Suphesiz tabiat erozyonu ve dengesizligi de cok ama cok muhim mevzu ama bizimki mecaz biraz. Tribun cole gidiyor...
Fenerbahce Stadi'nin uzerinde bulundugu arazi, sosyal hareketlilik anlaminda asirlik cinardan da otesi oldugu icin cok ama cok seye sahitlik etmistir. Maclar, kavgalar, kupalar, kar, yagmur, vs. ama bu kadar ozel muameleye tabi tutulan bir kitle gormus mudur bilinmez.
Fenerbahce Stadi'nda demokratik bir protesto gerceklestirmek isteyenler, Sultan Abdulh..., pardon, baska bir sultan tarafindan kameralara cektiriliyorlar. Eski bir siyasi parti liderinin adamlari, tribunlerde ozel guvenlik gorevlisi olarak dolasiyor. Bir adim sonrasi, protestocularin Bostancibasilar tarafindan derdest edilerek, cuvallara tikilip, Sarayburnu'ndan akintiya birakilmasi olursa sasirmamak gerekir.
Milyarlarca para dokup kombine aliyorsunuz, guclukle arttirip mac bileti aliyorsunuz ama koltugunuzda taraftar degil, terorist muamelesi goruyorsunuz. Bunun sirf mensup olduklari din / siyasi fikirleri yuzunden seyahat ve vize durumlarinda zorluk cikarilan insanlara yapilandan ne farki var? Bu, "Irkcilik" denen seyin guc aldigi "Biz-Onlar" ayriminin kaba saba bir acilimi degil mi?
Buraya nereden gelindigine dair, Han Duvarlari uzunlugunda metinler yazmak mumkun ama bir tarafin surekli "yoluna sokmak" icin cabaladigi durumlara istinaden, icra makaminin "cozume dair bir kelime" etmemesidir esas aci olan. Meshur Bursaspor macinda yapilan "insan sevkiyati"nin bir adim otesi gibi gozuken bu onlemlerin, fikir fazlaligina tahammulu olmayan diktalardan ne farki var?
"Sutten cikmis ak kasik" olmadigini kabul eden ama arinma surecinde gun gectikce basarili olmaya adanmis bir taraftar zihniyetinin karsisinda, "Ne olursan ol, gelme" diye her anlamda reddedici bir icra dayatmasi. Mevlana'ya "En akilliniz done done olmedi mi oglum?" kabaliginda yaklasan ve ben merkezine dayanarak, dalkavuklarinin temennasindan etrafini gormeden, samur sarayinda hukum suren kadim (?) kral... Ama suclu kral degil, onun yanlisini gordugu halde etegini openler ya da haksiz yere Kral'in hismina ugrayanlari gordugu halde sessiz kalanlardir.
Biz bunu Teks Viller'de okuduk ama kucumsememek gerek, zira cizgi romanlar da insana bir seyler ogretir zaman zaman. Ne diyordu Viller?
"Colun uzerine bir kasaba kuramazsiniz. Kum bir gun mutlaka kendisine ait olanlari geri alir"
Devir degisti. Belki col uzerine kocaman saraylar, sehirler kuruluyor artik. Ama kim colun, buldugu her delige kacan kumunu, mis gibi agac, deniz ve toprak kokusuna tercih eder?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder