Gecen gun Hurriyet gazetesinin internet sayfasinda rastladim bu habere:
"Yönetmenliğini Gani Rüzgar Şavata'nın yaptığı, manken Tuğba Özay ve oyuncu Yalçın Dümer'in başrollerini paylaştığı ‘Saddam'ın Askerleri Kara Güneş’ adlı filmin Malatya'daki çekimleri sırasında, kamyonet arkasına bağlanan iki attan biri sürüklenerek telef olması hayvanseverlerin tepkisine neden oldu"
Dupeduz rezalet ama insan hayatinin bile zerre degeri olmayan necip ulkemizde bir at oldu diye kimsenin giki cikmaz. Bana kalsa, zavalli hayvanin yerine, kerameti kendinden menkul basrol oyunculari (!), yuce (!) kisilikler T.O.'nun ve/veya Y.D.'nin telef olmasi daha yerinde olurdu ama nasip bu yonde tecelli etmis. Artik bir dahaki sefere...
Tarih, 27 Haziran 1998... Yazin macsiz ve amacsiz boslugunda, klasik bir Kadikoy yuruyusu Canar'in...
Pendik-Kadikoy hatti donus yeri, Pasabahce kosesinde in. Kitapevi-Sahaf gezintisinden sonra ogle yemegini yemeye git. Havuzun hizasinda sag kolda kalan KFC'nin sokagindan gir. Dumduz ileride erotik filmler oynatan sinemayi da gecip, sokagin soluna don. Tam kosede 1 milyona bol kofte kultu. Van basten'le dersanedeyken favori mekanimiz ve menumuz olan kofte-piyaz.
Bu koftecinin hemen caprazinda "1 Numarali Ganyan Bayii" vardi. Simdi cicekci olmus... Kocaman, iki katli, 5 makineli bir bayii idi.
Karni tok, sirti pek her yarisseverin yapacagi uzere iceri girdim. Usta yariscinin bulteni Arsiv'i ve tekaut atcinin bulteni Istanbul Puanli'yi aldim. Az miktarda altili ve bol bol bahis kuponu da aldiktan sonra, goul rahatligiyla masalardan birisine cokecektim ki tukenmez kalemimin olmadigi farkettim. Bir parantez; Yaris oynayan birine "Kaleminizi verir misiniz?" demekle "Annenizin, dunyanin en eski meslegi oldugu soylenen meslegi icra ettigini dusunuyorum" demek arasinda herhangi bir fark yoktur. En azindan kalem istegine mukabil bakislar onu anlatir. Kapat parantezi... Ezberime gore yakinlarda kirtasiye yoktu ama yapacak bir sey de yoktu. Caferaga Spor Salonu'nun oradaki kirtasiyeye kadar gidip, bir kalem aldim.
Ganyana geri dondugumde insanlarin "Allah rahmet eylesin. Gencecik cocuktu" falan demelerinden, o arada kimin vefat haberinin ulastigini tahmin etmeye calisirken, daha muhtemeller yayinlanmaya baslamadigi icin normal yayinda olan televizyondan Kerim Tekin'in trafik kazasinda oldugu haberinin yayinlandigini farkettim. Haber yayinlandi, insanlar taziye bildirdiler vs. vs. Sonra her sey normal seyrinde ilerlemeye basladi. Ta ki bir olum haberi daha gelinceye kadar...
25 Nisan 1993 dogumlu, Kanatli 3'den olma, Cansever'den dogma, Al Arap aygiri Mirhat'in vefati bildirildi TJK'dan.
Mirhat, katildigi 29 yarista, sadece 2 ikincilik, 1 altincilik almasina karsin, 26 yarista birinci olmustu. Ekstra bir sey vaadetmeyen orjini ve cogunlukla vasat jokeylerle kosmasina ragmen, rahat rahat kazandigi yarislar, hakkinda "Yarim Kan" dedikodusunun cikmasina neden olmustu.
Bu haberin gelmesinin ardindan yasananlari bugun bile saskinlikla animsiyorum ve tasvir etmem mumkun degil ama bir deneyelim.
Ganyan bayii bir anda dalgalandi. Disari kosan iki-uc kisiyi cok net hatirliyorum. Sanki isgale ugramisiz da haber yetistirilecek yerler varmis gibi, hepsi birer Manastirli Hamdi misali. Iceride bagiris-cagirislar hasil oldu, "Olmaz, olamaz" diye. Yaris sonuclarinin yazildigi beyaz tahtanin uzerine karalanan "Mirhat Oldu. Camiamizin Basi Sagolsun" yazisi bir yana, birinin gozleri dolu dolu olarak, tukenmez kalemle duvara yazdigi "Mirhat olmez, vatan bolunmez"e oylece bakakalmistim. Goren, orada bunlari yapan herkesi Mirhat'in kazancina ortak sanirdi.
Yillar gecti. 10 sene olmus. At merakim hos bir sada olarak geride kaldi ama ezber bozulmuyor haliyle. Ne zaman o zamanin atcilarini gorsem ve ne zaman konusu acilsa "Nur icinde yatsin. Buyuk atti" diyene rastlanir. Sadece Mirhat da degil, vefat eden digerlerine de bu vefa gosterilir. Hani demistik ya yazinin basinda; illa bir sey olacaksa, film setinde zavalli ata olacagina basroldekiler diye adi gecenlere olsaymis diye. Tercih meselesi. Ne yani yalan mi soyleyeyim?
PS : Mirhat'in olumu icin "Bagirsak Dugumlenmesi" demislerdi ki atlar icin cok yaygin bir vefat sebebidir. Ancak aradan zaman gectikce tevaturler artmaya basladi. Birini anlatayim. Olmeden bir kac gun once tan vakti galobunu yaparken, beraber idman yaptigi vasat bir ata gecilince uzuntuden hastalanmis ve bir kac gun sonra kahrindan olmus. Ne diyeyim? Seviyorum bizim memleketi...
1 yorum:
mirhat ın yavuzhan la koşturulmamasının sebei neydi , yada büyük yarışlarda koşturulmamasının çünkü yavuzhanın geçtiği atları oda çok rahat geçiyordu hep altılı dışı yarışlarda...
Yorum Gönder