoruz. Megerse bu, enerji kaynaklarini tukettigi icin baska dunyalardan enerji cukkalamaya gelen ("hamisine nanay pipi kaymak" da diyebiliriz. Bkz. Tarik Akan vs. Necla Nazir) Nil gezegeni sakinlerinin onden yolladigi bir cihazmis. Bu Nilliler, okyanusun butun suyunu cekip, kendilerine gereken enerjiyi aldiktan sonra, dunyayi kor kuyularda merdivensiz birakacaklarmis. Fakat hic umulmadik bir sekilde cisim Josh'in ellerine gecince planlar 2.5 alt/ust olmus.

Zaten bu uzayli milleti bir gunden bir gune de dunyaya indigi zaman ortaligin anasini bellesin, basarili olsun, istilayi tamamlasin. Yok. O kadar teknolojiye illa bir zirtapozluk olacak. En son "Dunyalar Savasi"nda "Tamamdir bu is, kanirttilar dunyayi" demistik ki, bu sefer de mikrop yoluna gittiler. Yalniz, bu baglamda cocuklugumuzun dizisi Visitors'in hakkini yememek lazim. Koca bir neslin kertenkelelere sempatyle ve hatta ("Bir Diana cikar mi lan?" umidi besleyerek) askla yaklasmasini saglayan bu dizi, uzayli basarisinin televizyon ekranindaki zirve noktasidir. Long Live Diana!

Dave'e donecek olursak; cismin pesinden dunyaya gelen Nil tayfasi (ki bunlar parmak cocuk boyundadirlar) kaptanlari Eddie Murphy'nin tipinde bir gemiye binmektedirler. Bu android-uzay gemisi organizma, uzaylilarin "Illa ki meshur bir yere inis yapalim. Mal gibi kirsala inmeyelim. Hem zaten bir tane uzayli filminde olsun, Ozgurluk Heykeli gozukmezse, neme lazim kiyamet falan kopar" seklindeki dusuncelerinden oturu, gider Liberty Adasi'na kafaustu cakilir.

Filmin basinda uzaydan gelen cisimle hasbelkader muserref olan Josh'in, genc ve dul annesi rolunde en son Zack ile edebi ahlaka mugayir film cevirmeye calisirken biraktigimiz Elizabeth Banks var. Liz, sehirde gezip "Ne ayak lan bu dunyalilar" diye bakinarak, ortama ayak uydurmaya calisan Eddie'ye arabayla carpinca kaderleri birlesiyor ve olaylar gelisiyor.

Uzaydan gelen ve dunyalilarin icerisindeki sakli erdemlere hayran olarak, yasli yeryuzunu cok seven yaratiklarin macerasini anlatan film, bilhassa Eddie Murphy ve gemi tayfasinin cesitliligi (Misal No.4, Pat Kilbane performansi) sayesinde oldukca eglencelik aslinda. Yalniz insan takilmadan edemiyor. Misal en sonlardaki "I'm Dave Ming Chang" sahnesi, fena halde "Karamurat benim"i animsatti bize. E zaten super kahramanlik desen, cagin imkanlari dahilinde, Seyitoglu Battal Gazi'den, Karamurat'tan daha superi bulunmazdi. O zamanlar "Puhahahahaa sacmaliga bak laaan" diye izledigimiz filmler icin "Tek suclari, donemlerinde ozel efekt olayinin gelismemesi ve butce fakiri olmasi midir?" diye sormak geliyor icimizden. Degil tabii. Sadece diyaloglar bile o filmleri alir baska bir yere koyar sinemanin absurdluk aleminde ama Cuneyt babaya da hak vermiyor degiliz zaman zaman. Sikiysa onun hisardan atladigi gibi, gokdelenden atlasaniza lan!

Hiç yorum yok: