Flying Dutchman "Jankovic'in eline yakışmayan şey yoktur" demisti, Amerika Acik Turnuvasinin ikinci turunda. Hakikaten aldigi "baba" da cok yakisti eline kendisinin, kupayi Serena kaldirirken...
Son dorde kalanlardan hangisi kazansa klasmanda 1 numaraya yukselecekti. Kolay bir seriden finale kadar gelen Jankovic ile gorece zorlu rakipleri gecen Serena arasinda tecrubeli olan; ilk kez bir Grand Slam finaline cikan Jelena degil, bir Roland Garros, iki Wimbledon, uc Avusturalya Acik sampiyonlugunun yaninda 1999 ve 2002'de olmak uzere iki de Amerika Acik sampiyonlugu olan Serena'ydi. Biraz haliyle sampiyon da o oldu.
6-4 ve 7-5 ile 2-0 biten final macina dair notlar arasinda Wimbledon'da yagmur yuzunden alisik oldugumuz ama Amerika Acik'ta 1974'den beri ilk kez olan bir erteleme de vardi. Musebbibi de Hanna isimli kasirga.
Finale ciktigim icin gururluyum ama kaybettigim icin cok uzgunum. Serena bugun daha iyi oynadi. Turnuvasyi kazandigi icin tebrik ederim. Bu sene sagligimla ilgili cok problemlerim oldu. Surekli sakatliklarla ugrastim. Final oynamak da benim icin buyuk bir basari" demis Jankovic.
Tabi tabi...
7 Eylül 2008 Pazar
6 Eylül 2008 Cumartesi
...And Bled To Death.
Godfather II'nin sonunda yer alan, asagidaki sahne, serinin en huzunlu anlarindan biridir. "Aile icin en iyisi" olduguna inandigi bir sey icin, "ihanet" eden Frank Pentangeli'ye "Son ve reddedemeyecegi bir teklif" yapilir. Intihara tesvik edilir. Bunun karsiliginda, ailesinin geleceginin garanti altina alinacagi soylenir. O da geregini yapar...
Soylenene gore Roma Imparatorlugu'nda, Imparator'un hayatina / iktidarina kasteden ancak basarili olamayanlar; "Eve giderler. Sicak su dolu bir kuvete girip, bileklerini keserler. Bazen bunu yapmadan once kucuk bir parti bile verirler". Boylelikle servetleri, aileleri uzerinde devam eder.
Bunca seyi yazdik diye "intihar" tribinde oldugumuz imasi yapiyor degiliz. Lakin hayatinin son 4 senelik zarfinda "Anemi" denen hadiseden cok cektigimiz ve "Bu herif oluyor" kanisiyla iki kez apar topar hastaneye kaldirildigimiz icin gayet rahatlikla soyleyebiliriz ki yukarida ve asagida soylenildigi gibi kan giderken, sen gittigini hissetmiyorsun. Bir uykuya daliyor gibisin, sonunda uyanmadigin...
HAGEN - Frankie, you were always interested in politics, in history. I remember you talking about Hitler back in '43. We were young then.
PENTANGELI - Yeah, I still read a lot. They bring me stuff.
HAGEN - You were around the old timers who dreamed up how the Families should be organized, how they based it on the old Roman Legions, and called them 'Regimes'... with the 'Capos' and 'Soldiers,' and it worked.
PENTANGELI - Yeah, it worked. Those were great old days. We was like the Roman Empire. The Corleone family was like the Roman Empire.
HAGEN - Yeah, it was once.
HAGEN - The Roman Empire... when a plot against the Emperor failed, the plotters were always given a chance to let their families keep their fortunes.
PENTANGELI - Yeah, but only the rich guys. The little guys got knocked off. If they got arrested and executed, all their estate went to the Emperor. If they just went home and killed themselves, up front, nothing happened.
HAGEN - Yeah, that was a good break. A nice deal.
PENTANGELI - They went home and sat in a hot bath and opened their veins, and bled to death. Sometimes they gave a little party before they did it.
HAGEN - Don't worry about anything, Frankie Five-Angels.
PENTANGELI - Thanks, Tom. Thanks.
Soylenene gore Roma Imparatorlugu'nda, Imparator'un hayatina / iktidarina kasteden ancak basarili olamayanlar; "Eve giderler. Sicak su dolu bir kuvete girip, bileklerini keserler. Bazen bunu yapmadan once kucuk bir parti bile verirler". Boylelikle servetleri, aileleri uzerinde devam eder.
Bunca seyi yazdik diye "intihar" tribinde oldugumuz imasi yapiyor degiliz. Lakin hayatinin son 4 senelik zarfinda "Anemi" denen hadiseden cok cektigimiz ve "Bu herif oluyor" kanisiyla iki kez apar topar hastaneye kaldirildigimiz icin gayet rahatlikla soyleyebiliriz ki yukarida ve asagida soylenildigi gibi kan giderken, sen gittigini hissetmiyorsun. Bir uykuya daliyor gibisin, sonunda uyanmadigin...
HAGEN - Frankie, you were always interested in politics, in history. I remember you talking about Hitler back in '43. We were young then.
PENTANGELI - Yeah, I still read a lot. They bring me stuff.
HAGEN - You were around the old timers who dreamed up how the Families should be organized, how they based it on the old Roman Legions, and called them 'Regimes'... with the 'Capos' and 'Soldiers,' and it worked.
PENTANGELI - Yeah, it worked. Those were great old days. We was like the Roman Empire. The Corleone family was like the Roman Empire.
HAGEN - Yeah, it was once.
HAGEN - The Roman Empire... when a plot against the Emperor failed, the plotters were always given a chance to let their families keep their fortunes.
PENTANGELI - Yeah, but only the rich guys. The little guys got knocked off. If they got arrested and executed, all their estate went to the Emperor. If they just went home and killed themselves, up front, nothing happened.
HAGEN - Yeah, that was a good break. A nice deal.
PENTANGELI - They went home and sat in a hot bath and opened their veins, and bled to death. Sometimes they gave a little party before they did it.
HAGEN - Don't worry about anything, Frankie Five-Angels.
PENTANGELI - Thanks, Tom. Thanks.
Electric Funeral (by Black Sabbath)
Three flecks in the sky warn you you're gonna die
Storm coming, you'd better hide from the atomic tide
Flashes in the sky turns houses into sties
Turns people into clay, radiation minds decay
Robot minds of robot slaves lead them to atomic rage
Plastic flowers, melting sun, fading moon falls upon
Dying world of radiation, victims of man's frustration
Burning globe of obscence fire, like electric funeral pyre
Buildings crashing down to a cracking ground
Rivers turn to wood, ice melts into blood
Earth lies in death bed, clouds cry for the dead
Tearing life away, here's the burning pay
Electric Funeral
Electric Funeral
Electric Funeral
Electric Funeral
And so in the sky shines the electric eye
Supernatural king takes earth under his wing
Heaven's golden chorus sings, Hell's angels flap their wings
Evil souls fall to Hell, ever trapped in burning cells!
Storm coming, you'd better hide from the atomic tide
Flashes in the sky turns houses into sties
Turns people into clay, radiation minds decay
Robot minds of robot slaves lead them to atomic rage
Plastic flowers, melting sun, fading moon falls upon
Dying world of radiation, victims of man's frustration
Burning globe of obscence fire, like electric funeral pyre
Buildings crashing down to a cracking ground
Rivers turn to wood, ice melts into blood
Earth lies in death bed, clouds cry for the dead
Tearing life away, here's the burning pay
Electric Funeral
Electric Funeral
Electric Funeral
Electric Funeral
And so in the sky shines the electric eye
Supernatural king takes earth under his wing
Heaven's golden chorus sings, Hell's angels flap their wings
Evil souls fall to Hell, ever trapped in burning cells!
Mahrem (!) Haller
Hurriyet.com.tr'de su aciklamayla bir fotograf galerisi var.
Her hallerini görmeye alıştığımız ünlü isimleri daha önce hiç böyle görmedik.
Habere giriyorsunuz. Muhtelif isimlerin, mutfakta, alisveriste, orada burada pozlari var. Vanessa Williams, Cindy Crawford, Heidi Klum, Constance Zimmer vs. vs.
Lakin oyle bir isim var ki "En mahrem hali..." diye bu yukaridaki resmi koymak, ya haberi yapanin salak oldugunu ya da "Ulan bu okurlar da ne salak. Kesin inanan birileri cikar" dedigini gosterir.
Huzurlarinizda Jenna Jameson ve hic gormediginiz "En Mahrem Hali"
Hadi lan ordan...
Her hallerini görmeye alıştığımız ünlü isimleri daha önce hiç böyle görmedik.
Habere giriyorsunuz. Muhtelif isimlerin, mutfakta, alisveriste, orada burada pozlari var. Vanessa Williams, Cindy Crawford, Heidi Klum, Constance Zimmer vs. vs.
Lakin oyle bir isim var ki "En mahrem hali..." diye bu yukaridaki resmi koymak, ya haberi yapanin salak oldugunu ya da "Ulan bu okurlar da ne salak. Kesin inanan birileri cikar" dedigini gosterir.
Huzurlarinizda Jenna Jameson ve hic gormediginiz "En Mahrem Hali"
Hadi lan ordan...
Biri Yer, Biri Bakar
"Koy hepsini, al milyonu" temali Golden League biterken, hemen herkes Usain Bolt-Asafa Powell yarisinin tasasindaydi. Usain surdirek surpriz, Asafa plase, geri kalanlar gelse tevziye giderdi. Gitmedi. Powell basladi, 9.83 ile bitirdi. Bolt iyi baslamadi, muazzam bitirdi. 9.77 ile yarisi kazandi. Demek ki neymis? Bu sezon bir kez gectin diye umitlenmeyeceksin Asafa. Senden buyuk Huseyin var.
Diger muhim mevzu, 800 metreci Kenyali Pamela Jelimo ile yuksek atlamaci Hirvat Blanka Vlasic'in 1.000.000 $'a kosmalariydi. "Anonim sirket mi olacaklar, yoksa bir tanesi tek basina cukkayi mi indirecek?" diye merak icerisinde beklerken Vlasic, Alman rakibesi Arian Fried'i gecemeyerek nakite veda etti.
Jelimo ise henuz daha 18 yasinda olmasina ragmen, Olimpiyat madalyasinin uzerine bir de Golden League'in Jackpot'unu cebe indirdi ve 2005'de kazanan uzun / uc adim atlamaci Tatyana Lebedeva'dan sonra bu odulu tek basina alan ikinci sporcu oldu.
Velhasil, biri yedi, biri bakti.
Jelimo hakkinda en guzel tanimi iaff.org yapmis.
Jelimo - In five months, from unknown to athletics Golden Girl
Diger muhim mevzu, 800 metreci Kenyali Pamela Jelimo ile yuksek atlamaci Hirvat Blanka Vlasic'in 1.000.000 $'a kosmalariydi. "Anonim sirket mi olacaklar, yoksa bir tanesi tek basina cukkayi mi indirecek?" diye merak icerisinde beklerken Vlasic, Alman rakibesi Arian Fried'i gecemeyerek nakite veda etti.
Jelimo ise henuz daha 18 yasinda olmasina ragmen, Olimpiyat madalyasinin uzerine bir de Golden League'in Jackpot'unu cebe indirdi ve 2005'de kazanan uzun / uc adim atlamaci Tatyana Lebedeva'dan sonra bu odulu tek basina alan ikinci sporcu oldu.
Velhasil, biri yedi, biri bakti.
Jelimo hakkinda en guzel tanimi iaff.org yapmis.
Jelimo - In five months, from unknown to athletics Golden Girl
Ulu Manitu
Hani "Ders kitabinin arasinda Teksas-Tommiks okumak" klisesi vardir ya. Allah, valide hanimdan ve peder beyden razi olsun ki cizgi roman olayini hic kisitlamadilar bize. "Okusun da nasil okursa okusun" demelerinin buyuk etkisi olsa gerek bu keyfiyette. Netice itibariyle ve haliyle; biz de o yasta "Felsefenin Temel Ilkeleri"ne degil, mizah dergilerine ve cizgi romanlara kaykildik.
Bulmaca mevzusunda her daim "Misir Tanrisi" olarak sagdan sola ve yukaridan asagi "Ra" coskusu yasaniyorsa; Kaptan Swing, Zagor, Teksas, Tommiks, Teks Viller vb. cizgi romanlarda da Kizilderili denince akla "Manitu" gelir. Ucsuz bucaksiz cayirlarin ve o cayirda yasayan herseyin tanrisi Manitu.
Cizgi romanlari astigini ve artik kariya kiza yazma olayinin hayattaki herseyden daha muhim oldugunu dusunen mahallenin ergen abileri "Manitu ne lan? Manita gibi... Manitaya tapilir mi olm? Mal mi bu kizillar" gibi oldukca entelektuel acilimlar (ulan bu kelime de ne revaca girdi bu sira) gelistirirken biz de "Vaaay Teks Viller sunu yapti. Oooo Zagor ne dovdu. Ulaaan Konyakci ne kurtuldu." diye agiz acik, siyah beyaz saman kagitlara girismis vaziyetteydik. Manitu muhimdi bizim icin yani...
Yillar gecti, pek cok konuda oldugu gibi "Neydi be o eski x..." asamasinda kaldik cizgi roman olayinda. Bir sayfada 7000 kare ihtiva eden Marvel vs. olaylara "Birkibidebenimki" sogukluguyla baktik, ekseriyetle.
Ve bu sabahin kor vakti santiye icerisine yururken. bir forklift vasitasi cikti karsima. Arkasinda kocaman Manitou yaziyor. Insaat alemlerinde yeni sayiliriz, belki meshur bir markadir / modeldir, bilemem ama sasiriyor insan.
Cok degismissin Ulu Manitu. Biz seni boyle bilmemistik...
Bulmaca mevzusunda her daim "Misir Tanrisi" olarak sagdan sola ve yukaridan asagi "Ra" coskusu yasaniyorsa; Kaptan Swing, Zagor, Teksas, Tommiks, Teks Viller vb. cizgi romanlarda da Kizilderili denince akla "Manitu" gelir. Ucsuz bucaksiz cayirlarin ve o cayirda yasayan herseyin tanrisi Manitu.
Cizgi romanlari astigini ve artik kariya kiza yazma olayinin hayattaki herseyden daha muhim oldugunu dusunen mahallenin ergen abileri "Manitu ne lan? Manita gibi... Manitaya tapilir mi olm? Mal mi bu kizillar" gibi oldukca entelektuel acilimlar (ulan bu kelime de ne revaca girdi bu sira) gelistirirken biz de "Vaaay Teks Viller sunu yapti. Oooo Zagor ne dovdu. Ulaaan Konyakci ne kurtuldu." diye agiz acik, siyah beyaz saman kagitlara girismis vaziyetteydik. Manitu muhimdi bizim icin yani...
Yillar gecti, pek cok konuda oldugu gibi "Neydi be o eski x..." asamasinda kaldik cizgi roman olayinda. Bir sayfada 7000 kare ihtiva eden Marvel vs. olaylara "Birkibidebenimki" sogukluguyla baktik, ekseriyetle.
Ve bu sabahin kor vakti santiye icerisine yururken. bir forklift vasitasi cikti karsima. Arkasinda kocaman Manitou yaziyor. Insaat alemlerinde yeni sayiliriz, belki meshur bir markadir / modeldir, bilemem ama sasiriyor insan.
Cok degismissin Ulu Manitu. Biz seni boyle bilmemistik...
Sasirtan Hezimet!
Cuneyt (Dinc) abi ile yukarida gorulen uc adet 10 Tenge'yi kullanarak yaptigimiz ve iki hafta once 10-5 benim lehime biten macin rovansi niteligindeki para macini 10-7 kaybettim.
Maglubiyetin (macin agir 50 Tengelikler yerine, hafif 10 Tengeliklerle oynanmasi ve sahanin kayganligi gibi) cesitli sebepleri var ama rakibin hakkini da yememek lazim. Iki hafta oncesine oranla cok basarili bir mac cikardi ve macin buyuk bolumunu onde goturdu. Biz ise mac icerisinde rakibi yakalamamiza ve hatta one gecme firsatlari bulmamiza ragmen bunlari degerlendiremedik.
Kalecimiz; sag el isaret parmagi, geleni iceri aldi. Forvetimiz; sag el orta parmagi ise uzaktan attigi gollere ragmen, yakin mesafeden inanilmaz goller kacirdi.
Ummadigimiz bir maglubiyet almanin uzuntusunu yasamanin da etkisiyle, tek devre oynanabilen ve yarida kalan macta Yunus Yahsi'ye karsi 5-3 onde olmamiza ragmen kotu bir oyun sergiledigimizi soyleyebiliriz.
Para macinda bunlar olur. Kotu oyunu unutup, onumuzdeki maclara bakacagiz. Canarino'yu bu dakikadan itibaren Gayrifedere maclar degil, Federe ve kupali bir turnuva sampiyonlugu keser.
Maglubiyetin (macin agir 50 Tengelikler yerine, hafif 10 Tengeliklerle oynanmasi ve sahanin kayganligi gibi) cesitli sebepleri var ama rakibin hakkini da yememek lazim. Iki hafta oncesine oranla cok basarili bir mac cikardi ve macin buyuk bolumunu onde goturdu. Biz ise mac icerisinde rakibi yakalamamiza ve hatta one gecme firsatlari bulmamiza ragmen bunlari degerlendiremedik.
Kalecimiz; sag el isaret parmagi, geleni iceri aldi. Forvetimiz; sag el orta parmagi ise uzaktan attigi gollere ragmen, yakin mesafeden inanilmaz goller kacirdi.
Ummadigimiz bir maglubiyet almanin uzuntusunu yasamanin da etkisiyle, tek devre oynanabilen ve yarida kalan macta Yunus Yahsi'ye karsi 5-3 onde olmamiza ragmen kotu bir oyun sergiledigimizi soyleyebiliriz.
Para macinda bunlar olur. Kotu oyunu unutup, onumuzdeki maclara bakacagiz. Canarino'yu bu dakikadan itibaren Gayrifedere maclar degil, Federe ve kupali bir turnuva sampiyonlugu keser.
5 Eylül 2008 Cuma
Righteous Kill
Bu filmi tanimlarken "Tanitimi 'Two veteran New York City detectives...' diye baslayan ve klasik oyuncularin oynadigi, klasik bir seri katil kovalamaca filmi" dememek icin cok iyi iki sebep var.
Robert De Niro ve Al Pacino.
Robert De Niro'nun filmde canlandirdigi karakter'in adi Turk. Godfather I'de Don Corleone'ye savas acan haddini bilmezin de lakabi Turk'du. Biri ozel isim, digeri sifat oluyor ama ona atifsa ne ala... Degilse bile oyle oldugunu dusunelim. Daha bir keyifli olur...
Bu abiler, Godfather II'de Vito-Michael Corleone ikilisini, farkli zaman dilimlerinde canlandirdiklarindan beri her filmle kendilerine olan hayranligi "kat kup" katlatmislardir. Yuksek olasilikla bu film de muazzam olacak. Alinacak DVD'ler listesine yazalim.
PS : Filmdeki oyunculardan bir tanesi de 50 Cent. Film sektorunde revacta bu aralar. Onunde bir dolu proje oldugu biliniyor.
Robert De Niro ve Al Pacino.
Robert De Niro'nun filmde canlandirdigi karakter'in adi Turk. Godfather I'de Don Corleone'ye savas acan haddini bilmezin de lakabi Turk'du. Biri ozel isim, digeri sifat oluyor ama ona atifsa ne ala... Degilse bile oyle oldugunu dusunelim. Daha bir keyifli olur...
Bu abiler, Godfather II'de Vito-Michael Corleone ikilisini, farkli zaman dilimlerinde canlandirdiklarindan beri her filmle kendilerine olan hayranligi "kat kup" katlatmislardir. Yuksek olasilikla bu film de muazzam olacak. Alinacak DVD'ler listesine yazalim.
PS : Filmdeki oyunculardan bir tanesi de 50 Cent. Film sektorunde revacta bu aralar. Onunde bir dolu proje oldugu biliniyor.
4 Eylül 2008 Perşembe
Yarisi Degil, Hepsi Bayat. Ayni Nakarat...
Ibrahim Kutluay, transferiyle ilgili Antu.Com'a konusmus. Roportaji yapan Hermes abi oldugu icin yazilanlarin dogrulugunun tartisilir bir yani oldugunu dusunmuyoruz.
Ibrahim tarafi soyle:
İbrahim Kutluay yaptığımız görüşmede‚ askere gitmeden önce antrenörümüz Bogdan Tanjevic ile sözleşme yenilemek konusunda konuştuğunu ancak Tanjevicin "Seni takımda düşünmüyorum ve süre vermeyeceğim" dediğini anlattı. İbrahim‚ bunun üzerine asbaşkanımız Mahmut Usluya gittiğini ve Mahmut Uslunun da "Hoca sana süre vermeyecek" dediğini söyledi.
İbrahim Kutluay sözlerine şöyle devam etti: "Ben zaten kimseden oynama garantisi istemiyorum. Kendimi iyi hissediyorum ve ben iyiysem zaten beni oynatırlar. Ayrıca kenarda da oturabilirim ve oradan da takımıma katkı yapabilirim. Fenerbahçe altyapısından yetişmiş ve bu kulübe uzun yıllar hizmet etmiş bir oyuncuyum. Beni diğer oyuncularla aynı kefeye koymalarına üzülüyorum." dedi.
Bir teknik adamin istedigi oyuncuyla calisip, calismama hakki her zaman mahfuz ve hatta bu hak belki de herseyin uzerinde. Zira sahada tam ozgurluk olmamasi, cok basliliga isarettir. Ama insan bir denilenin arkasinda bin duruldugu vaziyetleri de istemiyor degil. Misal Omer mevzusu. Bir kac sene once yasli oldugu icin Milli Takim'a alinmayan. Sonra ne oldugu bilinmez, genclestiginden midir ne, alinan.
Simdi benzer bir fikri sabit'in Ibrahim icin gelismedigi ne malum? Ya da bunun dayatilmadigi.
Burada ve her yerde maneviyat diyip duruyoruz. Bugun Ibrahim'e sirt donulmasinin makul bir aciklamasini bekledigimiz isim kim olabilir? Sayin Mahmut Uslu... Peki o ne demis?
İbrahim Kutluayın bu açıklamalarından sonra yönetimimzle de bu konuyu konuşma fırsatımız oldu. Asbaşkanımız Mahmut Usluya konuyu sorduk. Mahmut Uslu İbrahim Kutluayı teyit ederek Tanjevicin İbrahim Kutluaya süre vermeyeceğini ve takımda düşünmediğini söyledi.
İbrahim´e basketbolu bırakmasını ve menajerlik kadrosunda 1 yıl çalışmasını daha sonra da şube kaptanı olmasını teklif ettiklerini söyleyen Mahmut Uslu‚ İbrahim Kutluay'ın bu teklifi kabul etmediğini söyledi.
Yahu Allah askina... Bikmadiniz mi her gidenin arkasindan ayni kelamlari etmekten?
Arzu gitti, menajerlik teklif ettik.
Serap gitti, menajerlik teklif ettik.
Aydin Hoca gitti, Ceo'luk teklif ettik.
Ibrahim gidiyor, Sube Kaptanligi teklif ettik.
Hele Aydin Ors olayindan sonra Ibrahim'e teklif edilen iyice bir tuhaf olmus. Ne o? Yoksa Remzi Dilli yetmiyor mu, sube kaptanligina? Yetmiyorsa neden duruyor? Yetiyorsa neden 1 sene icinde apar topar Ibrahim Sube Kaptanligi icin dusunuluyor?
Aslinda sorularin cevabi basit... Ne Ibrahim'in ne de adi gecen insanlarin, onerilen mevkiyi kabul etmeyecekleri ya da en azindan teklif edilen yere gelmekte tereddut gosterecekleri biliniyordu. Tamamiyle bastan savma ve samimiyetsiz aksiyonlardi bunlar. Aradan gecen bunca yil, giden tek insani geri getirmedigi gibi, muadilleri bile ezeli rakiplerin camiasindan seciliyorsa, gorunen koye de kilavuz aramaya gerek kalmiyor.
Eller ne derse desin, biz neyin ne oldugunu biliyoruz Ibrahim. Fenerbahce, Fenerbahcelilerindir.
Ibrahim tarafi soyle:
İbrahim Kutluay yaptığımız görüşmede‚ askere gitmeden önce antrenörümüz Bogdan Tanjevic ile sözleşme yenilemek konusunda konuştuğunu ancak Tanjevicin "Seni takımda düşünmüyorum ve süre vermeyeceğim" dediğini anlattı. İbrahim‚ bunun üzerine asbaşkanımız Mahmut Usluya gittiğini ve Mahmut Uslunun da "Hoca sana süre vermeyecek" dediğini söyledi.
İbrahim Kutluay sözlerine şöyle devam etti: "Ben zaten kimseden oynama garantisi istemiyorum. Kendimi iyi hissediyorum ve ben iyiysem zaten beni oynatırlar. Ayrıca kenarda da oturabilirim ve oradan da takımıma katkı yapabilirim. Fenerbahçe altyapısından yetişmiş ve bu kulübe uzun yıllar hizmet etmiş bir oyuncuyum. Beni diğer oyuncularla aynı kefeye koymalarına üzülüyorum." dedi.
Bir teknik adamin istedigi oyuncuyla calisip, calismama hakki her zaman mahfuz ve hatta bu hak belki de herseyin uzerinde. Zira sahada tam ozgurluk olmamasi, cok basliliga isarettir. Ama insan bir denilenin arkasinda bin duruldugu vaziyetleri de istemiyor degil. Misal Omer mevzusu. Bir kac sene once yasli oldugu icin Milli Takim'a alinmayan. Sonra ne oldugu bilinmez, genclestiginden midir ne, alinan.
Simdi benzer bir fikri sabit'in Ibrahim icin gelismedigi ne malum? Ya da bunun dayatilmadigi.
Burada ve her yerde maneviyat diyip duruyoruz. Bugun Ibrahim'e sirt donulmasinin makul bir aciklamasini bekledigimiz isim kim olabilir? Sayin Mahmut Uslu... Peki o ne demis?
İbrahim Kutluayın bu açıklamalarından sonra yönetimimzle de bu konuyu konuşma fırsatımız oldu. Asbaşkanımız Mahmut Usluya konuyu sorduk. Mahmut Uslu İbrahim Kutluayı teyit ederek Tanjevicin İbrahim Kutluaya süre vermeyeceğini ve takımda düşünmediğini söyledi.
İbrahim´e basketbolu bırakmasını ve menajerlik kadrosunda 1 yıl çalışmasını daha sonra da şube kaptanı olmasını teklif ettiklerini söyleyen Mahmut Uslu‚ İbrahim Kutluay'ın bu teklifi kabul etmediğini söyledi.
Yahu Allah askina... Bikmadiniz mi her gidenin arkasindan ayni kelamlari etmekten?
Arzu gitti, menajerlik teklif ettik.
Serap gitti, menajerlik teklif ettik.
Aydin Hoca gitti, Ceo'luk teklif ettik.
Ibrahim gidiyor, Sube Kaptanligi teklif ettik.
Hele Aydin Ors olayindan sonra Ibrahim'e teklif edilen iyice bir tuhaf olmus. Ne o? Yoksa Remzi Dilli yetmiyor mu, sube kaptanligina? Yetmiyorsa neden duruyor? Yetiyorsa neden 1 sene icinde apar topar Ibrahim Sube Kaptanligi icin dusunuluyor?
Aslinda sorularin cevabi basit... Ne Ibrahim'in ne de adi gecen insanlarin, onerilen mevkiyi kabul etmeyecekleri ya da en azindan teklif edilen yere gelmekte tereddut gosterecekleri biliniyordu. Tamamiyle bastan savma ve samimiyetsiz aksiyonlardi bunlar. Aradan gecen bunca yil, giden tek insani geri getirmedigi gibi, muadilleri bile ezeli rakiplerin camiasindan seciliyorsa, gorunen koye de kilavuz aramaya gerek kalmiyor.
Eller ne derse desin, biz neyin ne oldugunu biliyoruz Ibrahim. Fenerbahce, Fenerbahcelilerindir.
3 Eylül 2008 Çarşamba
Dovme Nedir?
Budur.
Barad-Dur'un omuz nahiyesinde bulunur.
Can tatli diye dovme mevzularina yillarca uzak durduk ama sanal-reel gorduklerimize "Guzel yahu" demekten de kendimizi alamadik.
Lakin gelin gorun ki Topuz Hikmet'in cizdigi ve asagidaki sekilde izah ettigi arma, omuzda da kusede durdugu gibi duruyor.
Nedir? Budur.
"Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar'ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle tebdil olundu."
Barad-Dur'un omuz nahiyesinde bulunur.
Can tatli diye dovme mevzularina yillarca uzak durduk ama sanal-reel gorduklerimize "Guzel yahu" demekten de kendimizi alamadik.
Lakin gelin gorun ki Topuz Hikmet'in cizdigi ve asagidaki sekilde izah ettigi arma, omuzda da kusede durdugu gibi duruyor.
Nedir? Budur.
"Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar'ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle tebdil olundu."
Snoopy'nin Amcasi
Boyle haberlerle mutemadiyen ic karartiyor gibi oluyoruz ama bizim gibi animasyon delilerine aci bir kayip olan vaziyeti yazmamak olmaz. Snoopy'ye, Charlie Brown'a ve diger Peanuts karakterlerine ekranda can veren animasyon ustasi Bill Melendez 91 yasinda veda etmis bu diyarlara.
Charles M. Schulz babasiysa, Melendez de amcasiydi Charlie Brown ve tayfasinin. Disney'de ve Warner Bros'ta da senelerce calisti. Ama Peanut denince akla gelirdi.
Umutsuzluk Abidesi Charlie Brown,
Kendisinden daha havali kopegi Snoopy,
Ne kusu oldugunu hala anlamadigim Woodstock,
Charlie Brown'u topa vurma bahanesiyle surekli kandiran (bu yuzden kucuk yasimda bile C.B.'yi evire cevire dovme istegi uyandirmistir) ve seyyar psikologluk yapan Lucy,
C.B.'nin kiz kardesi Sally,
Battaniyesini can yoldasi secmis Linus
Piyano basindan kalkmayan Schroeder,
24 saat copcu gibi devamli bok icinde gezen Pigpen ilk aklima gelenler.
En son Kanal 6'da hatirliyorum tayfayi. Bir daha da rastlamadim Turk televizyonlarinda. Sezonlari denk getirip dusurmek lazim.
Gule gule Melendez.
Charles M. Schulz babasiysa, Melendez de amcasiydi Charlie Brown ve tayfasinin. Disney'de ve Warner Bros'ta da senelerce calisti. Ama Peanut denince akla gelirdi.
Umutsuzluk Abidesi Charlie Brown,
Kendisinden daha havali kopegi Snoopy,
Ne kusu oldugunu hala anlamadigim Woodstock,
Charlie Brown'u topa vurma bahanesiyle surekli kandiran (bu yuzden kucuk yasimda bile C.B.'yi evire cevire dovme istegi uyandirmistir) ve seyyar psikologluk yapan Lucy,
C.B.'nin kiz kardesi Sally,
Battaniyesini can yoldasi secmis Linus
Piyano basindan kalkmayan Schroeder,
24 saat copcu gibi devamli bok icinde gezen Pigpen ilk aklima gelenler.
En son Kanal 6'da hatirliyorum tayfayi. Bir daha da rastlamadim Turk televizyonlarinda. Sezonlari denk getirip dusurmek lazim.
Gule gule Melendez.
Cem, Cem, Cengaver...
Yazilarimizda muteaddit kereler bahsettigimiz bir kardesimizi agirliyoruz.
Bizim fakirhane blog, nev-i sahsina munhasir ve hakikaten "personal" bir blog oldugu icin kendisi (oz kardesim sayildigi gibi) imtiyaz sahibi sayilir burada.
Bu gencecik kardesimle ilk kez Kucukyali ara mahalle dortyolda tanistigimizdan (ve dogdugundan) bugune, 10 kusur sene gecmis. En buyuk tesrik-i mesaimizi, bilgisayar basinda WoW oynarken verdik. Kendisi oyuna dair ilk zamanlardaki acemi vaziyetlerimizi anlatmis.
Mikrofonlarimiz Bodrum'da...
---------------------------------
Selam. Ben Cengaver!
Barış abimin Warcraft ile ilgili yazilarinda anlattığına gore; Alemin Kral Druid’i Cengaver’im. Ama bana soracak olursaniz, Ezik Kral Cengaver
World Of Warcraft’I oynamaya (Barış abimden de once) ben başladım ve o bana internetten oyunu anlatarak yardım etti.
Ben irklardan Tauren’i siniflardan ise Druid’i sectim. Benden kisa bir sure sonra oyuna gelen Barış abimse Orc Warrior oldu. Kendisine “Hayır, olma” dedim ama dinletemedim…
Barış abim oyuna dair pek bir şey bilmezken ben ise sadece level almayı biliyordum. Hatta itemlerin neye yaradigini bile bilmiyorduk. Bir item soylendigi zaman zaman “O da ne?” diye sorardik.
Zaman gectikce oyunu iyice anladik ama dedigim gibi ilk zamanlarda o kadar bilgisizdik ki; Baris abim 40 level oldugunda, Plate zirh giymesi lazimken ben Cloth verirdim, onu giyerdi. Ben de onunla beraber Cloth giyerdim.
Artik oynamaya baslayali uzun sure oldu ve simdi ben 70 level bir Tauren Druid’im. Lanet gezinti yuzunden Barış abim de 66 Levelde takıldı. Hayat, inişli çıkışlı ama nedense bende hep inişli.
Merdiven mi lan bu?
Kisaca Warcraft’i oynaya oynaya neredeyse manyak oldum. Evdekiler, uykuda "Anne, Illidan geliyor, kaçççç" diye sayikladigimi soyluyorlar.
Bizim fakirhane blog, nev-i sahsina munhasir ve hakikaten "personal" bir blog oldugu icin kendisi (oz kardesim sayildigi gibi) imtiyaz sahibi sayilir burada.
Bu gencecik kardesimle ilk kez Kucukyali ara mahalle dortyolda tanistigimizdan (ve dogdugundan) bugune, 10 kusur sene gecmis. En buyuk tesrik-i mesaimizi, bilgisayar basinda WoW oynarken verdik. Kendisi oyuna dair ilk zamanlardaki acemi vaziyetlerimizi anlatmis.
Mikrofonlarimiz Bodrum'da...
---------------------------------
Selam. Ben Cengaver!
Barış abimin Warcraft ile ilgili yazilarinda anlattığına gore; Alemin Kral Druid’i Cengaver’im. Ama bana soracak olursaniz, Ezik Kral Cengaver
World Of Warcraft’I oynamaya (Barış abimden de once) ben başladım ve o bana internetten oyunu anlatarak yardım etti.
Ben irklardan Tauren’i siniflardan ise Druid’i sectim. Benden kisa bir sure sonra oyuna gelen Barış abimse Orc Warrior oldu. Kendisine “Hayır, olma” dedim ama dinletemedim…
Barış abim oyuna dair pek bir şey bilmezken ben ise sadece level almayı biliyordum. Hatta itemlerin neye yaradigini bile bilmiyorduk. Bir item soylendigi zaman zaman “O da ne?” diye sorardik.
Zaman gectikce oyunu iyice anladik ama dedigim gibi ilk zamanlarda o kadar bilgisizdik ki; Baris abim 40 level oldugunda, Plate zirh giymesi lazimken ben Cloth verirdim, onu giyerdi. Ben de onunla beraber Cloth giyerdim.
Artik oynamaya baslayali uzun sure oldu ve simdi ben 70 level bir Tauren Druid’im. Lanet gezinti yuzunden Barış abim de 66 Levelde takıldı. Hayat, inişli çıkışlı ama nedense bende hep inişli.
Merdiven mi lan bu?
Kisaca Warcraft’i oynaya oynaya neredeyse manyak oldum. Evdekiler, uykuda "Anne, Illidan geliyor, kaçççç" diye sayikladigimi soyluyorlar.
Sylvanas Windrunner (Warcraft)
Oyun aleminin en acikli hikayelerindendir Sylvanas'in hikayesi. LOTR'dan apartma alemlerin en "Ulan olacak is miydi bu" dedirten hadisesinin kurbanlarindandir o. Boyleyken boyledir.
--------------------------
The middle sister of Alleria and Vereesa Windrunner, she was Ranger General of the high elf kingdom of Quel'Thalas.
She fought valiantly against Arthas when he invaded Quel'thalas, but during the fall of Silvermoon, Arthas raised her as an undead minion as a form of petty revenge.
When the Lich King's hold on his undead minions weakened, Sylvanas, among other undead, regained her free will, and she led her forces against the dreadlords who had taken hold over the northern country of Lordaeron.
After dislodging the dreadlords and their mind-controlled human "allies," she affirmed her sovereignty by killing off the remaining humans and bending the dreadlord Varimathras to her will. She renamed her force of self-aware undead the Forsaken and declared herself their queen
--------------------------
Sylvanas : "Finish it! I deserve... a clean death.."
Arthas : "After all the trouble you've put me through, woman, the last thing I'd give you is the peace of death."
Sylvanas : "No! You wouldn't dare!"
Sylvanas : You walked right into this one, Arthas. It's time to even the scales.
Arthas : Finish me, then.
Sylvanas : A quick death...like the one you gave me? No. You're going to suffer as I did. Thanks to my arrow, you can't even run. Give my regards to hell, you son of a bitch.
--------------------------
The middle sister of Alleria and Vereesa Windrunner, she was Ranger General of the high elf kingdom of Quel'Thalas.
She fought valiantly against Arthas when he invaded Quel'thalas, but during the fall of Silvermoon, Arthas raised her as an undead minion as a form of petty revenge.
When the Lich King's hold on his undead minions weakened, Sylvanas, among other undead, regained her free will, and she led her forces against the dreadlords who had taken hold over the northern country of Lordaeron.
After dislodging the dreadlords and their mind-controlled human "allies," she affirmed her sovereignty by killing off the remaining humans and bending the dreadlord Varimathras to her will. She renamed her force of self-aware undead the Forsaken and declared herself their queen
--------------------------
Sylvanas : "Finish it! I deserve... a clean death.."
Arthas : "After all the trouble you've put me through, woman, the last thing I'd give you is the peace of death."
Sylvanas : "No! You wouldn't dare!"
Sylvanas : You walked right into this one, Arthas. It's time to even the scales.
Arthas : Finish me, then.
Sylvanas : A quick death...like the one you gave me? No. You're going to suffer as I did. Thanks to my arrow, you can't even run. Give my regards to hell, you son of a bitch.
2 Eylül 2008 Salı
Fragmanlar Oksuz Kaldi
"Allah rahmet eylesin"e gecmeden once...
"Dublajli film seyretmiyorum " tavri, bazilarinin degerlendirdigi gibi elitist bir tavir degil aslinda.
Godfather'da Don Corleone'nin, Star Wars'ta Darth Vader'in, South Park'ta Eric Theodore Cartman'in ve daha bir suru karakterin seslendirmesi hic bir zaman orjinal tadi vermedi, bundan sonra da asla vermeyecek. Kucuk bir serh koymak gerekirse, usta sanatci ve ulkemizde son yillarda Laz Ziya namiyla maruf Istemi Betil'in seslendirdigi Gandalf muazzam bir basaridir. Taskoprude karsilastiklari Balrog'a "Buradan gecis yok ulan" derken yaptigi dublaj Moria'dan cikan atesten arkadasa bile "Ben ettim sen etme" seklinde geri adim attiracak arizaliliktadir.
Mevzu "Sinema'da Ses" olunca ve yukaridaki "Allah rahmet eylesin"e gelince... Fragmanlarin fevkaladenin de fevkinde ismi ve sesi Don LaFontaine 68 yasinda vefat etmis.
Binlerce filmin fragmanini seslendirdi. "In a world..." ve "One man..." ile baslayan fragman kaliplari adeta kult oldu. Sesinin etkileyiciligi hakkindaki en guzel yorumu yine kendisi yapmis LaFontaine.
"If I tried to use that voice in public, they'd be calling security."
"Dublajli film seyretmiyorum " tavri, bazilarinin degerlendirdigi gibi elitist bir tavir degil aslinda.
Godfather'da Don Corleone'nin, Star Wars'ta Darth Vader'in, South Park'ta Eric Theodore Cartman'in ve daha bir suru karakterin seslendirmesi hic bir zaman orjinal tadi vermedi, bundan sonra da asla vermeyecek. Kucuk bir serh koymak gerekirse, usta sanatci ve ulkemizde son yillarda Laz Ziya namiyla maruf Istemi Betil'in seslendirdigi Gandalf muazzam bir basaridir. Taskoprude karsilastiklari Balrog'a "Buradan gecis yok ulan" derken yaptigi dublaj Moria'dan cikan atesten arkadasa bile "Ben ettim sen etme" seklinde geri adim attiracak arizaliliktadir.
Mevzu "Sinema'da Ses" olunca ve yukaridaki "Allah rahmet eylesin"e gelince... Fragmanlarin fevkaladenin de fevkinde ismi ve sesi Don LaFontaine 68 yasinda vefat etmis.
Binlerce filmin fragmanini seslendirdi. "In a world..." ve "One man..." ile baslayan fragman kaliplari adeta kult oldu. Sesinin etkileyiciligi hakkindaki en guzel yorumu yine kendisi yapmis LaFontaine.
"If I tried to use that voice in public, they'd be calling security."
Lyra Kosar, As Jet Gecer.
Flying Dutchman biraderimizin blogunda ikinci yazimizi da yayiladik. Aynen koyalim. Tinay ve As Jet mucizesi...
------------------------------------
As-Jet / Tinay Adışen
Dartino / Suleyman Akdı
Karayel 1 / Engin Yalçın
Karsavuran / Sadettin Boyraz
Kırmızı Şeytan / Akın Özdeniz
Oğuzhan 2 / Nedim Kandur
Old Bond / Ertul Cankılıç
Plevneli / Mehmet Bayram
Sisiliano / Yemen Tunç
Talih / Kadir Altınoz
Tepel Kasga / Kazım Yıldız
Uğurkan / Ekrem Kurt
Court Briton / Mümin Çılgın
Lyra / Halis Karataş
Sevgim 1 / Arslan Birdal
Vinya Del Mar / Ahmet Atçı
68. Gazi Koşusu’nun 1 numaralı katılımcısı As Jet… 1994’ün efsane atı. Yanlış anımsamıyorsam, bu Gazi Koşusu’nu kazandıktan sonra bir daha koşmadı. “Ben daha ne yapayım ulan” demiştir sahiplerine. Zira bütün yarışlarını kumda kazanan ve hatta çimde bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar az koşan bir at geliyor ve Gazi kazanıyor. Olacak iş değildi ama oldu.
Arslan-Jeannie Girl yavrusuydu As Jet. Öyle bir orjin ve pedigri ki; “Su da açık yarış atıydı be kardeşim” dedirtecek bir tek safkan çıkardığını hatırlamıyorum. Biri bulsak, ikinci çıkmaz.
Yarışın favorisi Lyra ise tam bir çim atıydı. Castle Rising - Lady Connaught yavrusu. Babası Castle Rising’in hakkını veren yavruları Abbas, Co Pilot, Free Man, Helin, My Honour, Sun Speed, Talaria, Thyphonic Rising ve daha niceleri gibi istikrarlı bir attı. %90’ini Halis’le koştuğu 20’nin üzerinde yarışta 10 küsür birincilik aldı. Tabeladan hiç düşmedi.Yarıştaki ekürisi Dartino, ahırın vasat atlarındandı. Gazi için iyi bir eküriydi. Üzerinde Süleyman Akdı da olunca, koşunun abuk bir hal alması durumunda vaziyeti kollayabilecek bir at olduğu düşünülüyordu Dartino’nun.Ve bu sebeplerden ve geri kalan grubun Lyra’nin dişinin kovuğuna gitmeyecegi (Grup zayıftı, çünkü geri kalan yaşıtlarının hiç biri Lyra gibi bir toto sergilememişti. Düşünüldüğünden sürprizciler bile çok yüklenmiyordu mevzulara.
Yarış, sonu dışında cok da beklenmedik durumlara sahne olmadi asliıda. Lyra 2400 metrenin tamamında ikilide ve hatta kafadaydı. Abbas gibi beyaz bayraktan aynaya kadar “Uçarak kaçarım” atı değildi Lyra ama “Kafaya çıktım mı kimseye sadece boş çimi göstermem, ille de beni göreceksiniz sağda solda bir yerde” derdi stiliyle. Nitekim bu yarışta da öyle oldu. Halis bıraksa, “Bunlar benim muhatabım değil” diyerek 10 boy sallayacaktı kafadan ama kısa bir süre Plevneli’yle, yarışın son düzlüğe kadar geri kalanında ise Uğurkan’la dalga geçerek sonlara kadar geldi.
Kırmızı Şeytan’ın “Hadi ben de starttan çıkayim artık” kararını çooooook sonra aldığı yarışta, geri kalan 15 at neredeyse son 800 metreye kadar grupça koştular yarışı. Birinci ile sonuncu arasında 6-7 boy fark vardı yalnızca. Yarışın kazananı As Jet ise 13-15 sıra arasında inip çıkıyordu. 600 ile 400 arasinda Tınay, ısrarla yakin gittiği bariyer dibinde muthiş bir kanal buldu ve buradan beşinci altıncı sıraya kadar bir anda sıçradı. Bir parantez…Bariyer dibi tehlikeli bir yerdir. Pist hafif ıslandığızaman 0.5-1 saniye arası zaman kaybettirir örneğin. İstikrarlı bir şekilde buradan yarışan at sayısı azdır. Islak pist demişken “Burun-Burun” biten bir yarışta Trapper-Fair Tail-Bold Pilot savaşını unutmak mümkün değil. Devam…
Yarışın son metrelerine Lyra az farkla olsa da “Kazanıyorum” dedirten bir edayla önde girdi. Dış kulvardan gelerek içerisinde kalan atları sindiren ve ekurinin diğer atıyla “Lyra’ya yarışı kazandırmak” görevi tevdi edilen İmparator Süleyman Akdı da ikinciliği garantilemiş gözükünce herkes “Özdemir Atman Resmi Geçidi” yaşandığını düşündü ve bu iki ata yüklü ikili basanların gözlerinin içi gülmeye başladı.
Bir reklam arası daha… Nedendir bilmem, bir yarışta eküri koşuluyorsa ekseriyetle ikiliye şansı zayıf eküri alınmaz. Ve bu ikililer bol para verir. Artık “Bu zayıf olan tavşanlık yapar, sonlara kalmaz” diye düşünüldüğünden mi, yoksa başka bir şey mi aklım almıyor. Mesela 10 atın koştuğu ayak kapatılacaktır. 8 at, bir de eküri koşmaktadır. 9 yazınca kapanır. Lan yazsana öbürünü de. 2’yi 3’e çıkarıyor değilsin ki fiyat uçsun. Yazmışsın zaten 9 tane. Hem belli mi olur, eküri gelir de koyarsan iki misli alirsin. Ben aldım, oradan biliyorum. Vesileyle, Gülerce ekürisine saygıyla…
Nerede kalmıştık? Son 200. Dartino-Lyra el ele, sıralı ikiliye koşarlarken, yukarıda müsait bir yol bulduğundan bahsettiğimiz Tınay dış kulvara açılmak için de açık bir alan gördü ve aniden en dışarıda arz-iı endam etti.
Sonrası bir Tınay klasiği oldu. Headbanger gibi atın üzerinde coşan bir Adışen ve “Bir baş bir boyun resitali”. Rivayet olunur ki As Jet, Dartino’yu saf dışı bırakıp Lyra’ya yönelmeden çok önce İmparator Süleyman, Halis’e bas bas bağırmış “Geliyor” diye. Kendisini dinlemediği ve daha sıkı çalışmadığı için de jokey odasının içinde paralamaya kalkmıs Karataş’ı.Neticede bir sürü hayali yakıp yıkarak, 90 küsür ganyanla kuponları yırttırdı As Jet.Resimde, yarışın sonunda As Jet ve ekürileri, fotofiniş anını, yarış sonrası turdan bir enstantaneyi ve ödül töreninde Süleyman Demirel’in eline yapışan Tinay’ı görüyoruz. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Tınay’a ödül takdimi de muazzamdı bu arada:
“Al bakalim Jokey”
Ve aşağıda da rahmetli Güntekin Alpay’dan son 400 metre. Okurken bir şeye benzemeyebilir ama canlı yayından gelen seyirci uğultuları eşliğinde Gultekin Alpay’ın haykırışları yarışı muazzam keyifli kılardı. Nur içinde yatsın.
Bir dahaki konumuz hiç bir yarışını uzak farkla kazanmayan efsane Arap atı Yavuzhan olacak. Bir kez Çay Güzeli’ni 2 boy gibi bir farkla geçmişti yanılmıyorsam. Ondan başka en fazla yarım boy…
- - - - - - - - - - - - -
600 ile 400 arasında son düzlük dönülüyor sayın yarışseverler.
Bariyer dibine yakın dönme avantajıyla 1.5 boy farkli liderliğini Lyra koruyor. Uğurkan’ın gayretlerine rağmen…
Koşunun son 400 metresi geçiliyor. En dış kulvardan da Tepel Kaşga’nın gayretleri var. Gene de Lyra 1 boy farklı liderliğini koruyor. Tepel Kasga’nın gayretlerine rağmen…
Koşunun son 200 metresine doğru geliyoruz. Orta kulvardan da Dartino’nun gayretleri var.
Kosunun son 200 metresi geçiliyor. Lyra bir boy farklı liderliğini koruyor.
Gerilerden, evet, As Jet’in de gayretleri var. As Jet ve Dartino geliyorlar. Az farkla Lyra onde. As Jet geliyor. Koşunun son metreleri. Potayı bulan at…
Evet, sayın yarışseverler. 68. Gazi Koşusu’nda As Jet ve Lyra arasında birinci ve ikincilik kararı varış hakemlerinin kararına kalıyor.
------------------------------------
As-Jet / Tinay Adışen
Dartino / Suleyman Akdı
Karayel 1 / Engin Yalçın
Karsavuran / Sadettin Boyraz
Kırmızı Şeytan / Akın Özdeniz
Oğuzhan 2 / Nedim Kandur
Old Bond / Ertul Cankılıç
Plevneli / Mehmet Bayram
Sisiliano / Yemen Tunç
Talih / Kadir Altınoz
Tepel Kasga / Kazım Yıldız
Uğurkan / Ekrem Kurt
Court Briton / Mümin Çılgın
Lyra / Halis Karataş
Sevgim 1 / Arslan Birdal
Vinya Del Mar / Ahmet Atçı
68. Gazi Koşusu’nun 1 numaralı katılımcısı As Jet… 1994’ün efsane atı. Yanlış anımsamıyorsam, bu Gazi Koşusu’nu kazandıktan sonra bir daha koşmadı. “Ben daha ne yapayım ulan” demiştir sahiplerine. Zira bütün yarışlarını kumda kazanan ve hatta çimde bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar az koşan bir at geliyor ve Gazi kazanıyor. Olacak iş değildi ama oldu.
Arslan-Jeannie Girl yavrusuydu As Jet. Öyle bir orjin ve pedigri ki; “Su da açık yarış atıydı be kardeşim” dedirtecek bir tek safkan çıkardığını hatırlamıyorum. Biri bulsak, ikinci çıkmaz.
Yarışın favorisi Lyra ise tam bir çim atıydı. Castle Rising - Lady Connaught yavrusu. Babası Castle Rising’in hakkını veren yavruları Abbas, Co Pilot, Free Man, Helin, My Honour, Sun Speed, Talaria, Thyphonic Rising ve daha niceleri gibi istikrarlı bir attı. %90’ini Halis’le koştuğu 20’nin üzerinde yarışta 10 küsür birincilik aldı. Tabeladan hiç düşmedi.Yarıştaki ekürisi Dartino, ahırın vasat atlarındandı. Gazi için iyi bir eküriydi. Üzerinde Süleyman Akdı da olunca, koşunun abuk bir hal alması durumunda vaziyeti kollayabilecek bir at olduğu düşünülüyordu Dartino’nun.Ve bu sebeplerden ve geri kalan grubun Lyra’nin dişinin kovuğuna gitmeyecegi (Grup zayıftı, çünkü geri kalan yaşıtlarının hiç biri Lyra gibi bir toto sergilememişti. Düşünüldüğünden sürprizciler bile çok yüklenmiyordu mevzulara.
Yarış, sonu dışında cok da beklenmedik durumlara sahne olmadi asliıda. Lyra 2400 metrenin tamamında ikilide ve hatta kafadaydı. Abbas gibi beyaz bayraktan aynaya kadar “Uçarak kaçarım” atı değildi Lyra ama “Kafaya çıktım mı kimseye sadece boş çimi göstermem, ille de beni göreceksiniz sağda solda bir yerde” derdi stiliyle. Nitekim bu yarışta da öyle oldu. Halis bıraksa, “Bunlar benim muhatabım değil” diyerek 10 boy sallayacaktı kafadan ama kısa bir süre Plevneli’yle, yarışın son düzlüğe kadar geri kalanında ise Uğurkan’la dalga geçerek sonlara kadar geldi.
Kırmızı Şeytan’ın “Hadi ben de starttan çıkayim artık” kararını çooooook sonra aldığı yarışta, geri kalan 15 at neredeyse son 800 metreye kadar grupça koştular yarışı. Birinci ile sonuncu arasında 6-7 boy fark vardı yalnızca. Yarışın kazananı As Jet ise 13-15 sıra arasında inip çıkıyordu. 600 ile 400 arasinda Tınay, ısrarla yakin gittiği bariyer dibinde muthiş bir kanal buldu ve buradan beşinci altıncı sıraya kadar bir anda sıçradı. Bir parantez…Bariyer dibi tehlikeli bir yerdir. Pist hafif ıslandığızaman 0.5-1 saniye arası zaman kaybettirir örneğin. İstikrarlı bir şekilde buradan yarışan at sayısı azdır. Islak pist demişken “Burun-Burun” biten bir yarışta Trapper-Fair Tail-Bold Pilot savaşını unutmak mümkün değil. Devam…
Yarışın son metrelerine Lyra az farkla olsa da “Kazanıyorum” dedirten bir edayla önde girdi. Dış kulvardan gelerek içerisinde kalan atları sindiren ve ekurinin diğer atıyla “Lyra’ya yarışı kazandırmak” görevi tevdi edilen İmparator Süleyman Akdı da ikinciliği garantilemiş gözükünce herkes “Özdemir Atman Resmi Geçidi” yaşandığını düşündü ve bu iki ata yüklü ikili basanların gözlerinin içi gülmeye başladı.
Bir reklam arası daha… Nedendir bilmem, bir yarışta eküri koşuluyorsa ekseriyetle ikiliye şansı zayıf eküri alınmaz. Ve bu ikililer bol para verir. Artık “Bu zayıf olan tavşanlık yapar, sonlara kalmaz” diye düşünüldüğünden mi, yoksa başka bir şey mi aklım almıyor. Mesela 10 atın koştuğu ayak kapatılacaktır. 8 at, bir de eküri koşmaktadır. 9 yazınca kapanır. Lan yazsana öbürünü de. 2’yi 3’e çıkarıyor değilsin ki fiyat uçsun. Yazmışsın zaten 9 tane. Hem belli mi olur, eküri gelir de koyarsan iki misli alirsin. Ben aldım, oradan biliyorum. Vesileyle, Gülerce ekürisine saygıyla…
Nerede kalmıştık? Son 200. Dartino-Lyra el ele, sıralı ikiliye koşarlarken, yukarıda müsait bir yol bulduğundan bahsettiğimiz Tınay dış kulvara açılmak için de açık bir alan gördü ve aniden en dışarıda arz-iı endam etti.
Sonrası bir Tınay klasiği oldu. Headbanger gibi atın üzerinde coşan bir Adışen ve “Bir baş bir boyun resitali”. Rivayet olunur ki As Jet, Dartino’yu saf dışı bırakıp Lyra’ya yönelmeden çok önce İmparator Süleyman, Halis’e bas bas bağırmış “Geliyor” diye. Kendisini dinlemediği ve daha sıkı çalışmadığı için de jokey odasının içinde paralamaya kalkmıs Karataş’ı.Neticede bir sürü hayali yakıp yıkarak, 90 küsür ganyanla kuponları yırttırdı As Jet.Resimde, yarışın sonunda As Jet ve ekürileri, fotofiniş anını, yarış sonrası turdan bir enstantaneyi ve ödül töreninde Süleyman Demirel’in eline yapışan Tinay’ı görüyoruz. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Tınay’a ödül takdimi de muazzamdı bu arada:
“Al bakalim Jokey”
Ve aşağıda da rahmetli Güntekin Alpay’dan son 400 metre. Okurken bir şeye benzemeyebilir ama canlı yayından gelen seyirci uğultuları eşliğinde Gultekin Alpay’ın haykırışları yarışı muazzam keyifli kılardı. Nur içinde yatsın.
Bir dahaki konumuz hiç bir yarışını uzak farkla kazanmayan efsane Arap atı Yavuzhan olacak. Bir kez Çay Güzeli’ni 2 boy gibi bir farkla geçmişti yanılmıyorsam. Ondan başka en fazla yarım boy…
- - - - - - - - - - - - -
600 ile 400 arasında son düzlük dönülüyor sayın yarışseverler.
Bariyer dibine yakın dönme avantajıyla 1.5 boy farkli liderliğini Lyra koruyor. Uğurkan’ın gayretlerine rağmen…
Koşunun son 400 metresi geçiliyor. En dış kulvardan da Tepel Kaşga’nın gayretleri var. Gene de Lyra 1 boy farklı liderliğini koruyor. Tepel Kasga’nın gayretlerine rağmen…
Koşunun son 200 metresine doğru geliyoruz. Orta kulvardan da Dartino’nun gayretleri var.
Kosunun son 200 metresi geçiliyor. Lyra bir boy farklı liderliğini koruyor.
Gerilerden, evet, As Jet’in de gayretleri var. As Jet ve Dartino geliyorlar. Az farkla Lyra onde. As Jet geliyor. Koşunun son metreleri. Potayı bulan at…
Evet, sayın yarışseverler. 68. Gazi Koşusu’nda As Jet ve Lyra arasında birinci ve ikincilik kararı varış hakemlerinin kararına kalıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)